göçü ile cümle
göçü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı kaynaklara göre ise İrandan göçüp gelmişlerdir.Andere bronnen beweren echter dat hij uit Portugal komt.
Tarih boyunca çok sayıda Çin dış göçü dalgası (Çin diasporası olarak da bilinir) yer almıştır.Er zijn in de loop van de Chinese geschiedenis zeer veel Chinezen geëmigreerd naar het buitenland.
Köyden kente göçün yaşandığı köyde ayrıca mevsimlik işçi göçü de olmaktadır.Behalve de gehele dorpsbevolking waren hiervoor ook nog seizoensarbeiders van buiten nodig.
İşte bu göçük kara delik olarak adlandırılır.Ciało takie nazywamy czarną dziurą.
Britanya İmparatorluğu büyük miktarda insan göçünden sorumludur.Imperium brytyjskie jest również odpowiedzialne za wielkie migracje ludności.
2000-yıldan beri başka taraflardan göçüp gelenler olmuş.Od 2000 roku po spełnieniu określonych warunków mogą to być również obywatele innych państw.
13 Ekim - Şili'de göçükte mahsur kalan 33 madenci kurtarıldı.13 X 2010: Akcja ratownicza 33 górników zasypanych w kopalni w Chile.
Zamanla bu, köyden şehre göçü hızlandırmıştır.Wydaje się, że mieszkańcy opuścili miasto w pośpiechu.
Bazı kaynaklara göre ise İrandan göçüp gelmişlerdir.Inne źródła zaprzeczają jakoby miał pochodzić z Rzymu.
Tarih boyunca çok sayıda Çin dış göçü dalgası (Çin diasporası olarak da bilinir) yer almıştır.Finansowanie (długoterminowy kredyt) zapewniła strona chińska.
Ruh göçü fikri bu filozoflarda da bulunur.Temat ten pojawia się też wśród filozofów.
Taksi (biyoloji), Göçüm.Taxi och Flygtaxi (förbokas).
1952'de geçen film genç İrlandalı bir kadının Brooklyn'e yaptığı göçü konu ediniyor.Filmen handlar om en ung irländsk kvinna som emigrerat till Brooklyn år 1952, där hon snabbt blir förälskad.
"BEYİN GÖÇÜ: GEÇMİŞTE, GÜNÜMÜZDE VE GELECEKTE". dergipark.gov.tr.Förr, nu, under omdaning och i framtiden”, Kungl.
Onların göçü için gemiler bile tedarik etmişti.Det tillhandahölls till och med transportfartyg för detta ändamål.
2000-yıldan beri başka taraflardan göçüp gelenler olmuş.Det har hänt en del saker på den ryska sidan efter 2000.
Göçücü kuşlardır.Stannfåglar.
Erişim tarihi: 2008-08-26. ^ "Bu göçük ilkinden daha çok can yaktı".ESA 2008-07-16, länkad 2008-11-06. ^ Spåren ledde honom längst ut.
Ancak işçi göçü, turist pasaportuyla ve siyasi iltica talebiyle devam etti.Däremot fortsatte nöjesresandet och turandet, samt gångpassagerare och pendlare.
İskandinav mitolojisinde de ruh göçüne ilişkin öğeler bulunmaktadır.Inom nordisk mytologi omtalas händelsen Ragnarök.
Helvetler göçü ilerlemeye devam etti.Іспанці продовжували свій шлях.
Göçük altından kurtulan kişi başta sağlıklı gözükebilir.На перший погляд пустеля виглядає неживою.
Bu politikası gayet güçlü olan Bahri Memluklularıni kliğini ondan gocundurdu.Саме така політика задовольняла його консервативний характер.
"BEYİN GÖÇÜ: GEÇMİŞTE, GÜNÜMÜZDE VE GELECEKTE". dergipark.gov.tr.«Політична ідеологія: минуле, сучасне, майбутнє», Фонд політичних стратегій ім.
Günümüz tarihçileri böylesi bir göçün gerçekleştiğini kabul ediyorlar.Сучасні історики підтверджують існування такого водно — сухопутного шляху.
İlk göçün ardından Bağdat'taki Yahudi sayısı yüz binlerden beş binlere düştü.Po počáteční emigraci poklesla židovská populace v Bagdádu ze 100 000 na 5 000.
Ot Göçü; Bahardan sonra, yaz basında toplu olarak yaylaya çıkılmasıdır.Naopak tomu je v létě, kdy je se pozdě stmívá a brzo svítá.
Bu operasyonla İsrail tarihinin en büyük göçünü almıştır.V této pozici se zúčastnil nejslavnějších operací izraelských zpravodajských služeb.
1989'da ise Aral Gölü ikiye ayrılır: Göçük göl (kuzey) ve Büyük göl (güney).V roce 1987 se jezero rozpadlo na dvě oddělená jezera Severní (Malé) a Jižní (Velké) Aralské jezero.
Ancak hiçbir kelebek hem kuzeye hem de güneye göçü gerçekleştiremez.Žádný druh se nevyskytuje současně na severní i jižní polokouli.
