Kanada milli marşının metni önce Fransızca olarak yazıldı.The text of the national anthem of Canada was first written in French.
Fransızca fazla zor, onu öğrenmek istemiyorum.French is too hard, I don't want to learn it.
Fransızca çok zor, bu yüzden öğrenmek istediğimi sanmıyorum.French is too hard, so I don't think I want to learn it.
Fransız İstihbaratı için çalışır.She works for French intelligence.
O kötü Fransızca konuşur.He speaks poor French.
İsviçre Frangı hızla yükseliyor.The Swiss Franc is soaring.
Keşke Tom daha iyi bir Fransızca konuşanı olabilse.Tom wishes that he could be a better French speaker.
Tom Paris'i ziyaret ettiğinde Fransızca olarak kendini ifade edebildi.Tom was able to make himself understood in French when he visited Paris.
Tom mektubu Franssızcadan Almancaya çevirdi.Tom translated the letter from French into German.
Tom Fransız kornosunu çalmayı öğrenmeyi denemek için çok zaman harcadı.Tom spent a lot of time trying to learn how to play the French horn.
Tom Fransızcayı o kadar kötü konuşuyor ki çoğunlukla yanlış anlaşılıyor.Tom speaks French so badly that he is often misunderstood.
Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşur değil mi?Tom speaks French fairly well, doesn't he?
Tom Fransızcayı benden daha iyi konuşur.Tom speaks French better than I do.
Tom Fransızcayı sınıftaki diğer öğrencilerin herhangi birinden daha iyi konuşur.Tom speaks French better than any of the other students in his class.
Tom Fransa'da iken kesinlikle bir ya da iki sanat müzesini ziyaret etmeli.Tom should definitely visit an art museum or two while he's in France.
Tom Fransızca konuşmayı tercih eder.Tom prefers speaking French.
Tom yeni Fransız kornasında eski bir İrlanda şarkısını çaldı.Tom played an old Irish song on his new French horn.
Tom, Fransa'da bir Çin lokantasında İngiliz borusu ile İspanyol halk melodisi çaldı.Tom played a Spanish folk tune on his English horn at a Chinese restaurant in France.
Tom Quebec'te yaşarken Fransızca öğrendi.Tom learned French while living in Quebec.
Tom biraz Fransızca bilir.Tom knows some French.
Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşabilen bir kız tanıyor.Tom knows a girl who can speak French quite well.
Tom Fransızca bir günlük tutuyor.Tom keeps a diary in French.
Tom şu anda Fransızca çalışmıyor.Tom isn't studying French now.
Tom olduğunu düşündüğü kadar Fransızcada iyi değildir.Tom isn't as good at French as he thinks he is.
Tom Fransızcayı akıcı olarak konuşan biri değildir.Tom isn't a fluent speaker of French.
Tom Fransızca öğrenmeyle çok ilgileniyor.Tom is very interested in learning French.
Tom Fransızca öğrenmeye çalışıyor.Tom is trying to learn French.
Tom Fransız eğitimi görüyor.Tom is studying French.
Tom artık Fransızca çalışmıyor.Tom is no longer studying French.
Tom Fransızcada büyük gelişme sağlıyor.Tom is making great progress in French.
Tom Fransızca öğreniyor.Tom is learning French.
Tom Fransız müziği ile ilgileniyor.Tom is interested in French music.
Tom Fransız edebiyatına ilgi duyuyor.Tom is interested in French literature.
Tom Fransız tarihi ile ilgileniyor.Tom is interested in French history.
Tom Fransızca konuşmada iyidir.Tom is good at speaking French.
Fransızca Tom'un ana dilidir.Tom is a native speaker of French.
Tom Fransızcayı iyi konuşur.Tom is a good French speaker.
Tom'un Fransızcayı konuşmayı öğrenme arzusu yok.Tom has no desire to learn how to speak French.
Tom Fransızca öğrenme isteğini kaybetti.Tom has lost interest in studying French.
Tom üç yıldır Fransızca eğitimi yapıyor.Tom has been studying French for three years.
Tom üç yıldır Fransızca çalışıyor.Tom has been studying French for three years.
Tom son üç yıldır Fransızca eğitimi görüyor.Tom has been studying French for the last three years.
Tom yaklaşık üç yıldır Fransızca eğitimi görüyor.Tom has been studying French for about three years.
Tom Fransızca öğrenmede zorlanıyor.Tom had difficulty learning French.
Tom kendini Fransızca olarak ifade etmeyi zor buldu.Tom found it difficult to make himself understood in French.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tom finds it much easier to speak English than French.
Tom Fransızca dersinde uyukladı.Tom dozed off in French class.
Tom Fransızca anlamıyor.Tom doesn't understand French.
Tom Fransızcayı hiç anlamıyor.Tom doesn't understand French at all.
Tom Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French.
Tom evde Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French at home.
Tom Fransızca kitapları okumaz.Tom doesn't read books in French.
Tom Fransızca konuşmayı sevmez.Tom doesn't like speaking French.
Tom Fransızcayı adam akıllı konuşmayı bilmez.Tom doesn't know how to speak French properly.
Tom Fransızcada söylemek istediğini nasıl söyleyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to say what he wants to say in French.
Tom Fransızca bilmez.Tom doesn't know French.
Tom Fransızca çalışmak zorunda değil. Zaten onu oldukça iyi konuşabiliyor.Tom doesn't have to study French. He can already speak it quite well.
Tom otuzuna kadar Fransızca çalışmaya başlamadı.Tom didn't start to study French until he was thirty.
Tom Fransızcada teşekkürlerini nasıl ifade edeceğini bilmiyordu.Tom didn't know how to express his thanks in French.
Tom Fransızcayı ana branş olarak seçmeye karar verdi.Tom decided to major in French.