Biz onu, cehennem ateşini bir andırma ve çöllerde konup göçenlere bir fayda olarak halkettik.We have made it as a reminder and convenience for the needy.
Bu küstahlıktan ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar göçecektir.Which would cleave the skies asunder, rend the earth, and split the mountains,
Sonradan inanıp göçen ve sizinle beraber savaşanlar da sizdendir.And those who believed afterwards and migrated and strove along with you: they belong to you.
Göçebe Araplar: "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat 'İslam olduk' deyin.The dwellers of the desert say: We believe.
BJP bu tedbirlerin Bangladeş'ten gelen yasa dışı göçe karşı korunmada gerekli olduğunu söylemekte.The BJP says these measures are a necessary defense against illegal immigration from Bangladesh.
İki bakan kaçak göçe karşı ortak mücadele konulu bir anlaşma da imzaladı.The two ministers also signed an agreement on the joint battle against illegal immigration.
Binlerce kişi evlerinden göçe zorlandı.Thousands of people were forced to flee their homes.
Boy ulusları arasında ve neredeyse tüm göçebe kültürlerde görülür.It occurs amongst tribal nations and practically in all the nomadic cultures.
Bunlardan biri, Yaratıcı'nın Kazakistan göçebelerine sadece kurak bozkırlar bıraktığını anlatır.One of them explains that the Creator only left arid steppes to the nomads of Kazakhstan.
Ancak, bu göçebeler bölgede kalıcı yerleşim yapmadılar.[1]However, they did not make permanent settlements.[53]
Hazarlar ve Hunlar gibi göçebeler Hun ve Hazar döneminde bölgeye saldırılar düzenlediler.Nomads such as Khazars and Huns made incursions during the Hunnic and Khazar era.
Bu nüfus sırasıyla göçebe ve yerleşikti.Those populations were nomadic and settled, respectively.
Yunan pizzası 1954'te Arnavutluk'tan Connecticut'a göçen Yunanlar tarafından icat edilmiştir.Greek pizza was invented by a Greek from Albania in Connecticut in 1954.
1980'lere gelindiğinde, güçlü bir Fin ekonomisi İsveç'e büyük ölçekli göçe son verdi.By the 1980s, a strong Finnish economy had brought an end to large-scale migration to Sweden.
Göçebe yaşam tarzı 1958'de yasaklandı.The nomadic way of life was banned in 1958.
1417'den itibaren Roman göçebelerin büyük dalgaları kaydedildi.Major waves of Romani nomads were recorded from 1417 onwards.
Nüfus esas olarak sığır yetiştiriciliği ile uğraşır ve çoğunlukla göçebe olarak görülür. [2]The population is mainly engaged in cattle breeding and is most often seen as nomads.[2]
Göçebelerin Tanrısı Amurru ile evlidir ve 'Çölün Kraliçesi' olarak dA bilinir. [1]Married to Amurru, the God of Nomads, she's known as 'Queen of the Desert.'[1]
Fatma Müge Göçek, Türk sosyolog ve Michigan Üniversitesi'nde profesördür.[1]Fatma Müge Göçek is a Turkish sociologist and professor at the University of Michigan.[1]
MÖ ilk binyılda Tarım Havzası'nda Hint-Avrupalı Yüeçi göçebeleri yaşıyordu.In the first millennium BCE the Tarim Basin was inhabited by the Indo-European Yuezhi nomads.
Kuzeyde, güney Sibirya'dakin Dingling de dahil olmak üzere bir dizi göçebe topluluğu ele geçirdi.To the north he conquered a number of nomadic peoples, including the Dingling of southern Siberia.
Güçleri, 376'da göçebe Hunların saldırılarıyla zayıfladı.Their power collapsed under attacks by the nomadic Huns in 376.
Göçebe Nogay ordularının siyasi bağımsızlığı sonunda kayboldu.The political independence of the nomadic Nogai hordes was finally lost.
Taşıma kayışına ve küçük boyutuna, göçebe kullanıma uyarlamalar dikkate değerdir.Note the strap for carrying it and its small size, adaptations to nomadic use.
Kabile büyüklerinin otoritesi, göçebe nüfus arasında güçlü bir etki olmaya devam ediyor.The authority of tribal elders remains a strong influence among the nomadic population.
Farklı ülkelerde yaşayarak göçebe bir yaşam sürdü.She led a nomadic life, living in different countries.
Bu durum bölgeden kitlesel göçe neden olmuştur. [1]This prompted mass migration out of the area.[1]
Bu lehçe, Kırım (Nogay) bozkırının eski göçebe sakinleri tarafından konuşulmaktaydı.This dialect was spoken by former nomadic inhabitants of the Crimean (Nogay) steppe.
IŞİD'in çekirdek bölgesindeki göçebe kabilelerle uğraşmaktan sorumlu.Responsible for dealing with nomadic tribes in the core region of IS.
120 (1): 363–364. doi:10.1093/ahr/120.1.363a. ↑ Göçek (2015).120 (1): 363–364. doi:10.1093/ahr/120.1.363a. ↑ Göçek, Fatma Müge (2015).
Göçerlar dilsel ve dini açıdan çeşitlidir.Gujjars are linguistically and religiously diverse.
Eurale içinde Sha'ahoul adında göçebe bir ırk vardır.Within Eurale is a nomadic race called the Sha'ahoul.
Göçebelerin hayvanlarını su içmek için getirdikleri dağlarda yer alıyordu.It was situated in the mountains where nomads brought cattle to drink.
Kırgız müziği, göçebe ve kırsaldır.Kyrgyz music is nomadic and rural, and is closely related to Turkmen and Kazakh folk forms.
Baba İlyas'ın yardımcısı olan Baba İshak, göçebe Türkmenleri örgütledi ve onları bir ayaklanmaya hazırladı.Sein Helfer Baba Ishak organisierte die Turkmenen und bereitete sie auf einen Aufstand vor.
Hayvanlarda da çeşitli sebeplerden dolayı göçe rastlanmaktadır.Auch erscheinen Tiere als Vahana (Reittier) zahlreicher Götter.
Ölen kimseler de bu geçitten (Yer’in göbeği) geçerek öte- âleme göçerler.Teilweise lässt man sie auch stehend absterben, etwa nach Entfernen der Rinde (Ringelung).
1994, Göçebe Özneler.Trier 1997 Der Ägyptenreisende.
Sonra Göçebenin en iyi arkadaşlarından olur.Sie werden zu den treuesten Verbündeten der Terraner.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Ruhelos wanderte ich umher und fand keinen festen Wohnsitz.
Bu durum göçerler ile yerleşikler arasında çatışmalara yol açtı.Dies führte zu Konflikten mit dort ansässigen Einwohnern.
Daha önce göçebe hayatı yaşayan Avşar Boyları'ndandır.Ein Krokodilkult, früher mit Menschenopfern, besteht.
Sonbaharda tropikal Afrika'ya göçer ve Nisan sonu ya da Mayıs başında geri döner.Diese Art zieht im Juli nach Afrika und kommt Ende April oder Anfang Mai wieder in ihre Brutgebiete.
Bu genellikle göçebe olan insanlar için bir kimlik belgesi şeklindedir.Dies wird meistens als Türkisch-Test für Ausländer angewendet.
Oysa Çingenelerin çok azı günümüzde göçebedir.Heute sind Giraffen fast überall selten.
Köye göç edenler beraberinde Ordu'dan gelen göçerlerle de etkileşime geçmiştir.Städte, die außerhalb standen, blieb es unverwehrt, einem der Bünde beizutreten.
Bunları göçe zorlayan nedir?Was hat der Westen damit gemacht?
Yemen’den göçen Yahudilerin birçoğu, Bezalel’insanatçıları oldu.Viele Binnenvertriebene im Jemen waren für humanitäre Organisationen schwer zu erreichen.
2014, Göçebe Bir Özne Olarak Düşünmek, ICI Berlin.Jüdisches Museum Berlin 2014: A Guide to Berlin.
Türkiye'de tarımda yaşanan kriz mahallede göçe neden olmuştur.Das Besondere an Bahrain ist, dass das Rennen in der Wüste stattfindet.
Böylece yerleşik halk ile göçebeler her zaman yakın ilişki içinde olmuşlardır.Die auf dem Land gebliebenen Verwandten nehmen sich meist den Geistern der Fortgezogenen an.
Çingenelerin göçebe yaşam tarzı yerleşik toplumlarınkinden çok farklıdır.Die Kultur der Eroberer unterschied sich grundlegend von der städtischen Lebensweise der Römer.
Her ikisi de İngiltere'den göçetmişlerdi.Den beiden Kindern gelang die Flucht nach England.
Afrika ve Asya'da ise göçebe hayvancılık görülür.Neben dem eigenen Bestand werden Tiere aus Asien und Afrika importiert.
Her ikisi de İngiltere'den göçetmişlerdi.Tous deux sont originaires d’Angleterre.
1994, Göçebe Özneler.1994 : Immigrant.
Şehir bundan sonra Beyaz Rus göçemlerinin önemli bir merkezi oldu.La ville est devenue par la suite un centre important de la communauté juive, et de Russes blancs émigrés.
Sui ve Tang Hanedanlıkları kendi zamanlarında etraflarındaki göçebe topluluklara karşı seferle düzenlediler.Xi'an et humains ont partagé des relations tumultueuses au cours des âges.
Göçebe, Knut Hamsun kitabı.Esclaves de l'amour d'après Knut Hamsun.
Kuzeydekiler kışın güneye göçerler.Les oiseaux nordiques se déplacent vers le sud en hiver.