Bu ise, finansal araçların satın alınması üzerine bir anlaşma yapıldığının göstergesidir.Cumpărarea se referă la procesul de achiziționare a unor produse.
Bu olay yüzünden finansal sorunlar başladı.Ca urmare, s-a confruntat cu dificultăți financiare.
Varşova'dan sonra, Polonyanın ikinci büyük finansal merkezi olduğu düşünülür.Cracovia este considerat a fi al doilea cel mai mare centru pentru teatrul polonez după Varșovia.
Ayrıca, Litvanya ve Ukrayna katılmayı planlamışlardı fakat finansal sebeplerden dolayı çekildiler.Letonia, Serbia și Malta au renunțat din cauze financiare sau din cauza proastelor rezultate.
Bu sezon ilk kez katılımcılar UEFA Finansal Fair Play Yönetmeliği'ne uymak zorundadırlar.Ez volt az első olyan szezon, amikor az UEFA pénzügyi fair play szabályait is figyelembe vették.
İlk filminin finansal başarı üzerine Universal Pictures devam filmine sıcak bakıyordu.Az első film pénzügyi sikerének köszönhetően a Universal Pictures régóta tervezte a folytatást.
Monrovia Liberya'nın finansal merkezidir.Monrovia Libéria pénzügyi központja.
G20 toplantılarında, uluslararası finansal istikrarın arttırılmasına ilişkin görüşme ve çalışmalar yapılıyor.A G20-ak vezetői a Nemzetközi Valutaalaptól nagyobb mértékű aktivitást várnak.
Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en büyük ve en etkili finansal piyasalardan birine sahiptir.Az Államok gazdasága rendelkezik a legnagyobb hatású és a legnagyobb értékű pénzügyi piacával.
Yayımcılık endüstrisi ayrıca 1837 Paniği adı verilen finansal krizden de etkilenmişti.A kiadói ipart az 1837-es tőzsdepánik is megrázta.
Ekin Yayınları, 2010 Küreselleşme Sürecinde Finansal Krizler ve Etkileri.(2010) Válság és potenciális növekedés az Európai Unióban.
Finansal sebeplerden dolayı kulüp kapatılmıştır.A programot pénzügyi okokból törölték.
MÖ 12 yılında Kral Herod oyunların sürekliliğini sağlamak için finansal destek verdi.12-ben Nagy Heródes anyagilag támogatta az olümpiai játékokat, hogy segítse a jövőbeli fennmaradását.
Ayrıca, Litvanya ve Ukrayna katılmayı planlamışlardı fakat finansal sebeplerden dolayı çekildiler.Eredetileg Lettország is részt vett volna, de végül pénzügyi okok miatt visszaléptek.
Bu olay yüzünden finansal sorunlar başladı.Anyagi problémák miatt esett ki.
Döneminde Olimpiyat Oyunları büyük TV ve sponsorluk anlaşmaları ile finansal açıdan kuvvetli hale geldi.Samaranch az olimpiai játékokat gazdaságossá tette a televíziós jogdíjakból és a szponzori pénzekből.
İlgili finansal enstrümanın belirli zaman periyodundaki riskini ölçmeye yarar.Őket az anyagi energia működése valamilyen szinten kárhozatra ítéli.
6 Haziran 2009'da kulüpteki finansal sorunlardan dolayı istifa etmiştir.2009 június 6-án felmondta szerződését a csapat nehéz anyagi helyzetére hivatkozva.
İlk kullanımı Roma İmparatorluğu'ndaki finansal ya da sivil ofislerdir.Az első hivatalos kodifikációja a római magán és közjognak.
Anna Varney'nin bu albümü çıkartırken finansal destek alıp almadığı bilinmemektedir.Alan Wilder nem tudta mit jelent a szöveg, amikor hozzáadta a számhoz.
Bu çalışmalar sırasında Friedrich Engels tarafından finansal olarak desteklendiler.He elivät pääosin Friedrich Engelsin taloudellisen tuen varassa.
Finansal hizmetler, finans sektörünün sağladığı ekonomik hizmetlerdir.Finanssipalvelut ovat palveluita, joita tuottaa finanssitoimiala.
Ve çalışanların ucuz maliyeti finansal bir alternatif olarak yerini yıllarca korudu.Avioliitto takasi hänelle turvatun taloudellisen aseman muutamaksi vuodeksi.
Grubun ilk single'ı "Hey Joe / Piss Factory", Robert Mapplethorpe'un finansal desteği ile 1974'te çıktı.Robert Mapplethorpe kustansi yhtyeen ensimmäisen singlen ”Piss Factory / Hey Joe” vuonna 1974.
15 Eylül 2003 tarihinde finansal ve ekonomik nedenlerle gazete yayınına son verdi.Hän siirtyi tehtävään 15. syyskuuta 2013 Ilta-Sanomien ja Taloussanomien päätoimittajan paikalta.
Sadece finansal göstergelere bakmak yetmez; kalite ölçülmelidir.Tyylipisteitä ei anneta, ja vain pystyhypyt mitataan.
Notlar: ^ Finansal şartlara uygunluk göstermemesinden dolayı 3 puan silinmiştir.Huomioita: Chievolta vähennettiin 3 pistettä valheellisen kirjanpidon vuoksi.
Durgunluğun başlangıcı Batı Avrupa ve ABD'deki finansal krizle aynı zamana denk geldi.Kriisi puhkesi samaan aikaan kuin Yhdysvalloista alkanut finanssikriisi.
Standard Chartered PLC, Birleşik Krallık merkezli bir bankacılık ve finansal hizmetler şirketidir.Standard Chartered plc on suuri, kansainvälisesti toimiva brittiläinen pankki.
