Firarda bir katil manyak var!There's a homicidal maniac on the loose!
Tom firar etti.Tom has gone AWOL.
Onlar firar ettiler.They escaped.
Tom firar etmiş olmalı.Tom must've escaped.
Nasıl firar ettin?How did you escape?
Firar arabası son model beyaz sedandı.The getaway car was late model white sedan.
Tom temiz bir firar yaptı.Tom made a clean getaway.
Yirmi altı asker, firar nedeniyle idam edildi.Twenty six soldiers were executed for desertion.
Tom, bir firari, Meksika'ya gitmeye çalıştı.Tom, a fugitive, tried to make it to Mexico.
Dan firardaydı.Dan was on the loose.
Tom firar edebilirdi.Tom could've run away.
Ordudan firar ölüm cezası ile cezalandırılabilirdi.Desertion from the army was punishable by death.
Fadıl firarda.Fadil is on the run.
Firar ettim.I've escaped.
Ben bir firariyim.I'm a fugitive.
Firar etmeyeceksin.You won't escape.
Tom cezaevinden firar etti.Tom has escaped from prison.
Tom koğuş arkadaşına firar planından bahsetti.Tom told his cellmate about his plans to escape.
Ama mahkeme sonuçlanmadan 29 Kasım 1971'de mahkemeden 2 THKO 3 THKP-C militanı firar eder.But on 29 November 1971, 2 THKO and 3 THKP-C guerillas escaped from prison.
Bunun üzerine Kalafat Mehmet Ağa îdam edileceğinden korkarak firar etmiştir."Хонанда Райҳон турмуш ўртоғи билан ажрашаётганини тасдиқлади" .
Osmanlı kayıpları yüksekti: 9000 ölü, 3000 esir ve 2800 firari.Ottoman casualties were high: 9000 killed, 3000 taken prisoner and 2800 deserters.
Durum Osmanlılar için tam bir bozgun halini alır, firarlar iyice artar.And Death prefers strong people get scared, their souls taste better.
Çok sayıda firari Rus köylülerce esir alındı veya öldürüldü.Many of the deserters were taken prisoner or killed by Russian peasants.
Daha sonra Ölüm Yiyenler buradan toplu firar etmiştir.Those who gave food to others died.
Hayaline Firar Edemeyenlerin Efsunu şiir.Ekin Yayınları (1997) Beni Hiç Göremezsin, şiir.Look who isn’t talking (Uite cine nu vorbește), poetry for children, 1997.
Bu nedenle firar ettirildim" dedi.And so I was brought up.”
Salih Nihat'ı öldürür ve firar eder.Anu humiliates him badly and leaves.
Rus yönetimi, ellerindeki Alman esir ve firarilerden Rus-Alman Lejyonunu kurdu.The Russians formed the Russian-German Legion from other German prisoners and deserters.
Her iki kanadın da firar kenarında yer alır.The rear doors both have a circular firing port.
Firardaki Martin Bormann'a yokluğunda idam cezası verildi.Martin Bormann was sentenced to death in absentia.
Ayaklanmacılar için en önemli sorunlardan birisi de firar eden öğrencilerdir.In the end it turns out that one of the rebellious students is the killer.
Kehya, cezaevinden iki kez firar ettikten sonra Almanya'ya kaçtı.Scott managed to escape from the Nazis twice during his detention.
Kendine bir firar arkadaşı bulur ve fikrini uygular.Set a goal for yourself and try to reach it.
Her şeyi arkasında bırakarak, ailesiyle Almanya'dan firar etti.He fled Germany, together with his family, leaving everything else behind.
Firardaki abim değil mi bu ?At ease then.
Biz şu anda firardayız ! Anlamadın mı hala ?!We're on the run now!
Stankoviç, 25 Mayıs'ta diş tedavisi için yerel bir hastaneye götürüldüğü sırada firar etti.Stankovic escaped on May 25th, while being taken for dental treatment at a local hospital.
Üç suikast şüphelisinden elebaşı olduğu sanılan -- Legiya -- hâlâ firarda.Of the three suspected assassins, the alleged mastermind -- Legija -- is still on the run.
Mladiç Lahey'e gönderilmeye hazırlanırken, diğer zanlı Goran Haciç halen firarda.With Mladic bound for The Hague, one indictee -- Goran Hadzic -- remains at large.
Gotovina'nın firarının hemen ardından BM mahkemesi yeni bir iddianame yayınladı.An amended indictment was subsequently filed by the UN court.
Hadziç hâlâ firarda.Hadzic is still on the run.
İkili, Ağustos ayında beş mahkumla birlikte hapishaneden firar etmişti.The two men had escaped from prison together with five others in August.
Firar etti ve sonunda 1943'te tutuklandı.He escaped and was finally arrested in 1943.
[2] Türk ordusunun çok sayıda subayı isyancılara destek vermek için firar etti.The rebellion proved unsuccessful, and ended shortly after it began.
Teknenin mürettebatı, Shirley'i kaçıran firari hükümlülerden oluşur.The crew of the boat consists of escaped convicts who have kidnapped Shirley.
Osmanlı kayıpları yüksekti: 9000 ölü, 3000 esir ve 2800 firari.Die osmanischen Verluste waren hoch: 9000 Tote, 3000 Gefangene und 2800 Deserteure.
2 Ocak 1990 tarihinde cezaevinden firâr etti.Er wurde vom 2. Januar bis 1. Oktober 1990 in Untersuchungshaft genommen.
İsa Armağan Firar ettiğinden idam edilemedi.So war nach ihm keine Erlösung durch den Tod Jesu erfolgt.
Kehya, cezaevinden iki kez firar ettikten sonra Almanya'ya kaçtı.In Deutschland erwartet beide wegen ihrer Flucht das Gefängnis.
Bu şiddetli hücum üzerine Ruslar firar ettiler.Angeblich schlugen sie die Russen in glorreicher Manier.
Firardaki Martin Bormann'a yokluğunda idam cezası verildi.Dabei hatte er sich anlässlich seiner Gerichtsverhandlung auf einen Befehls Martin Bormanns berufen.
Bu nedenle firar ettirildim" dedi.Alors j'ai été sauvé. » , .
Ama mahkeme sonuçlanmadan 29 Kasım 1971'de mahkemeden 2 THKO 3 THKP-C militanı firar eder.Mais le 29 novembre 1971, deux guérilleros du THKO et trois du THKP-C s'échappèrent de prison.
Hapishanelerde firar, mahkûm kişinin hapis olduğu yerden kaçmasıdır.Une évasion est le fait pour un prisonnier de s'échapper de la prison où il est détenu.
Daha sonra Ölüm Yiyenler buradan toplu firar etmiştir.Celles qui ont donné de la nourriture à autrui sont mortes.
Daha sonra seyisi Atçeken Hızır'la kıyafetlerini ve atını değiştirerek firar etti.Certains chevaux voient également leur robe changer et évoluer avec l'âge.
Askeriyede firar, kişinin bulunduğu birimi terketmesidir.Dans une unité militaire, la désertion est l'acte de quitter l'unité.
Firarilerden Seamus Tworney, Aralık 1977'ye kadar yakalanmadı.Seamus Twomey no fue capturado sino hasta diciembre de 1977.
Yığın halinde firar devam ediyordu.En el puerto continuó el paro total.
İç savaş sırasında orduda firar olayları da yaşanmıştır.También hubo adelantos en cohetería militar durante el periodo de guerras.