Uzun süreli göçmendir, kışları Afrika'ya göçer.C'est un migrant à longue distance, se déplaçant en hiver en Indonésie.
Alanlar da, İskitler gibi, göçebe bir kavimdi ve onlara yakın bir dil konuşuyorlardı.Les Menteşeoğulları avaient comme capitale Beçin à proximité de Milas.
Orta ve Kuzey Norveç bölgelerinde, Samiler, göçebe olarak ren geyiği gütmeye devam etti.En parallèle, plus au nord et à l'est, les Samis conservent leur mode de vie de chasseur-cueilleur.
Berlin her zaman göçe uğramış olan bir şehirdir.La Belgique est depuis toujours un carrefour européen pour le commerce mondial.
M.S. 936-45'te Mançurya'da göçebe bir halk olan Hitaylar, kuzey Çin'in bir bölümünü fethetti.Entre 936 et 945, les Khitans, un peuple nomade de Mandchourie, ont conquis une partie du Nord de la Chine.
Valinor'dan göçerken, Oromë'nin hediyesi olan köpeği Huan'ı da yanına almıştır.Proche du Vala Oromë, celui-ci lui offre le chien Huan.
Bu tarih görüşünde Türkler, Orta Asya'daki göçebe aşiretler olarak anlatılıyordu.Cette technique aurait été rapportée par les Vikings ayant voyagé en Asie centrale.
Yirmisine gelene kadar annesiyle birlikte göçebe hayatı yaşadı.Il vécut avec sa mère à la Manufacture jusque l'âge de vingt-trois ans.
Diğer bölgelerde bu tarz bir göçe rastlanmamıştır.Un tel profil n'apparaît nulle part ailleurs dans la région.
Teksas’tan Florida’ya göçen Bush, 1999-2007 arasında 43. Florida valisi olarak görev yapmıştır.Jeb Bush, gouverneur de la Floride de 1999 à 2007.
Bazen kışlarını geçirmek üzere Amerika ve Kanada'nın sahillerine göçederler.Il peut occasionnellement être trouvé en hiver le long des côtes du Canada et des États-Unis.
Hunlar ev yapamaz çünkü göçebe bir uygarlık olduğu için yerleşik bir hayat sürmemişlerdir.Ils n'ont par exemple pas le droit de vote s'ils ne disposent pas d'une résidence permanente en Hongrie.
Köy halkı Mayıs ayının ortalarından itibaren yaylalarına göçerler.Les femelles sortent de leur tanière avec leurs petits vers le mois de mai.
Orta Asya'nın göçebeleri (köçerileri) yerleşik düzenli halklardan çok farklı bir dünya görüşüne sahiptirler.Les Yaquis ont une perception du monde très différente des tribus avoisinantes.
Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı.Puis il voyage beaucoup comme matelot.
Orta Dünya'da "Edain"i (Batı'ya göçen ilk insanlar) ilk gören kişidir.Il est l'un des premiers à voir dans le Tiers état la « nation ».
Çingenelerin göçebe yaşam tarzı yerleşik toplumlarınkinden çok farklıdır.De nos jours, le mode de vie des Istro-roumains ne diffère pas de celui de la population majoritaire.
Bu periyoda aynı zamanda Erken Göçebe Dönemi de denilmektedir.On admet par ailleurs que ce type d'industrie est précoce.
Toplu olarak göçen bir kısım köylüler şu anda öte köy denilen mevkiye yerleşmiştir.Dans un futur lointain… Des humains s’installèrent sur une planète appelée Io.
Her ikisi de İngiltere'den göçetmişlerdi.Ambos provenían de Londres.
2006, Transpozisyonlar: Göçebe Etik Üzerine, Cambridge: Polity Yayınları, s.304.2006, Transposiciones: En Nómada Ethics, Cambridge: Polity Prensa pp. 304.
Ölen kimseler de bu geçitten (Yer’in göbeği) geçerek öte- âleme göçerler.Los que no fueron alcanzados y muertos huyeron despavoridos hacia el desierto.
Daha sonra da Afrikalıların köleleştirilmesi ve zorla göçettirilmesi dönemi başladı.Comenzó, entonces, el ingreso de esclavos africanos.
1994, Göçebe Özneler.1994. Guía del viajero.
Köye göç edenler beraberinde Ordu'dan gelen göçerlerle de etkileşime geçmiştir.Cuando toquéis alarma, entonces moverán los campamentos de los que están acampados al oriente.
Birçok kanunla, İsrail, göçen Filistinlilerin geri dönmesini engelledi.Israel aceptó, en principio, permitir el regreso de un número de refugiados palestinos.
Göçebe, Stephenie Meyer kitabı.Crepúsculo, el libro de Stephenie Meyer.
Bunların bir kısmına Roma topraklarından göçenler yerleşti.Una parte de estas tierras sería asignada a colonos romanos.
Üreme dönemini Japonya'da geçiren balıkçıl kışları Filipinler ve Endonezya'ya göçer.Se reproduce en Japón, y pasa el invierno en las Filipinas e Indonesia.
2014, Göçebe Bir Özne Olarak Düşünmek, ICI Berlin.Como título alternativo se pensó en Solo en Berlín.