Finansal zorluklara rağmen ailesi çocuklarına müzik ve sanat dersleri aldırmayı başarmıştır.Taloudellisista vaikeuksista huolimatta äiti pystyi kustantamaan molemmat tyttärensä yksityiskouluihin.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır."Yksityinen velka on velkaa, mutta julkinen velka on yksityissektorin finanssivarallisuutta."
Ancak 2003'ten beri finansal problemler yaşamaktadır ve bir düşüş içindedir.Se on ollut viime vuosina taloudellisissa vaikeuksissa ja on tehnyt tappiota.
Ayrıca ekibin finansal işlerinden sorumlu kişisidir.Hän vastaa firman talousasioista.
Din, politik ve etnik durumlara bakmaksızın devlet özel okullara finansal yardımda bulunur.Muissa provinsseissa yksityisiä, uskonnollisia kouluja rahoitetaan julkisin varoin.
Finansal analiz firmalar için bugünlerde en önemli adımlarından bir tanesidir.Μια οικονομική ανάλυση είναι ένα από τα πιο σημαντικά βήματα για τις εταιρείες σήμερα.
Nairobi bugün Afrika'nın politik ve finansal olarak önde gelen şehirleri arasındadır.Το Ναϊρόμπι είναι σήμερα μία από τις κυριότερες αφρικανικές πόλεις πολιτικώς και οικονομικώς.
Ayrıca, Litvanya ve Ukrayna katılmayı planlamışlardı fakat finansal sebeplerden dolayı çekildiler.Επιπλέον, η Λιθουανία και η Ουκρανία είχαν προγραμματίσει να εισέλθουν, αλλά αργότερα αποσύρθηκαν.
Otelde, Selena eksik finansal kâğıtlar talep etti.Όταν επέστρεψαν στο ξενοδοχείο η Σελίνα απαίτησε ξανά τα οικονομικά αυτά αρχεία.
2001 yılında finansal sorunlar nedeniyle batmıştır.Το 2001 διαλύθηκε λόγω οικονομικών προβλημάτων.
2005 yılında finansal sorunlar nedeniyle kapatılıp tekrar kurulmuştur.Διαλύθηκε στα τέλη του 2005 λόγω οικονομικών προβλημάτων.
İstatistik, mühendislik ve finansal ihtiyaçları karşılayan fonksiyonlara(fonksiyonların piline) sahiptir.Έχει πολλές παρεχόμενες λειτουργίες για να ανταποκριθεί σε στατιστικές, μηχανικές και οικονομικές ανάγκες.
Yayımcılık endüstrisi ayrıca 1837 Paniği adı verilen finansal krizden de etkilenmişti.Η κυβέρνησή του χαρακτηρίστηκε από την οικονομική δυσπραγία της εποχής, τον Πανικό του 1837.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Η εταιρεία τροφοδότησε με κινητήρες αρκετές ομάδες της Φόρμουλα 1.
Birçok ekonomist finansal krizlerin nasıl geliştiği ve onların nasıl önlenebileceğine dair teklifler sundu.En række økonomer har fremlagt teorier om, hvorfor finanskriser udvikler sig, og hvordan de kan forhindres.
Şirketin holdinglerinin toplamı Japonya'nın ikinci büyük finansal hizmetler grubunu oluşturmaktadır.Koncernens samlede aktiver gør det til den næststørste finanskoncern i Japan.
Wirecard AG, merkezi Almanya'da bulunan, global bir finansal hizmetler ve teknoloji firmasıdır.Wirecard AG er en global finansiel service- og teknologivirksomhed med hovedsæde i Tyskland.
Finansal hizmetler, finans sektörünün sağladığı ekonomik hizmetlerdir.Finansiel service er service indenfor finansindustrien.
Bunlar finansal olarak kısmen ABD tarafından desteklenirler.Dette støttes bl.a. af EU-midler.
Bu arada iş ortağı John Bisco ise yayımla ve finansal meselelerle ilgilendi.John B. Cobb, Jr. har også udgivet bøger om biologi og økonomi.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Gennem tiderne er forskellige former for baner blevet brugt til Formel 1-løb.
"Hükümetin işi finansal hizmetlere olanak vermektir, sağlamak değil.""Der er ingen grund til, at det offentlige udbyder en service, som private lige så godt kan udbyde.
Bu durum idari ve finansal sorunların yanında yetersiz personel sebebi ile şiddetlenmektedir.Dette skete på grund af mangel på både personel og materiel.
Finansal Risk Yönetimi kavramı, uluslararası alanda büyük farklılık gösterebilir.Ordet billion kan således være tvetydigt i en international sammenhæng.
Fakat bu da programa finansal kaynak açısından yetersiz kaldı.Samtidig betød den en mangel på penge i finanssystemet.
Ancak finansal kriz içindeki takım küme düştü.Udviklingen har været sat delvist i stå under finanskrisen.
Durgunluğun başlangıcı Batı Avrupa ve ABD'deki finansal krizle aynı zamana denk geldi.Begynnelsen av stagnasjonen sammenfalt med en finanskrise i Vest-Europa og USA.
Finansal sebeplerden dolayı kulüp kapatılmıştır.Festivalen ble lagt ned av økonomiske årsaker.
Nikkei Inc. finansal, iş ve sanayi haberleri yayınlarken uzmanlaşmıştır.Nikkei Inc. spesialiserer seg innen finans, business og industrinyheter.
Ancak finansal sıkıntılar nedeniyle 15 ay takımın başında kalabildi.Arbeidet ble stoppet opp i fem år på grunn av økonomiske vanskeligheter.
MÖ 12 yılında Kral Herod oyunların sürekliliğini sağlamak için finansal destek verdi.Herodes den store ga i 12 f.Kr. finansiell støtte til lekene for å sikre deres fremtid.