Ana içeriğe geç
Sözlük

göçe ile cümle

göçe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1917 Ekim devriminden sonra ailesi Türkiye'ye göçetti.Az 1917-es októberi orosz forradalom után a család Finnországba költözött.
Daha sonra da Afrikalıların köleleştirilmesi ve zorla göçettirilmesi dönemi başladı.Ez időtől fokozódott az afrikaiak és a malgasok betelepítése.
Kaşkay Türkleri göçebe Türk toplumudur.Kuun szintén török népességnek tartja a szkítákat.
Üreme döneminden sonra eylül ayında Çin'in doğusuna göçen kuşlar Mart ayında geri dönerler.A törpegém vonuló madár, Magyarországról szeptemberben indul Dél-Afrikába, ahonnan csak májusban tér vissza.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Újoncként megállták a helyüket és egyszer sem voltak kieső helyen.
Bu tür göçertmelerin oldukça dikkatli yapılması gerekmektedir.Ezért az ilyen jellegű panaszokat is nagyon komolyan kell venni.
Ferhat Göçer / Seni Sevmeye Aşığım Remixes".Kertész-voltom miatt Istar (istennő) bizony belém szeretett.”
Sonra Göçebenin en iyi arkadaşlarından olur.Így Tóru egyik legjobb barátnőjévé válik.
Göçebe, Knut Hamsun kitabı.Knut Hamsun, Az éhség.
Bu göçebe yaşam yüzyıllardır devam etmekteydi.A koalíció évszázadokra fennmaradt.
Quetzaltenango'da doğan Arbenz Guatemala'ya göçeden İsviçreli bir eczacının oğludur.Arbenz Guzmán oli Guatemalaan muuttaneen sveitsiläisen apteekkarin poika.
II. Şapur, göçebe kralı Grumbates ile birlikte, 359 yılında Romalılar'a karşı ikinci seferini düzenledi.Sapor ja paimentolaiskuningas Grumbates aloittivat vuonna 359 uuden sotaretken roomalaisia vastaan.
Kuzeydekiler kışın güneye göçerler.Pohjoisimmat yksilöt muuttavat etelään talveksi.
Göçebe, 6 Mayıs 2008 tarihinde piyasaya sürüldü.Bilancia pidätettiin lopulta 6. toukokuuta 1998.
Her ikisi de İngiltere'den göçetmişlerdi.Kotimaassa Englannissa kumpikin floppasi.
Sonbaharda güneye göçeden bir kuş yakalanarak bir kafese konursa, ilginç bir olay gözlenir.Syksyllä ennen horrokseen vaipumista sammakko on aktiivinen päivälläkin.
Göçenlerin büyük çoğunluğu Balıkesir'e gitmektedir.Useimmat sen asukkaat ovat kalastajia.
Bütün bu faaliyetler köyün mevsimlik göçe yönelmesini engellemiştir.Kaiken tämän he tekivät pitääkseen kylän asukkaat poissa luolista.
İran'ın Sınır Boylarında Göçebeler.Aras Iranin rajalla.
Ajanlığından haberi olmayan eşi Ljuba Mankin ondan boşanacak ve ABD’ye göçecektir.Η σύζυγός του, Λιούμπα Μανκίν, που δεν γνώριζε το διπλό παιχνίδι του, τον χώρισε και μετακόμισε στις ΗΠΑ.
Kışları Sahra kıyılarına ve güneylerine göçeder.Το χειμώνα αποδημεί προς το Νότο κατά μήκος των ακτών.
Göçebe Türkmenlerin düzenleri bozuldu.Το στρατόπεδο των Τούρκων διαλύθηκε.
Eskilerde köyün halkı göçebe bir hayat sürermiş.Πολλοί λαοί στο παρελθόν πίστευαν σε μια κοίλη Γη.
Kriz, 1887 yılından bu yana İzlanda'dan en büyük göçe sebep oldu.Είναι ο ισχυρότερος σεισμός που πλήττει την Βιρτζίνια από το 1897.
Rediess'e 1.558 Yahudiyi göçe zorlayarak yok edilmesi görevi verildi.Rediess fik som opgave at udrydde 1.558 jøder, som var anset for sindssyge.
Bu sefer, ordusunun bütün gücünü ve göçebelerin desteğini de yanında götürdü.Denne gang med fuld militær styrke og med nomadernes støtte.
Tibetliler, Tibet ve Himalaya bölgesinde göçebe bir yaşam sürdürürler.Mange tibetanere lever nomadisk i Tibet og i Himalaya.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Personerne, der udvandrer, betegnes udvandrere eller emigranter.
Bu durum göçerler ile yerleşikler arasında çatışmalara yol açtı.Her stod slaget mellem nybyggere indbyrdes.
Yerleşim bölgelerinden bazıları höyüklerde yaşayanlara, bazıları da göçebelere aittir.En del af beboerne i almene boliger er personer med særlige boligbehov.
Kuzeyde Hazarlar ve diğer Türk göçebe kabileleri imparatorluğun kuzey vilayetlerine sık sık saldırdılar.Nordfra angreb khazarer og andre tyrkiske nomader ofte rigets grænseprovinser.
Ak Hunlar, genel olarak göçebe bir yaşam sürüyorlardı.Voksne tigre fører generelt et solitært liv.
Bundan dolayı bu Türkmenler'e göçebe de denilmektedir.Området kaldes også Turkmeneli.
Göçebedir ve bir yerde uzun süre kalmaz.Nu er de udstødte og hører ikke hjemme nogle steder.
Göçebe: Melanie Stryder'in içine yerleştirilen ruh.Vandrer er hovedpersonen, en Sjæl der er indsat i Melanie Stryders krop.
Yaylalar gelen nüfus açısından dört guruba ayrılırlar: Göçebelerin kullandığı yaylalar.I Four Swords Adventures bor de i telte i The Desert of Doubt.
Çok eski zamanlardan beri kurak çöl kuşağını iki tür topluluk yurt edinmiştir: Göçebeler ve yerleşik olanlar.For længe siden regerede to racer ligeværdigt over Jorden: Menneskene og uhyrerne.
Hayvanlarda da çeşitli sebeplerden dolayı göçe rastlanmaktadır.En del dyr livnærer seg nesten utelukkende på åtsler (slik som mange gribbearter).
Ölen kimseler de bu geçitten (Yer’in göbeği) geçerek öte- âleme göçerler.Da reiste de døde seg fra gravene og gikk løs på forfølgerne som rømte.
Bunlar yarı göçebe, gizli kalıtsal bilgi iletimi olan (babadan oğula geçen) akraba insanlardır.Medianen er «midt på tabellen» hvis resultatene settes opp i synkende (eller stigende) rekkefølge.
Şehir, 1639 yılında bir göçebe Budist manastırı merkezi olarak kurulmuştur.Byen ble grunnlagt i 1639 som en nomadisk buddhistisk klosterlandsby.
Kriz, 1887 yılından bu yana İzlanda'dan en büyük göçe sebep oldu.Det ble omtalt som den verste stormen siden 1837.
Göçenlerin büyük çoğunluğu Balıkesir'e gitmektedir.Mesteparten av fisken går direkte til konsum.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Øya har ingen bebyggelse, og har aldri hatt fast bosetning.
Göçebe'yi öldürme teşebbüsünde bulunmuştur.Hun blir besatt etter å drepe haien.
Onun için çoğumuz aradığımız tapınağa varamadan yolda göçeriz.Deretter gikk de til toppen av tempelet hvor de ville motta neste ledetråd.
Sonbaharda tropikal Afrika'ya göçer ve Nisan sonu ya da Mayıs başında geri döner.Steinskvetten trekker til tropisk Afrika i august-september og kommer tilbake i april-mai.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Internt fordreven person er betegnelsen på noen som er på flukt i eget land.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Orang yang melakukan emigrasi disebut emigran.
Her ikisi de İngiltere'den göçetmişlerdi.Kedua tim ini berasal dari Inggris.
Aşırı derecede göçebedirler ve sürekli olarak uygun yaşam alanı arayışı içindedirler.Mereka menjalani hidup abadi dengan makmur dan sempurna di alam baka.
Kısmen göçebe olan bu kuşlar, genellikle vahşi bambu tohumlarının bol olduğu bölgelerde yuvalarını kurarlar.Selain dari teror-teror itu, rumah itu sering di kelilingi bau-bau kentang yang sedang direbus.
Göçebe geleneklerini çok güzel yansıtırlar.Mengisap cerutu menjadi kebiasaan yang sangat elegan.
Ian O'Shea: Göçebe'nin aşkıdır.Sona O’Rama Dicubit Cinta Cipt.
Birleşik Krallık, Saint Helena ve Şili'den göçenler neticesinde nüfusun azalması önlenmektedir.Nhập cư từ Anh Quốc, đảo Saint Helena, và Chile giúp đảo ngược hiện tượng suy giảm dân số.
Kuzeyde Hazarlar ve diğer Türk göçebe kabileleri imparatorluğun kuzey vilayetlerine sık sık saldırdılar.Ở phía Bắc, dân Khazar và những cư dân du mục gốc Thổ thường xuyên tấn công các tỉnh phía Bắc của đế quốc.
Her ikisi de İngiltere'den göçetmişlerdi.Hai trong số các chương trình đó xuất xứ từ nước Anh.
Ailesiyle birlikte Saint-Andiol kentine göçer.Nó tiếp cận với Saint-Avold.
Diğer bölgelerde bu tarz bir göçe rastlanmamıştır.Nhưng người ta không tìm thấy gì khác nữa trong khu vực.
Domuz yetiştirmemek diğer göçebe halklarda da sık görülen bir özelliktir.Ở một số nước giết mổ lợn truyền thống là một sự kiện đặc biệt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod