Ana içeriğe geç
Sözlük

fiziksel ile cümle

fiziksel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tetikleyici diğer nedenler fiziksel travma ve ameliyattır.Innymi czynnikami wywołującymi dnę są urazy fizyczne i operacje chirurgiczne.
Fiziksel düzgünlük Yahudi kültüründe çok önemlidir.Sport i sprawność fizyczna zawsze odgrywały duże znaczenie w żydowskiej kulturze.
Fiziksel döngü 23 gün, duygusal döngü 28 gün ve zihinsel döngü ise 33 gün uzunluğundadır.Według tej teorii, cykl sprawności fizycznej powinien trwać 23 dni, a cykl stanu emocjonalnego - 28 dni.
Üst düzey bir fiziksel güce sahiptir.Dodatkowo posiada zwiększoną siłę fizyczną.
En basitiyle; fiziksel engeller bakteri veya virüs gibi patojenlerin vücuda girmelerini engeller.Najprostsze są bariery fizyczne, które zapobiegają wejściu do ciała takim patogenom, jak bakterie czy wirusy.
Rutherford atom modeli, Ernest Rutherford tarafından 1911 yılında ortaya konan fiziksel model.Model atomu Rutherforda – opublikowany w 1911 roku model atomu opracowany przez Ernesta Rutherforda.
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei pierwszy odkrył fizyczne właściwości poszczególnych ciał niebieskich.
Fiziksel veya kimyasal yollarla ayrıştırılamazlar.Skażenie usuwa się metodami fizycznymi lub chemicznymi.
Fiziksel hiyerarşik topoloji tabanlı bir ağın ağaç hiyerarşisinde olması için en az üç seviye bulunmalıdır.Wybitnej jakości cygara powinny zmienić swój charakter smakowy przynajmniej trzy razy w ciągu palenia.
Onun yerine, fiziksel bir düğmesi var.Wewnątrz struktury znajduje się organizm symbiotyczny.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Wywołuje to też silne uzależnienie psychiczne i fizyczne.
İki yıldızın yakınlığı sadece görsel bakımdandır ve aralarında fiziksel bir bağlantı yoktur.Gwiazda ma także dwóch innych towarzyszy, o których nie wiadomo czy są fizycznie związani z układem.
Şimdi kendimi ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissediyorum.Byłem wtedy naprawdę w fatalnym stanie psychicznym i fizycznym.
Bu nedenle iki nesne de fiziksel olarak birbirleriyle ilgili olabilirler.Prawdopodobnie są one fizycznie związane ze sobą.
Mantıksal ağ adresini fiziksel makine adresine çevirir.Translacją adresów logicznych na fizyczne zajmuje się jednostka zarządzania pamięcią.
Çocukluğunda babasından fiziksel şiddet görmüş.W dzieciństwie doświadczała przemocy ze strony matki.
Fiziksel sınırların kalkışı.Znam granice swojej wytrzymałości fizycznej.
Bu posterde Morris, sanatın gücünü fiziksel kuvvetle özellikle de şiddetle bir tutmuştu.Poprzez plakat, Morris zrównał moc sztuki z fizycznością (przemocą).
Fiziksel dünyada "gerçek" bir vücutları yoktur.W rzeczywistości to nie jest wielkie "tak" człowieka dla swojego ciała.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı.Inżynieria biomedyczna i inżynieria rehabilitacyjna.
Fiziksel güvenlik büyük önem arz etmektedir.Praca fizyczna cieszy się wielkim poszanowaniem.
Fiziksel temasa izin verilmez.Nie było żadnego kontaktu fizycznego.
Erişim tarihi: 4 Kasım 2009. ^ "Fiziksel özellikler".Bez litości. „Polityka”, 4 listopada 2009.
Fiziksel değişimZmienna diagnostyczna
Burada hem fiziksel hem de kimyasal sindirim vardır.Występuje w tym przypadku wiązanie chemiczno-fizyczne.
Fiziksel ve sosyal çevre önemli değildir çünkü değişkendir.Nie są to rzeczy fizyczne, gdyż te są zmienne.
Etkileşimler daha çok fiziksel mevcudiyete dayanırlar.Widzeniom towarzyszyły dotkliwe cierpienia fizyczne.
Fiziksel şeyler arasında, fiziksel bir ilişki vardır.Niejasne jest, czy doszło do fizycznych kontaktów pomiędzy nimi.
Bu graben ler fiziksel bir haritada yeşil renk ile gösterilir.Linia ta jest oznaczona w kolorze zielonym na mapach.
