Ana içeriğe geç
Sözlük

fosil ile cümle

fosil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Fosilleri Avrupa'da bulunmuş olmalıdır.Jego skaminiałości znaleziono w Europie.
Abelisaurus’un bilinen tek kafatası fosili, özellikle sağ tarafı olmak üzere, eksiktir.Jedna jedyna znaleziona czaszka abelizaura jest niekompletna, zwłaszcza po prawej stronie.
Fosilleri Etiyopya'da bulunmuştur.Gatunek występuje w Etiopii.
Fosilleri ve fosilleşmeyi araştıran bilim dalına paleontoloji adı verilir.Nauką zajmującą się poszukiwaniem i badaniem szczątków zwierząt kopalnych jest paleontologia.
Burada bir çok fosil ağaç bulunmaktadır.Znajduje się tu wiele zabytkowych kamienic.
Yüzgeçayaklıların yaşayan 33 türü bulunur ve fosillerden 50'den fazla türü tanımlanmıştır.Współcześnie istnieją 33 gatunki, na podstawie skamielin opisano też ponad 50 gatunków wymarłych.
En eski fosil kayıtları yaklaşık 50 milyon yıl önceye Eosen'e dayanır.Okres życia datowany jest na eocen, około 50 mln lat temu.
Bilinen en eski ahtapot fosili günümüzden 296 milyon yıl önce yaşamış olan Pohlsepia'dır.Najstarsza znana ośmiornica to Pohlsepia sprzed 296 milionów lat temu.
Fosilleri Moğolistan'da bulunmuştur.Skamieniałości Mononykus znaleziono w Mongolii.
Triceratops, yıllardır, yalnız bireylerin fosillerinden bilinir.Przez wiele lat znajdywano jedynie szczątki samotnych osobników triceratopsa.
Parkın en ünlü kalıntıları Australopithecus ve erken homo fosilleridir.Den mest kända lämningarna i parken är Australopithecus och tidiga mänskliga fossiler.
Balinaların ilk fosil iskeletleri 1902-1903 kışında keşfedildi.Det första fossila skelettet hittades vintern 1902-1903.
Amerika Birleşik Devletleri'nde fosilleri bulunmuştur.Fossil har hittats i USA.
Bunlar Nairobi'ye taşınmıştır, müzede insansı olmayan fosiller sergilenmektedir. ^Dessa har flyttats till Nairobi, men andra fossiler visas på museet.
Oligosen ve Miyosen dönemlerinde karıncalar bulunan tüm fosil kalıntılarının %20 ile %40'ını oluşturur.Under oligocen och miocen utgör myror 20–40 % av alla de insekter som återfinns i större fossila lämningar.
Bu bölgede çok sayıda fosil türü keşfedilmiştir.I området har flera välbevarade fossil hittats.
İlk therapsida fosilleri 1838 yılında Rusya'da ve 1845 yılında (Dicynodon) Güney Afrika'da bulunmuştur.De första kända fossilen av therapsider hittades 1838 i Ryssland och 1845 i Sydafrika.
Bunlar kolayca gerçek fosiller ile karıştırılabilir.Dessa individer kan lätt förväxlas med strimmig skunk.
Çok az sayıdaki çok eski stromalitler fosilleşmiş mikroplar içerir.Ytterst få av de äldsta stromatoliterna innehåller dock spår av fossilerade mikrober.
3.2 milyon yıllık olan bu fosile Lucy adı verilmiştir.Lucy uppskattas ha levt för cirka 3,2 miljoner år sedan.
Bu geniş enerji gereksinimlerinin büyük bir bölümü fosil yakıtlardan sağlanmaktadır.Vi kan tydligt se att den större delen av energikonsumtionen kommer från fossila bränslen.
İlk fosil kalıntılarına İtalya'nın Olivola kazı alanında rastlanmış ve Panthera toscana adı verilmiştir.De första fossilen hittades i Olivola i Italien.
Fosil kalıntıları ilk olarak Palaeoloxodon antiquus falconeri olarak tanımlanmıştır.Dessa fossil klassificerades i början som Felis palaeosinensis.
Kuzey Amerika'da pek çok fosili bulunmaktadır.I Nordamerika finns det många lövgrodarter.
Dinozor fosilleri Avustralya veya Antarktika'da bulunmuş olmalıdır.Fossil har hittats i Europa och Antarktis.
Bilinen yaşayan fosil türlerinin en iyi örneklerinden biridir.Nedan följer några av de mest kända fossilen.
Fosilleri Avrupa'da bulunmuş olmalıdır.Fossil har hittats i Europa.
Loxodonta cinsine ait fosiller sadece Afrika'da bulunmuştur ve burada da orta Pliyosen çağda gelişmişlerdir.Släktet Loxodonta är bara känt från Afrika sedan mellersta pliocen.