Buda batıya göçe neden olmaktadır.Hacia el Buda desde el Occidente.
Ferhat Göçer Zeynep DizdarJuventud El Molar CEPA El Molar
Toplam nüfusu 4.340.000 kişidir ve bu nüfusun % 0.7'si göçebe kabilelerden oluşur.Sólo 4.194 personas fueron miembros de este grupo, lo que equivale al 0,03% de la población.
Bu işgal hareketi bir milyona yakın Müslüman’ı göçe zorladı."Vacationing En la Tierra De un millón de Sonrisas".
Bu dönemde Avarlarda göçebe hayattan yerleşik hayata geçiş gözlemlenmektedir.Durante este recorrido s ven ciervos en libertad.
Göçebeler ve Selçuklular ülkeyi istila etmiş ve Gürcülerin topraklarına yerleşmeye başlamışlardı.Empezaron a llegar más policías y judiciales, y se empezaron a subir al techo por las paredes.
Sonradan yakın yüzyılda konar göçer Beritanlılar iskan edilmişlerdir.A partir de entonces los clubes fuertes de la primera década irían siendo desplazados.
Bunlar göçebe ve yerleşik yaşayanlara acı deneyimler yaşattılar.Llega a ser muy perjudicial para las personas y seres vivos que aquí habitan.
Köyü oluşturan halkın çoğu daha önce göçebe olup daha sonra yerleşik hayata geçen halktan oluşmuştur.La construcción del mismo anegó parte del pueblo que tuvo que ser posteriormente reconstruido.
Ölen kimseler de bu geçitten (Yer’in göbeği) geçerek öte- âleme göçerler.Quelli che morirono diventarono i Mainati, quelli invece che sopravvissero diventarono appunto gli Yozi.
Kriz, 1887 yılından bu yana İzlanda'dan en büyük göçe sebep oldu.La crisi interna ha portato alla più grande emigrazione dall'Islanda dal 1887.
Bu göçebeler, Sierra San Francisco dağ sırasındaki mağaralarda yaşıyorlardı.Questi vagabondi vissero al riparo delle grotte nella catena montuosa di Sierra San Francisco.
Köye göç edenler beraberinde Ordu'dan gelen göçerlerle de etkileşime geçmiştir.La città sta già piangendo i dispersi, quando la ciurma ricompare.
Üreme döneminden sonra eylül ayında Çin'in doğusuna göçen kuşlar Mart ayında geri dönerler.Dopo la riproduzione, le cicogne migrano verso la Cina orientale in settembre e ritornano a marzo.
Berlin her zaman göçe uğramış olan bir şehirdir.Berlino era comunque una città in continua crescita.
Buda batıya göçe neden olmaktadır.Il buddhismo in Occidente.
Bozulus Türkmenleri Tabanlı Aşireti, Horasan'dan göçerek bugünkü Balâ ilçesi topraklarına gelmişlerdir.Insieme ai Khoikhoi, questi boscimani migrano verso sud, raggiungendo l'attuale Capo di Buona Speranza.
Bunların bir kısmına Roma topraklarından göçenler yerleşti.Da più parti arrivano i nuovi abitanti di Roma.
Cücelerin büyük çoğunluğu göçebe bir millet haline geldi.La folla caotica divenne una massa ordinata di popolo.
Köy, göçebe aşiretler tarafından kurulmuştur.La città fu fondata da gruppi di Gujar.
2011b, Göçebe Kuramı.2011-, fino al giu.
1994, Göçebe Özneler.2004 Storia di un gatto profugo.
Tüm türleri göçmendir ve kış mevsiminde daha sıcak sulara göçerler.È un migratore, in inverno si sposta in acque più calde.
Bu göçerlerin bir kısmı 1970-1980 yılları arsında yerleşik hayata geçmiş ve tarımla da uğraşmışlardır.Interi paesi tra gli anni Quaranta e gli anni Settanta si spopolarono a causa di questo fenomeno.
Montparnasse'lı Kiki, özgür ve göçebe yaşamıyla tanınırken hiçbir zaman kendine ait bir mülk edinmedi.Vivendo in quella che si chiama la Mongolia Interna, non hanno mai ritrovato la loro indipendenza.
Beş ila elli arasında birey içeren göçebe sürüler hâlinde yaşarlar.Essi erano in grado di trasportare da cinquanta a cento uomini alla volta.
Göçebe hayat tarzı birçok uzun ömürlü yiyecek çeşidinin gelişmesine neden olmuştur.Кочевой образ жизни привёл к формированию широкого ряда продуктов длительного хранения.
Köye göç edenler beraberinde Ordu'dan gelen göçerlerle de etkileşime geçmiştir.Самый безопасный - пройти в город вместе с послушниками.
Bunda bu göçebe toplumların yaydığı veba salgını da bunda önemli rol oynadı.В решении этих вопросов большую роль играет общество глухих.
Sonbaharda tropikal Afrika'ya göçer ve Nisan sonu ya da Mayıs başında geri döner.Осенью мигрирует в тропическую часть Африки, возвращаясь на родину в конце апреля—начале мая.