Tom, günde üç saat Fransızca eğitimi almaya karar verdi.Tom decided that he was going to study French for three hours a day.
Tom günde üç saat Fransızca çalışmaya karar verdi.Tom decided that he was going to study French for three hours a day.
Tom Fransa'ya giden sınırı geçti.Tom crossed the border into France.
Tom Fransızcayı iyi konuşabiliyordu.Tom couldn't speak French well.
Tom Kendini Fransızca olarak ifade edemedi.Tom couldn't make himself understood in French.
Tom hata yapmadan Fransızca yazamaz.Tom can't write French without making mistakes.
Tom Fransızcayı çok fazla konuşmaz.Tom can't speak very much French.
Tom Fransızca konuşamaz. Tom İspanyolca da konuşamaz.Tom can't speak French. Tom can't speak Spanish either.
Tom hata yapmadan Fransızca konuşamaz.Tom can't speak French without making mistakes.
Tom Fransızca da konuşamaz.Tom can't speak French either.
Tom ne Fransızca ne de İspanyolca konuşabilir.Tom can't speak either French or Spanish.
Tom Fransızca okuyamaz.Tom can't read French.
Tom kendini Fransızca olarak ifade edemez.Tom can't make himself understood in French.
Tom sadece biraz Fransızca konuşabilir.Tom can speak only a little French.
Tom Fransızcayı iyi konuşabilir.Tom can speak French well.
Tom Fransızcayı çok iyi konuşabilir.Tom can speak French very well.
Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşabilir.Tom can speak French pretty well.
Tom Fransızcayı benden daha iyi konuşabilir.Tom can speak French better than I can.
Tom Fransızcayı neredeyse bir yerli gibi konuşabilir.Tom can speak French almost like a native.
Tom Fransızcayı neredeyse İspanyolcayı iyi konuştuğu kadar iyi konuşabilir.Tom can speak French almost as well as he can speak Spanish.
Tom birkaç Fransız şarkısı söyleyebilir.Tom can sing a few French songs.
Tom birkaç tane Fransızca şarkı söyleyebilir.Tom can sing a few French songs.
Tom kendini Fransızca olarak ifade edebilir.Tom can make himself understood in French.
Tom neredeyse Fransızca konuşamaz.Tom can barely speak French.
Tom Fransızca öğrenme niyetiyle Fransaya geldi.Tom came to France with the intention of studying French.
Tom'un güzel şekilde Fransızcayı nasıl konuşacağına eğilimli olduğundan şüphe ediyorum.I doubt that Tom will ever learn how to speak French properly.
Tom ne kadar sıklıkta Fransızca dersleri alır?How often does Tom take French lessons?
Tom Mary'den daha iyi Fransızca konuşurdu.Tom used to speak French better than Mary.
Tom Mary'nin Fransızca konuşmayı öğrenmesinin önemli olduğunu düşünüyor.Tom thinks it's important for Mary to learn how to speak French.
Tom Mary'yi Fransızca anlamakta zorlanmadığını söylüyor.Tom says that he has no trouble understanding Mary's French.
Tom Mary'nin Fransızca konuştuğunu asla duymadı.Tom has never heard Mary speak French.
Tom Mary'yi Fransızca konuşmayı öğrenmesi için teşvik etti.Tom encouraged Mary to learn how to speak French.
Tom Mary'nin Fransızca konuşabileceğini sanmıyor.Tom doesn't think Mary can speak French.
Tom Mary'nin konuştuğu kadar akıcı şekilde Fransızca konuşamıyor.Tom doesn't speak French as fluently as Mary does.
Tom Mary'nin Fransızca konuşabileceğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary could speak French.
Tom Fransızca konuşamaz. Mary de Fransızca konuşamaz.Tom can't speak French. Mary can't speak French either.
Tom Mary'nin Fransızcasını anlayabiliyor.Tom can understand Mary's French.
Tom neredeyse Mary kadar iyi Fransızca konuşabilir.Tom can speak French almost as well as Mary.
Tom neredeyse Mary iyi kadar Fransızca konuşabilir.Tom can speak French almost as well as Mary.
Tom neredeyse Mary'nin konuşabildiği kadar Fransızcayı iyi konuşabilir.Tom can speak French almost as well as Mary can.
Tom ve Mary evde Fransızca konuşmazlar.Tom and Mary don't speak French at home.
Tom ve Mary aynı frekanstalar.Tom and Mary are on the same wavelength.
Bazen Fransa'ya gitmek istiyorum.I'd like to go to France sometime.
O Fransızca öğreniyor ama ben Flamanca öğreniyorum.She studies French, but I study Flemish.
Tom Mary'nin onu niçin Fransız öpücüğüyle öpmeyeceğini merak etti.Tom wondered why Mary wouldn't French kiss him.
Tom her ne zaman küfür etse, genellikle "Fransızcamı bağışlayın" diyor.Tom usually says "Pardon my French" whenever he swears.
Tom Fransızca öğrenmekle çok fazla ilgileniyor gibi gözükmüyor.Tom didn't seem terribly interested in learning French.
Tom'u Fransızca çalışmaya ikna etmeye çalışmak için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time trying to convince Tom to study French.
Franco'nun mavi bir kot pantolonu var.Franco has blue jeans.
Jane temelli olarak Fransa'ya gitti.Jane has gone to France for good.
John çok iyi Fransızca konuşamaz.John can't speak French very well.
Bayan bize Fransızca öğretiyor.The lady is teaching us French.
Fransa'da sol kanat siyaset için asla oy vermedim ve artık başlamayacağım.I have never voted for the left-wing politics in France and I'm not going to start now.
Tom'un konuşabileceği iki dil sadece Fransızca ve İngilizcedir.The only two languages Tom can speak are French and English.
Tom bize Fransızca öğretir.Tom teaches us French.
Tom Mary'ye çok miktarda faydalı Fransızca öğretti.Tom taught Mary a lot of useful French.
Tom fren pedalına bastı ve durdu.Tom stomped on the brake pedal and screeched to a halt.
Tom bütün günü Fransızca telaffuz çalışarak geçirdi.Tom spent the whole day working on his French pronunciation.
Tom Fransızcayı başka herhangi birinden daha iyi konuşur.Tom speaks French much better than anyone else.
Tom Fransızca çalışmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to study French.