Kavimler Göçü, günümüz Avrupa devletlerinin temellerinin atıldığı önemli bir olaydır.Národy nejsou dílem náhody : příčiny a předpoklady utváření moderních evropských národů.
1952'de geçen film genç İrlandalı bir kadının Brooklyn'e yaptığı göçü konu ediniyor.Acțiunea filmului are loc în 1952 și prezintă viața unei tinere irlandeze care imigrează în SUA, în Brooklyn.
Filistin'de, Yahudi göçü ekonominin kalkınmasına katkı sağladı.În Palestina, imigrația evreiască a dus la o creștere a economiei.
Yahudilerin Filistin'e geniş çaplı göçü 1882'de başladı.Pe scară largă, imigrația evreilor în Palestina a început în 1882.
Bazı kaynaklara göre ise İrandan göçüp gelmişlerdir.După unele surse, se presupune că ar fi de origine română.
Rus halkının göçü ise 2000 yılında 359.000 iken 2009 yılıdna 32.000 inmiştir.Numărul de emigranți ruși a scăzut constant, de la 359,000 în 2000 la 32.000 în 2009.
Bu göçün faydalı yönleri de yok değildi.Nu are niciun rost acest subterfugiu.
Floating tone Göçüşme (Metatez): Bir kelimede seslerin ya da hecelerin yer değiştirmesidir.Metateza este o modificare fonetică produsă de schimbarea locului sunetelor sau al silabelor dintr-un cuvânt.
Bolivya'ya ilk büyük Yahudi göçü 1930'larda başladı ve 1942'deki Yahudi nüfusu 7000'di.Piatra de temelie a acestei instituții a fost pusă în anul 1912, cand la Haifa trăiau 3.000 evrei.
İlkbahar aylarında yaylaya göçülür ve yaz boyunca tarla, bağ-bahçe işleriyle meşgul olunur.Se întâlnește cu Norica într-o zi de vară, aceasta este chelneriță într-un bufet.
Helvetler göçü ilerlemeye devam etti.Japonezii au continuat luptele în tranșee.
Desdemona babasının bu iddiasından goçunup gayet üzgün düşmüştür.Időközben Desdemonát az apja megvetéssel és utálattal bünteti.
O sıralarda göçük altında kalan işçilerin bunda etkisi büyüktür.Később ezt a munkát az időközben kifejlődő dolgozók veszik át.
Helvetler göçü ilerlemeye devam etti.A géptulajdonosok lépést tartottak a fejlődéssel.
Eski Saray’dan göçün kesin tarihi belli değildir.A hanza-város korábbi kikötőjének pontos helye ismeretlen.
Aynı zamanda elektron göçüne daha az duyarlıdır.A talaj iránt kevésbé érzékeny.
"BEYİN GÖÇÜ: GEÇMİŞTE, GÜNÜMÜZDE VE GELECEKTE". dergipark.gov.tr."Immunterápia: múlt, Jelen, Jövő".
1952'de geçen film genç İrlandalı bir kadının Brooklyn'e yaptığı göçü konu ediniyor.Elokuva sijoittuu vuoteen 1952 ja kertoo nuoren irlantilaisnaisen maahanmuutosta Brooklyniin.
Türkiye'den Afganistan'a genellikle işçi göçü olmuştur.Portugali on ollut perinteisesti siirtolaisia luovuttava maa.
Amerikan Devrimi, Amerika'ya olan göçü sekteye uğrattı.Yhdysvaltalainen kenraali, joka vaihtoi puolta.
Sömürge hükümeti tehcir yoluyla Çin göçünü kısıtlamaya çalışınca gerginlik arttı.Jännitteet kasvoivat kun siirtomaahallitus yritti rajoittaa kiinalaisten muuttoa karkotuksilla.
30 işçi göçük altında kaldı.Loput 30 miestä jäivät kateisiin.
Helvetler göçü ilerlemeye devam etti.Lohkovoittajat jatkoivat välieriin.
Yahudilerin Arap topraklarından toplu göçü).Sitä käyttävät arabimaista kotoisin olevat juutalaiset.
Göçük altından kurtulan kişi başta sağlıklı gözükebilir.Ulkopuolisille hän vaikuttaa vielä terveeltä.
Bu göçün takriben 14. yüzyılda gerçekleştiği söylenir.Tämän muuttoliikkeen uskotaan tapahtuneen 1400-luvun aikana.
Filistin'e ciddi Yahudi göçü 1882 yılında başlamıştır.Η μεγάλης κλίμακας μετανάστευση των Εβραίων στην Παλαιστίνη ξεκίνησε το 1882.
Yunanistan'a göçünce çok büyük zorluk çekmişler.Η Ελλάδα κατέλαβε την τρίτη θέση.
Bu Filmde bir ruh göçü anlatılmaktadır.Το υπόλοιπο της ταινίας αφορά ένα σχέδιο απαγωγής.
Bu, Ezidi sakinlerinin toplu göçüne neden oldu.Αυτό είχε ως επακόλουθο το γενικό ξεσηκωμό των Μανιατών.