Çok fazla etkilenmiş ise fiziksel engel bulunur.It takes so much out of you physically and there's a lot of stress involved.
Konami fiziksel olarak değiştirilmiştir.He emerges physically transformed.
İngiliz bilim insanları bu garip fiziksel özellikleri görünce bunun bir aldatmaca olduğunu sandılar.Many German social democrats thought such an experiment was absurd.
Fiziksel parametreleri belirleyen audio CD standardıdır.Standard Model of Particle Physics.
Ayrıca fiziksel gücünüze de bakacak olursanız,Also, if you look at your physical strength.
Özel bir fiziksel çalışma yapmıyorum.I don't do special physical training.
"Fiziksel, finansal, duygusal, zihinsel ve diğer yönlerim yönünden çok daha iyiyim.""I am so much better off physically, financially, mentally and in almost every other way."
Yaptığı ise nesnenin fiziksel cisim alanındaki yerini belirlemek.And what it does is locates the object in physical body space.
Kendinize ruhsal ve fiziksel olarak iyi bakın.Look after yourself mentally and physically. Eat well.
Fiziksel dünyayı inşa etme konusunda kendi sınırlarımızı anlayabiliyoruz.When it comes to building the physical world, we kind of understand our limitations.
Fiziksel olarak aşırı hasarlı bulunan bir makine de aynını yapabilir mi?Can a machine also perform with extreme physical damage?
Fiziksel de olabilir.It can be physical.
Yani bu kuadlarla fiziksel olarak etkileşim kurup fizik yasalarını değiştirebiliyoruz.So we can physically interact with these quads and we can change the laws of physics.
Bazen fiziksel hastalık gelir.Sometimes it's a physical sickness come.
R'yi azalttığınızda değişen çok fazla fiziksel parametre vardır.And there are lots of physical parameters that change as you reduce R.
Peki ya fiziksel kaynaklar?You need a manufacturing line.
Burası boks ringi gibi- epey fiziksel bir iş.It's sort of like a boxing ring in here--it's a very physical process.
Psikokinezi zihnin fiziksel olaylar ve süreçler üzerindeki doğa üstü etkisidir.You see, psychokinesis is the paranormal influence of the mind on physical events and processes.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.In some way, God must feel the anguish, and grief, and physical pain that we feel.
Şimdi sizin sayenizde fiziksel dünyayı da değiştirmek mümkün.Well, now, actually because of you, it is possible to change the physical world.
"Fiziksel iticiliğinin farkında olmasının yanısıra, bunu bir avantaja bile çevirebiliyor."Not only is she aware of her physical repulsiveness, she turns it to her advantage.
Yeter fiziksel para kullanın.We just have to use the physical cash.
Tümüyle aşkın fiziksel, zihinsel ve her bir çeşidinin bir anı.A moment of total physical, mental, and every other kind of love.
Kayboldum, fiziksel olarak.I was lost, physically.
Fiziksel vücutlarımız "Kaynak"tan gelen enerjiden meydana gelmişlerdir.That's a little question!
Katılmak için psikolojik ve fiziksel olarak sağlıklı olmaları gerekiyordu.Each had to be psychologically and physically healthy to participate.
Daha sağlıklıyız, hem fiziksel hem duygusal olarak.We're healthier, physically and emotionally.
Yarın fiziksel Check-up olacaksınız.You have physical check-ups tomorrow.
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.They, you know, threatened to take away his physical freedom. Why'd they do it, you know?
Ayrıca fiziksel bir yapı olması da gerekiyor.You have to have physical structure.
İlki, fiziksel kısıtlamalar.First: the physical constraints.
Ancak ben DNA biliminin farklı bir boyutundan bahsetmek istiyorum, DNA'nın fiziksel doğasından.But I want to talk about a different aspect of DNA science, and that is the physical nature of DNA.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.He rose stiffly in his seat.
Güneş'in etrafında giden Venüs gibi, yani fiziksel açıdan hayal etmek için daha kolay.It's like Venus going around the Sun. So it's very physically easy for us to imagine.
Bu olay fiziksel olarak yaptığımız tüm gözlemlerin temelinde vardır.And so it is just a thing that is fundamental to everything that we have ever ever experienced.
Ve eserlerimi de, mekan içinde fiziksel olarak, bu fiil listesiyle ilişkilendirdim.And I really just worked out pieces in relation to the verb list Physically in a space.
Modası geçmiş,zor,cesaret isteyen,fiziksel bir numara.That's an old-fashioned, hard, gritty, physical stunt.
Erkekler testosteron hormonuyla fiziksel olarak kadınlardan genellikle güçlüler.Men have testosterone and are in general physically stronger than women.
Bu dijitalin fiziksel hayatla buluşması.This is the digital meeting the physical.
Hava durumu, duyguların, temsil ettikleri havanın fiziksel özelliklerini almalarına neden oluyor.Weather causes the feelings to assume the physical traits of the weather they represent.
Yani biz bunu fiziksel, sezgisel bir modelmiş gibi çalışabiliriz.So we can study this as a physical, intuitive model.
Ama asıl korkutucu şey okyanus ile ilgili fiziksel ve kimyasal şeylerdir.The really scary things though are the physical, chemical, oceanographic things that are happening.
Bonus fiziksel dayanıklılık.Bonus physical resilience.
-böylelikle mahkemede uyuyakalıyorsun ve fiziksel olarak kendini savunamayacak hale düşüyorsun.-so you fall asleep in court and become physically undable to defend yourself.
Yine de yeryüzündeki bizim fiziksel gerçekliğimiz o uzak, görünmez galaksilerle yakından bağlantılı.We can think of them as part of our universe.
Ve bu her zaman fiziksel ortamda olmuyor.And that's not always going to happen in physical spaces.
Ve bilgisayarlar yokken fiziksel olarak modellemek zorudaydınız.And in the absence of computers, you have to physically model.
Fiziksel olarak şu an dünyadaki en büyük proje.It is physically the largest project on the planet at the moment.
Öncelikle bu iki çöl manzarasının fiziksel olarak aynı olduğunuzu görmenizi istiyorum.I want you to first notice that those two desert scenes are physically the same.
Fiziksel gerçeklik ise bu karoların aynı olduğu.That is your perceptual reality.
O halde fiziksel olarak aynılar.Okay.
Fiziksel imzada, bir dokümana isminizi veya kimliğinizi gösteren bir dizi harf yazarsınız. .And this process effectively binds your identity to that document
Ancak hatırlayınız ki, bilgisayarlarda sadece fizikidir, sadece fiziksel nesnelerBut remember, the computers were also physical. Just physical materials
Birinci yaş muayenesinde bebeğiniz tam bir fiziksel muayeneden geçer.So at a one year visit a baby will have a full physical exam.
Yunuslarin beyin zeka fiziksel oranı olan vücut oranı sadece insanlar için ikinci olduğunu biliyoruzWell we know a few things
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Instead, they set up their lives so that they are constantly nudged into physical activity.
Bunların tümü fiziksel aktivite.That's physical activity.
Kendi istekleriyle fiziksel aktiviye yapmak isterlerse bunlar, hoşlandıkları şeyler oluyor.When they do do intentional physical activity, it's the things they enjoy.
Kimliği belirsiz bir yabancıyla fiziksel temas kurmanız uygunsuz olur.Making physical contact with an outsider of uncertain identity would be improper.
Aslında kapitalizm, en acımasız formunda psikopatlığın fiziksel bir manifestosu.In fact, capitalism, perhaps at its most remorseless, is a physical manifestation of psychopathy.