Keşke Tom kadar iyi Fransızca konuşabilsem.I wish that I could speak French as well as Tom.
Quebec, Fransa'dan daha iyidir.Quebec is better than France.
Fransız halkı kurbağa yer ve kabadır!French people eat frogs and are rude!
Ben Frida Kahlo'nun hayatına ve çalışmalarına derinden hayranlık duyuyorum.I deeply admire Frida Kahlo's life and work.
Fransız ekmeği Brezilya'da çok popülerdir.French bread is very popular in Brazil.
O, Fransa'da büyüdü.She was raised in France.
San Fransisko resimlerim var.I have pictures of San Francisco.
Şu anda Fransızca dil bilgisi hakkında İngilizce yazılmış bir kitabı okuyorum.Right now I'm reading a book that has been written in English about French grammar.
Basitleştirilmiş Fransızcayla yeniden yazılmış ünlü romanlar gibi şeyler okuyorum.I'm reading things like famous novels which have been rewritten in simplified French.
Fransa'da isim soyadından önce gelir.In France, the first name goes before the surname.
Fransa'da yaşayıp çalışıyorum.I live and work in France.
İspanya'da ve Fransa'da her gün taze ekmek alırız.In Spain and France, we buy fresh bread every day.
Fransızcada çok tecrübeli olan birini arıyoruz.We're looking for somebody who is well versed in French.
Tom Fransızcayı oldukça iyi okur ama konuşamaz.Tom reads French quite well, but isn't able to speak it.
Tunus'ta herkes Fransızca konuşabilir.Everyone can speak French well in Tunisia.
Fransa'da hangi dil konuşuluyor?What language is spoken in France?
Fransızlar dostumuzdur.The French are our friends.
Fransa'da büyük miktarda şarap tüketildi.In France, a great amount of wine is consumed.
O sadece İspanyolca değil fakat aynı zamanda da Fransızca konuşur.He speaks not only Spanish, but also French.
Bu okul İngilizce, Fransızca ve İspanyolca kursları sunmaktadır.This school offers English, French and Spanish courses.
Ben Fransızca okuyamam.I can't read French.
Fransa'da doğan bir kişi Fransız'dır.A person who is born in France is a French.
Benim en sevdiğim piyanist Frederic Chopin'dir.My favorite pianist is Frederic Chopin.
O, Kızıl Ordu Fraksiyonu'nun bir üyesiydi.She was a member of the Red Army Faction.
O frak kuşağı giyiyor.He's wearing a cummerbund.
Aksanına dayanarak onun bir Fransız olduğunu söyleyebilirdim.I could tell from his accent that he was a Frenchman.
Kendisi Fransız'dı. Aksanından anlayabiliyordum.He was a Frenchman. I could tell by his accent.
O kendisini bir Fransız olarak göstermeye çalıştı ama aksanı onu ele verdi.He tried to pass himself off as a Frenchman, but his accent gave him away.
O şarkının Fransızca söylenildiğini duydum.I have heard that song sung in French.
Bu şarkının Fransızca versiyonunu duydum.I've heard the French version of this song.
"Klişe" kelimesi Fransızcadan geliyor.The word "cliche" comes from French.
Peugeot, Renault and Citroen Fransız otomobil üreticileridir.Peugeot, Renault and Citroen are French car manufacturers.
Frankfurtluların Viyanalılardan çok daha fazla tada sahip olduğunu düşünüyorum.I think Frankfurters have much more taste than Viennese.
O, Esperanto'yu hafif bir Fransız aksanıyla konuşuyor.He speaks Esperanto with a slight French accent.
Benjamin Franklin, Amerikalı bir devlet adamı ve mucitti.Benjamin Franklin was an American statesman and inventor.
Fred'in işten atıldığını duydun mu?Did you hear that Fred was dismissed?
Benjamin Franklin Amerikalı bir politikacı ve mucit.Benjamin Franklin was an American politician and inventor.
Fransa'daki bir kriz Amerika Birleşik Devletleri için kötü olabilir.A crisis in France could be bad for the United States.
O, Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmek için Fransa'dan ayrıldı.She left France for the United States.
Bu cümle Fransızca değil.This sentence is not French.
Fransız Devrimi en tartışmalı tarihi olaylardan biridir.The French Revolution is one of the most debated historical events.
Gaziantep, 1921'de Fransız işgalinden kurtarıldı.Gaziantep was freed from the French occupation in 1921.
Fransızca Fransa'da ve İtalya'nın bazı bölgelerinde konuşulur.French is spoken in France and in some parts of Italy.
Latincede "gallus" hem "horoz" hem de "Fransız erkeği" anlamına gelir.In Latin, "gallus" means both "cock" and "Frenchman".
Fransız kahvesini severim.I love French coffee.
Fransa'da bir çıplaklar plajına gittim.I went to a nude beach in France.
Öğretmenimiz sadece İngilizce değil, Fransızca da konuşur.Our teacher doesn't just speak English, but French too.
Büyük Frederick patatesi Prusya'ya tanıttı.Frederick the Great introduced the potato to Prussia.
İyi kaliteli şarap söz konusu olduğunda hiçbir ülke Fransa'ya rakip olamaz.When it comes to good quality wine, no country can rival France.
Tom, French kızartmasına hala Freedom kızartması diyor.Tom still calls French fries Freedom fries.
Ben resim eğitimi almak için Fransa'ya gideceğim.I'll go to France to study painting.
O sadece Fransızca konuşmaz aynı zamanda İngilizce de konuşur.Not only does he speak French, he can also speak English.
Fransız başkanın gelecek ay Japonya'yı ziyaret etmesi planlandı.The French president is scheduled to visit Japan next month.
Burada hava Fransa'yla aynıdır.The weather here is the same as in France.
Şampanya Fransa'dan ithal edilmektedir.Champagne is imported from France.
Fiziğe Fransız kaldım.Physics is Greek to me.
Onların konuşması Fransızca olduğu için bir kelime anlamadım.Since their conversation was in French, I couldn't understand a word.
Gerçekten bir Fransız filmi izlemek istiyor musun?Do you really want to see a French film?
Fransa, genetiği değiştirilmiş bir mısır türünü yasakladı.France has banned a strain of genetically modified maize.
O Fransız mı?Is that French?