Tom Fransızca konuşan bir adam tanıyor.Tom knows a man who speaks French.
Tom bize Fransızca öğretiyor.Tom is teaching us French.
Tom'un Fransızca çalışma isteği yok.Tom has no desire to study French.
Tom bize Fransızca öğretmektedir.Tom has been teaching us French.
Geçtiğimiz dört yıl boyunca Tom bize Fransızca öğretmektedir.Tom has been teaching us French for the past four years.
Tom hem İngilizce hem de Fransızca konuşarak büyüdü.Tom grew up speaking both English and French.
Tom Fransızcadan bir A aldı.Tom got an A in French.
Tom Fransızca çalışmak istemiyor fakat çalışmak zorunda.Tom doesn't want to study French, but he has to.
Tom Fransızcayı çok iyi anlamaz.Tom doesn't understand French very well.
Tom hiç Fransızca anlamaz.Tom doesn't understand any French.
Tom Mary'nin Fransızca telaffuzunun çok iyi olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think Mary's French pronunciation is very good.
Tom hiç Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak any French.
Tom hiç Fransızca bilmez.Tom doesn't know any French.
Tom gerçekten Fransızca çalışmayı sevmiyordu.Tom didn't really enjoy studying French.
Tom Mary'nin Fransızca anladığını bilmiyordu.Tom didn't know that Mary understood French.
Tom Mary'nin çok akıcı şekilde Fransızca konuştuğunu bilmiyordu.Tom didn't know Mary spoke French so fluently.
Tom Mary'nin Fransızca konuşmayı öğrenmesi için elinden geleni yaptı.Tom did his best to help Mary learn French.
Tom Fransız şarabı için bir tat geliştirdi.Tom developed a taste for French wine.
Tom Fransızca çalışmanın yararlı olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be beneficial to study French.
Tom onun niçin Fransızca öğrenmek istediğini anlayamadı.Tom couldn't understand why she wanted to learn French.
Tom Fransa'ya ilk vardığında bir kelime Fransızca konuşamadı.Tom couldn't speak a word of French when he first arrived in France.
Tom, o zaman, sadece biraz Fransızca anlayabiliyordu.Tom could only understand a little French then.
Tom üç yıl daha Fransızca çalışmaya devam etti.Tom continued to study French for another three years.
Açıkçası, Tom Fransızcayı çok iyi anlamaz.Tom clearly doesn't understand French very well.
Tom kesinlikle çok Fransızca bilir.Tom certainly knows a lot of French.
Tom Fransızcayı akıcı şekilde konuşabilir.Tom can speak French fluently.
Tom aynı zamanda biraz Fransızcada konuşur.Tom can also speak some French.
Tom Mary'nin Fransızcayı kimden öğrendiğini merak etmeye başladı.Tom began to wonder who Mary had learned French from.
Tom yaklaşık üç yıl önce Fransızca öğrenmeye başladı.Tom began to learn French about three years ago.
Tom Mary'ye oğluna Fransızca öğretip öğretmeyeceğini sordu.Tom asked Mary if she would teach his son French.
Tom Mary'ye ona Fransızca öğretip öğretmeyeceğini sordu.Tom asked Mary if she would teach him French.
Sorun Tom'un nasıl Fransızca konuşacağını bilmiyor olmasıdır.The problem is that Tom doesn't know how to speak French.
Tom'un o kadar iyi Fransızca konuşabileceğini asla aklımdan geçirmezdim.I would never have guessed that Tom could speak French so well.
Frank biraz peynir yiyor.Frank eats some cheese.
Son kez Fransızca konuştuğumdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I last spoke French.
Fransızlar Belçikalılarla dalga geçmeyi sever.The French like to make fun of Belgians.
Neden Fransızca çalışıyorsun?Why do you study French?
Neden Fransızca öğreniyorsun?Why are you learning French?
Ben bir gün Fransa'yı ziyaret etmek isterim.I would like to visit France someday.
Fransızca dil bilgisi çalışıyorum.I'm studying French grammar.
Ona Fransızcada yardım et.Help him with French.
Tom Fransızca konuşabilmeyi diliyor.Tom wishes he could speak French.
Tom akıcı şekilde Fransızca konuşur.Tom speaks French fluently.
Tom Fransızcada akıcıdır.Tom is fluent in French.
Tom Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşuyor.Tom is fluent in French.
Fransa'dan selamlar!Greetings from France!
Tom frene bastı.Tom stepped on the brake.
Biri frenleri kesmiş.Somebody cut the brakes.
Dönmeden önce hafifçe fren yap.Brake lightly before making a turn.
O, zamanında fren yapmadı ve bir ağaca çarptı.He didn't brake on time, and ran into a tree.
2011 Bayanlar Futbol Dünya Kupası, Almanya'nın Frankfurt şehrinde sona erecek.The 2011 Women's Soccer World Cup will end in Frankfurt, Germany.
Tom'un Fransızca konuşabilen bir kız kardeşi var.Tom has a sister who can speak French.
Tom yıllarca Fransızca konuşmadı.Tom hasn't spoken French in years.
Francis Crick DNA'nın yapısını keşfedenlerden biridir.Francis Crick was one of the discoverers of DNA's structure.
Fransa'nın şu andaki temsilcisi kim?Who is the current representative from France?
Fransa'ya geldiğinde Marsilyaya gideceğiz.When you come to France, we will go to Marseille.
O Fransız.She is French.
Franz Kafka tarafından yazılan kitapları sever misin?Do you like books written by Franz Kafka?
Fransızca yanında, belli ki İngilizce konuşabilir.Besides French, he can obviously speak English.
Fransa'da ne kadar zaman kalacaksın?How much time are you going to stay in France?