Öykü boyunca tekrarlanan kan ve zaman betimlemeleri, fiziksel varoluşu temsil eder.Wszechobecna symbolika krwi i czasu sygnalizuje materialność.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Egyptierna trodde att alla människor bestod av fysiska och andliga delar eller aspekter.
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei var den första som upptäckte fysiska detaljer på de enskilda kropparna i solsystemet.
Fiziksel temasa izin verilmez.Fysisk kontakt är inte tillåten normalt.
Fiziksel buhar biriktirme.Jämför fysiskt svinn.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Det enda effektiva sättet att förhindra förkylning är att fysiskt förebygga virusets spridning.
Tedavi edilmediğinde, vakaların % 10’unda fiziksel şekil bozuklukları oluşmaktadır.Om ingen behandling sker uppkommer fysiska vanställningar i 10 % av fallen.
130 dB ve üzerindeki sesler kulaklarda fiziksel hasara neden olabilir.Ljudnivåer över 130 dB kan medföra bestående hörselskador.
Taktikleri insanlara genellikle duygusal ve bazen de fiziksel acılar tattırmayı içerir.De orsakar vanligtvis mental, emotionell och ibland fysisk smärta.
Hiçbir zaman fiziksel test yapılamadı.Det var aldrig tillåtet att använda fysiskt tvång.
Nasıl fiziksel dünyadan bilinç doğar?Hur uppstod universum?
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Detta sägs även medföra mycket stor fysisk njutning och mental stillhet.
"Kronobiyoloji ve Fiziksel Performans".Kronologi och bosättningsmönster".
Fiziksel olarak ilk bakışta oğullarına benzer.Sås-djuret liknar sin son till utseendet.
Bu dalgalar Dünya'nın yakın plazma ortamında önemli fiziksel süreçleri temsil ederler.Dessa vågor utgör viktiga fysikaliska processer i den jordnära plasmamiljön.
Genellikle kademeli olarak başlar ve fiziksel aktiviteyle şiddetlenir.Den kommer oftast successivt och förvärras av fysisk aktivitet.
Yaşamları ve ölümleri boyunca yıldızlar ISM ile fiziksel olarak etkileşir.Under sitt liv och ända till deras livscykels definitiva slut interagerar stjärnor fysiskt med ISM.
Burada hem fiziksel hem de kimyasal sindirim vardır.Det gäller både fysiska och kemiska likheter.
Shigeru Miyamoto Mario, inanılmaz fiziksel hareketler yapabiliyor.Han säger att Shigeru Miyamoto är hans största influens.
O devirde fiziksel olarak diğer oyun kuruculardan daha üstündü.Hennes spel var därför helt annorlunda och effektivare än övriga kvinnliga spelares vid den tiden.
Fiziksel yasalar tüm eylemsizlik sistemlerinde aynı formu alırlar.De grundläggande fysiska lagarna kom att få samma utseende i alla referenssystem.
Bu maddeye dair fiziksel ve kimyasal özellikler aşağıda listelenmiştir.Dessa ämnens fysiska och kemiska egenskaperna är också bättre utforskade.
Bu enfeksiyona yakalanan çocuklarda zihinsel ve fiziksel gelişim geriliği gözlenebilir.Då barn drabbas kan infektionen leda till nedsatt mental och fysisk utveckling.
Fiziksel kuram bir fiziksel olayın modelidir.En fon är alltså en konkret fysikalisk händelse.
Genel olarak fiziksel saldırılardan nadiren etkilenir, ya da hiç etkilenmezler.Att medlemmar möts rent fysiskt sker sällan eller aldrig.
Fiziksel olarak kuvvetli, sert ve yeteneklidir.Den är mentalt och fysiskt stark och tålig.
Fiziksel değişimReligion i förändring
Ne var ki bu çözümlerin fiziksel olabilirliği belirsizdir.Det är omstritt huruvida dessa lösningar är fysiskt realistiska.
Bu, kişinin fiziksel ve psikolojik tabiatının kaynağıdır.De påverkar den drabbades psykiska och fysiska hälsa.
Belge yönetim sistemleri, basılı ya da elektronik ortam gözetmeksizin fiziksel bir altyapı gerektirir.För fysisk kontroll eller logisk kontroll av identitet.
Kağıdın ikinci kısmının ikinci yarısında, Maxwell, bu iki olgu için ayrı bir fiziksel açıklama vermektedir.У другій половині частини II цієї праці Максвелл дає окреме фізичне пояснення для кожного з цих двох явищ.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod