Fiyatı 25 kuruştur.Adjatok 25 botot neki!
Uluslararası satış fiyatı 399 Euro olarak açıklandı.A rendszer előirányzott ára 399 euró volt.
Değer, değişim mekanizması ile fiyata bağlıdır.Preprocesszor-változóhoz rendel értéket.
Fiyatı da şudur.Viszont ennek ára volt.
Fiyat ya ücretsiz olabilir ya da bir miktar dolar ve 99 senttir.Legyen az 99 penny, vagy akár 99 font.
Fiyatı düşük olduğu için büyük miktarlarda satın aldı.Alacsony árai miatt népszerű.
Altın fiyatları yükseldi.Minden áru ára emelkedett.
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.Ezért amilyen mértékben nő a munka ellenszenvessége, olyan mértékben csökken a munkabér.
Standardizasyonun birim maliyetleri azaltması ürün fiyatlarını da düşürecektir.A régiók autonómiájának csökkentésével sérülne a szubszidiaritás elve.
Aracın 1979 satış fiyatı 3457000 lira idi.A teljes építési költsége 43 579 000 arany márkát tett ki.
Nisan 1977'de fiyatı düşerek 475 $ oldu.1977-ben aztán a gép ára már csak 475 dollár volt.
Bundan dolayı da fiyatları nispeten yüksektir.Az adók egyébként is alacsonyak.
Fiyatı yaklaşık 1100$'dır.Az ára kb. 1200 USD volt.
Kitap öylesine şaşaalı bir şekilde hazırlanmıştı ki fiyatı normal bir kitabın iki katıydı.Ez a könyv oly lelkiismeretes munkával készült, hogy megszégyenítően hat reánk.
Fiyatlar genellikle ilk kullanım yılı için sunulur.Általában harmadik életévükben költenek először.
Bundan dolayı fiyatlar arttı.A költségek így is emelkedtek.
TCMB'nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.A KBER elsődleges célja az árstabilitás fenntartása.
Kölenlerin fiyatları yeteneklerine göre değişmektedir.Az állandó legelők értéke termőképességük szerint változik.
Fasiküllerin fiyatı 1 lira iken ciltlerin üzerinde 500 kuruş yazmaktadır.A 100 frankos bankjegy helyett 100 frankos érmét vernek a jövőben.
Fakat fiyatı beni korkuttu.A félelem ára.
Fiyatı 60 Kr'dur.Ennek az ára 40 font.
Sonuç olarak fotoğraflar $100.000 fiyatla satıldı.A képek ekkor 100 000 dollárt értek.
GTD serisinin fiyatı yaklaşık 3500$'dır.Jön a 3500 dolláros hipoallergén macska.
En pahalı emlak fiyatları ise San Francisco koyunda ortalama 650.000 dolardır.A bérleti árak is itt a legmagasabbak, átlagban heti 450 $.
Fiyatlandırmayı nasıl yapabiliriz?Hogyan telepítsünk át földikutyát?
Bana daha iyi bir fiyat verir misin?Tudna nekem egy jobb árat mondani?
Petrol fiyatları gıdaların nakliye ve gıda endüstrisinde maliyet artışlarına neden olmuştur.Öljyn hinnan nousu on korottanut lannoitteiden, ruoan kuljetuksen ja teollisen maatalouden kustannuksia.
Sonuç olarak fotoğraflar $100.000 fiyatla satıldı.Piirroksia on myyty satojen dollarien hintaan.
Fiyatı yaklaşık 1100$'dır.Sen hinta oli 1100 dollaria.
Fakat fiyatı beni korkuttu.Ajan mittaan pelko laantui.
Fiyatı 5 kuruş.Viiden pennin kolikko.
Fiyatı 25 kuruş'tur. ^ site(Terveys on sinussa!) 25 sentin hintaan.
Bundan dolayı fiyatlar arttı.Ja hinnat nousivat.
Fiyatı 25 kuruştur.Vaate maksaa 25 dollaria.”
Bu fiyatlar filmli fotoğraf fiyatlarıyla hemen hemen aynı düzeydeydi.Elokuvien lipputulojen jakauma oli lähes sama.
Fiyatı sadece 3990 dolar idi.Sen hinta oli 3 995 dollaria.
Altın fiyatları yükseldi.Öljyn hinta nousi korkealle.
Monkaricies, elması çok yüksek bir fiyatla, II. Abdülhamit’e sattı.Huh huh, Anna Abreu myi kultaa heti kättelyssä!
Döviz fiyatlarına döviz kuru (exchange rate) denmektedir.Tämä pudottaa sen valuutan hintaa (valuuttakurssia).
Yeni rekor satış fiyatı bir önceki tablodan %50 daha fazladır.Valmistaja ilmoittaa uuden mallisukupolven olevan keskimäärin 15% edeltäjäänsä taloudellisempi.
Bundan dolayı da fiyatları nispeten yüksektir.Tämän vuoksi myös lipun hinta on alempi.
Çünkü deflasyonda kârlar azalır, fiyatlar iner.Deflaatiokierteessä hyödykkeiden hinnat laskisivat, koska kysyntä pienentyy.
Fiyatı 10 kuruştu.Hän suoritti 10 maksua.
Fiyat ağırlıklı bir endeks (birimi yen) olup bileşenleri yılda bir kez gözden geçirilir.Indeksin painot ja siihen kuuluvat osakkeet tarkistetaan muutaman kerran vuodessa.
Bu da fiyat istikrarı tehlikeye düşmedikçe gerçekleştirilir.Täten hinaaja ei ole vaarassa kaatua.
Derginin fiyatı o zamanın parasıyla 35 cent idi.Purukumikuorien hinta oli tuolloisessa rahassa 5 penniä kappale.
Petrolün varil fiyatı iki katına çıkar.Tällöin öljyn hinnan kaksinkertaistuminen ei tee bensiinin hinnasta kaksinkertaista.
İşçiler yiyecek fiyatlarının artmasını protesto ediyorlardı.Ihmiset osoittivat mieltään korkeita ruoan hintoja vastaan.
Demir kullanımın yaygınlaşmasıyla üretim teknolojisi geliştirildi ve fiyatlar düştü.Tuulisähkön hinta on laskenut tekniikan kehittyessä ja tuotantomäärien kasvaessa.
Para, fiyatlar ile değerleri ifade eden bir araçtır.Hinta tarkoittaa hyödykkeelle asetettua rahallista arvoa.
Kolhoz ürünleri belirlenen fiyatlar üzerinden devlet kuruluşlarına satılırdı.Maataloustuotteet tuli myydä valtiolle määrättyyn hintaan.
Farklı ülkelerde fiyatlanma her ülkenin kendi para biriminde oluyor.Kuva-aiheet olivat kolikoissa kullakin maalla omansa.
Genç insanlar için düşük fiyatlı kıyafetler satıyor.Tarjoaa muodikkaita vaatteita ja asusteita nuorille.
Tağşişten sonra fiyatlar yükselirken satın alma gücü düşer, hayat pahalılığı artardı.Jos hinnat nousevat mutta tulot pysyvät ennallaan, ostovoima laskee.
Bu fiyat dünya çapında ve özellikle ABD'de satış patlaması yapmasını sağladı.Sen myynti oli vilkasta etenkin Yhdysvaltojen myynnin ansiosta.
Bu durum arazi fiyatlarına da yansımıştır.Tällöin puhutaan myös vuosikorosta.
Tersine, üreticiyi korumak amacıyla da üreticiye, piyasa fiyatına ek bir ödemede bulunabilir.Tällöin tavoitteena on voinut olla riittävän tuottajahinnan takaaminen viljelijöille.
Jeton fiyatı 2012 yılında 3.00 TL idi.Laatutakuun liikevaihto oli 3,4 miljoonaa euroa vuonna 2012.
Toptan Eşya Fiyat Endeksi.Maksoiko Fortum ylihintaa?
Tek hisse senedi için standardize edilmiş fiyat getirileri dağılımı.Osakkeista on maksettava käypä hinta.