Fosilleri Güney Amerika'da bulunmuş olmalıdır.Silkesapor förekommer i Sydamerika.
Bunun yanı sıra fosil tarihçesini de yer vermektedir).Även den går in i citronsyracykeln.)
Bulunmuş olan en eski balık fosilleri 500 milyon yaşındadır.Det äldsta fossila fynd man funnit av fiskgjuse är 15 miljoner år gammalt.
Henüz fosilleri bulunamamıştır.Inga vulcaner har hittats.
100 den fazla iskelet fosili bulunmuştur ve bazıları neredeyse eksiksizdir.Vidare hittades omkring 10 gram benfragment, alla mer eller mindre brända.
Şehirler fosil yakıtlı otobüsler almaya bırakacak.Kan biobränslen ersätta fossila bränslen?
Son Kretase'den beri fosilleri bilinmektedir.Fossila arter är kända sedan krita.
İhnoloji, fosil izlerini inceleyen bilim dalı.Ichnologi är den vetenskap som berör spårfossil.
Bazen "yaşayn fosil" kabul edilir.Ibland har det också kallats en "fossil öken".
Fosilleri Asya'da bulunmuş olmalıdır.Goraler förekommer i östra Asien.
Fosilleri Asya'da bulunmuş olmalıdır.Викопні рештки мають бути знайдені в Азії.
Bu canlılara ait muhtemel fosiller 3,8 milyar yıl öncesine tarihlenmişlerdir.Імовірні скам'янілості цих мікробів були датовані майже 3,8 мільярдів років тому.
Fosiller Dünya’daki yaşamın bilinen en eski kanıtlarını sağlarlar.Скам'янілості є найстарішими відомими доказами наявності життя на Землі.
Fosil kayıtları, Panthera cinsinin 2 ile 3,8 milyon yıl önce ortaya çıktığını göstermektedir.Дослідження скам'янілих решток показує, що рід пантер з'явився в діапазоні від 2 до 3,8 млн років тому.
Yaşayan fosiller de zorunlu olarak evrimsel değişiklikler geçirmişlerdir.Нерозорані ділянки ж зазнали техногенних змін.
Fosilleri Güney Amerika'da bulunmuş olmalıdır.Викопні рештки мають бути знайдені у Південній Америці.
Oligosen ve Miyosen dönemlerinde karıncalar bulunan tüm fosil kalıntılarının %20 ile %40'ını oluşturur.З усіх комах, знайдених у олігоценових і міоценових копалинах, від 20 до 40 % становили мурахи.
Fosiller her yerde bulunabilir.Дистальні можуть знаходитися будь-де.
Fosilleri Moğolistan'da bulunmuştur.Рештки птаха знайдені в Монголії.
Güney Amerika ve Afrika'nın kuzey bölümlerinde ise bu fosiller oldukça azdır.У Середземномор'ї та Північній Африці ця орхідея трапляється дуже рідко.
Fosilleri Afrika'da bulunmuş olmalıdır.Викопні рештки мають бути знайдені у Африці.
Fosiller Dünya’daki yaşamın bilinen en eski kanıtlarını sağlarlar.Fosilní záznam poskytuje nejstarší známý důkaz pro život na Zemi.
Bu dinozor, kısmi bir iskelet olan, MACN-PV-RN 1116 fosilinden bilinir.Popis je založen na materiálu s označením MACN-PV-RN 1116, jedná se o nekompletní kostru.
Fosilleri Avrupa'da bulunmuş olmalıdır.Jeho fosilie byly objeveny v Argentině.
Karıncayiyengillerin fosilleşmiş kalıntıları Güney Amerika'dan başka kıtalarda da bulunmuştur.V poslední době se s chovem těchto zvířat mimo Jižní Ameriku objevují i jiná využití.
Fosil kalıntıları 155 ve 145 milyon yıl öncesi geç Jura Dönemi'ne tarihlenmektedir.Jejich fosilie pocházejí z pozdní jury, období před zhruba 155 až 145 miliony let.
3.2 milyon yıllık olan bu fosile Lucy adı verilmiştir.Nález Lucy je datován do období přibližně před 3,2 milionu let.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Bývají označováni jako žijící fosílie.
Fosilleri ve fosilleşmeyi araştıran bilim dalına paleontoloji adı verilir.Studiem fosilií a fosilních zbytků se zabývá paleontologie.
Bu bölgede çok sayıda fosil türü keşfedilmiştir.V oblasti se našlo též několik fosílií.
Fosilleri Afrika'da bulunmuş olmalıdır.Jeho fosílie byly nalezeny v Nigérii.
Fosilleri Kuzey Amerika Kıtasında bulunmuş olmalıdır.Jeho fosílie byly objeveny na západě Severní Ameriky.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod