göçü ile cümle

göçü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Böyle olunca da, en fazla göçün Doğu Almanya'dan olması kaçınılmazdı.Antes de la reunificación alemana era el punto más septentrional de la Alemania del Este.
Bunu diğer fagositlerin göçü izler.Es objeto de burla por parte de las otras mujeres.
Bunun üzerine ağa "andolsun daha sıcak bir yere göçüp gideceğim." der.Poi dirà: «Mi sono offerta intieramente».
Elohist hikâye İbrahim'in göçüyle başlar.Il suo astro cominciò a declinare assieme a quello di Ibrahim.
Bu balık türünün dışında yöresel olarak gocut olarak adlandırılan bir balık türü de avlanmaktadır.Oltre a questa specie di pesci, viene pescato localmente un tipo di pesce chiamato gocut.
Bu göçü şimdiki yerleştikleri yere yapmışlardır.L'edificio passò quindi ai suoi discendenti.
Yunanistan'a göçünce çok büyük zorluk çekmişler.Al terzo minuto viene assegnato un rigore a favore dell'Ungheria.
Göçün sonunda toprağa "keçe çadırları" kurulurdu.Apparterrebbero a questo periodo le tombe a forno di "Scalaricotta".
Britanya İmparatorluğu büyük miktarda insan göçünden sorumludur.In passato, l'impero britannico fu responsabile di grandi migrazioni di popoli.
Ancak hiçbir kelebek hem kuzeye hem de güneye göçü gerçekleştiremez.Touissant non li poté scacciare né al nord né all'ovest.
Mevsimlik tarım işçilerinin göçü gibi.Produttori con specialità di stagione.
Türklerin ikinci büyük geri göçü, Büyük Buhran sırasında olmuştur.La seconda fase del referendum, invece, si svolse durante tutto l'arco del girone di ritorno.
Elohist hikâye İbrahim'in göçüyle başlar.ابراهيم اول‎ — İbrâhîm-i evvel, тур.
Bunun üzerine ağa "andolsun daha sıcak bir yere göçüp gideceğim." der.И сказал: «Заставил я свиньей согнуться самого могучего из свеев!»
Genel olarak Batı Avrupa Yahudilerinin Osmanlı'ya göçü Osmanlı yetkililerince hoş karşılandı.В целом переселение евреев из Западной Европы было встречено властями доброжелательно.
1989'da ise Aral Gölü ikiye ayrılır: Göçük göl (kuzey) ve Büyük göl (güney).В 1989 году море распалось на два изолированных водоёма — Северное (Малое) и Южное (Большое) Аральское море.
Helvetler göçü ilerlemeye devam etti.Демоны вернулись, чтобы продолжить Пылающий поход.
1882'de ailesi Chicago'ya göçüp yerleşti.В 1882 году их семья иммигрировала в Чикаго.
Dış göçün ana sebeplerinden biri yetkililerin evde dahi Türkçe konuşulması için baskı yapmalarıydı.Одной из причин эмиграции было давление властей с требованием перехода на турецкий язык, в том числе в быту.
Bu göçü şimdiki yerleştikleri yere yapmışlardır.Беглецы поселились на нынешней территории.
Göçürmeler, dağıntılar insanların burada yaşamak umutlarını mahvediyordu.Частые переселения, разрушения наносили удар по надеждам жителей обосноваться в этом городе.
Bazı kaynaklara göre ise İrandan göçüp gelmişlerdir.Согласно другим преданиям, он был из Ирландии.
Onların göçü için gemiler bile tedarik etmişti.Также они служили на кораблях снабжения.
Milattan önce 2. binyıl ile 3. binyıl arasında ülke topraklarına Hint-Avrupa halkları'nın göçü başladı.В начале 2 тысячелетия до н. э. началось переселение индоевропейских народов.
"BEYİN GÖÇÜ: GEÇMİŞTE, GÜNÜMÜZDE VE GELECEKTE". dergipark.gov.tr.Прошлое, настоящее, будущее : вестник; вып.
18 Mayıs - Zonguldak Karadon maden ocağında göçük meydana geldi.18 мая произошло сражение при Йеллоу-Байу посреди горящего леса.
Bunun üzerine ağa "andolsun daha sıcak bir yere göçüp gideceğim." der.ويقول : "أنا وأتقياء أمتي براء من التكلف".
Bu, büyük göçün ilk hareketi olmuştur.وأصبح هذا أول خطوات الهجرة الكبيرة.
Bu böcek göçü ile göçmen kuşların göçü arasındaki en önemli farklılıklardan biridir.هذا هو الفرق الكبير بين هجرة الحشرات و هجرة الطيور.
Rus halkının göçü ise 2000 yılında 359.000 iken 2009 yılıdna 32.000 inmiştir.عدد المهاجرين الروس أنخفض بإطراد من 359,000 في عام 2000 إلى 32,000 في عام 2009.
Bu gözlemler dikey göçün günde iki ya da üç kere meydana geldiğini göstermektedir.قال سلمة: فرقيت تلك الليلة مرتين أو ثلاثا.
Zamanla bu, köyden şehre göçü hızlandırmıştır.الأمر الذي استدعى مغادرته للمدينة على وجه السرعة.
2006 istatistiklerine göre Gürcistan en büyük göçü Türkiye ve Çin’den almıştır.وفقاً لإحصاءات عام 2006، فإن أغلب المهاجرين إلى جورجيا هم من تركيا وجمهورية الصين الشعبية.
Segâh makamının şeddi: Bu makamın Nim Hicaz (#Do) perdesine göçürülmesinden Heftgâh Makamı elde edilir.ذكر الزركلي أن له: «فتح القريب المجيب» جزآن في الفرائض.
Finlandiya'ya yapılan Türk göçü ülkede yeni bir olgu yaratmıştır.استمر التمييز بشكل جيد في الجمهورية التركية المشكلة حديثًا.
Rus halkının göçü ise 2000 yılında 359.000 iken 2009 yılıdna 32.000 inmiştir.O número de emigrantes russos declinou de 359 000} em 2000 para 32 000 em 2009.
Bu göçü şimdiki yerleştikleri yere yapmışlardır.Eles migraram para seus locais atuais.
Britanya İmparatorluğu büyük miktarda insan göçünden sorumludur.O Império Britânico também foi responsável por grandes migrações de povos.
Gen akışı veya gen göçü, popülasyon genetiğinde, gen alellerin bir popülasyondan diğerine aktarılmasıdır.Fluxo gênico (ou migração), a transferência de genes de uma população para outra.
Göçün başlangıç yeri Bulgaristan´ın Demirciler Köyü´dür.A primeira cidade no caminho do exército búlgaro era Serres.
Szemere, göçü sırasında Utazás keleten ("Doğuda Yolculuklar") adlı eserini yazdı.A viagem resultará num livro, intitulado Voyage d'Orient (Viagem ao Oriente).
1948-1951 arası özellikle 1949'da göçün yasallaşmasından sonra 30.972 Yahudi İsrail'e göç etti.De 1948 a 1951, 30.972 judeus da Líbia mudaram-se para Israel.
Göçücü kuşlardır.Ex. Pássaros.
Bazı kaynaklara göre ise İrandan göçüp gelmişlerdir.Todas as fontes concordam que ele morreu fora da Irlanda.
Mansur, Hicaz göçü sonrası Humeyme kasabasında, Abbasi ailesinin evinde 714 tarihinde dünyaya geldi.Almançor nasceu na família abássida após a emigração do grupo da cidade de Hejaz em 714.
"BEYİN GÖÇÜ: GEÇMİŞTE, GÜNÜMÜZDE VE GELECEKTE". dergipark.gov.tr.Passado, Presente e Futuro "pela Revista Time.
Onların göçü için gemiler bile tedarik etmişti.Nela também disponibilizam-se barcos para passeios.
İşte bu göçük kara delik olarak adlandırılır.Este é o chamado buraco negro.
Macaristan'dan göçünden birkaç hafta sonra 'e gitti.Ele se mudou para a Coreia do Sul três semanas depois.
Budizm’de reenkarnasyonun sadece ‘ruh göçü’ değil, karma bir dürtü olduğu anlaşılır.No Budismo, o renascimento não é a reencarnação de uma alma, mas de uma "energia psíquica".
Bu Filmde bir ruh göçü anlatılmaktadır.O filme fala sobre abdução alienígena.
Bu, Ezidi sakinlerinin toplu göçüne neden oldu.Tal atitude deixou o alto escalão global indignado.
Brezilya'ya İtalyan göçü 1880 ile 1930 arasındaki dönemde zirve yaptı.A imigração italiana no Brasil teve como ápice o período entre 1880 e 1930.
Bunun üzerine ağa "andolsun daha sıcak bir yere göçüp gideceğim." der.En hij zwoer tot hen: "Ik ben voor u zeker een oprechte raadgever."
Helvetler göçü ilerlemeye devam etti.De Spanjaarden bouwden de vesting verder uit.
Böylece Kavimler Göçü başlamıştır.De mensen beginnen over het Demsterwold te spreken.
Ancak hiçbir kelebek hem kuzeye hem de güneye göçü gerçekleştiremez.Er zijn dus geen wegen die via de kust naar het noorden of zuiden voeren.
Göçün İsveç'ten kaynaklanan temel nedenleri nüfus artışı ve tarım alanlarının azlığıdır.Een belangrijke aanjager was de bevolkingsgroei in Zweden en het toenemende tekort aan goede landbouwgrond.
Yıl boyunca kasaba yakınlarında ren geyiği sürüsünün göçü eksik olmaz.Er zou de komende maanden geen korrel graan via Russische bodem de stad kunnen bereiken.
Yahudilerin Arap topraklarından toplu göçü).Joodse vluchtelingen uit de Arabische wereld

İlgili Sayfalar