Batman eleştirel ve finansal anlamda başarı sağlayıp, 400 milyon doların üstünde hasılat yaptı.Batman foi um sucesso e crítico e financeiro, ganhando mais de US$ 400 milhões no total de bilheterias.
Birçok ekonomist finansal krizlerin nasıl geliştiği ve onların nasıl önlenebileceğine dair teklifler sundu.Há várias teorias acerca do desenvolvimento das crises financeiras e como evitá-las.
Finansal sorunlar nedeniyle, 2009 sezonundan sonra takım yarışlardan çekilmiştir.O autódromo foi retirado da temporada 2009 da categoria por problemas financeiros.
Gremlinler finansal açıdan başarılı oldu.Economicamente, os puritanos foram bem-sucedidos.
İnşaat Deutsche Bank'ın finansal desteğiyle başladı.O Humboldt começou a receber ajuda financeira do governo da Alemanha.
Bunlar finansal olarak kısmen ABD tarafından desteklenirler.Estes são parcialmente compensados pela ajuda internacional.
Şehirdeki gayet agresif finansal sektör bu kenti devasa bir finansal merkez haline getirdi.A grande especulação imobiliária está se tornando este uma grande econômia na cidade.
Finansal hizmetler, finans sektörünün sağladığı ekonomik hizmetlerdir.Instituições financeiras fornecem serviços como intermediários dos mercados financeiros .
Orada kısa zaman içinde kişisel ve finansal problemlerle karşılaştı.Ele passava por muitos problemas pessoais e financeiros na época).
MIPS pazara girene kadar bazı finansal zorluklarla karşılaştı.Albini realizou algumas lutas de boxe antes de ingressar no MMA.
Aynı zamanda sorumluluk tahmini ve finansal güvence düzeyleri içinde önemlidir.Isto se aplica tanto a intervalos de confiança, quanto a intervalos de credibilidade.
Kullanıcılar yüklemeleri, finansal göstergeleri, çökme, benimsenme ve derecelendirmeni izleyebilirler.Pode-se acompanhar os downloads realizados pelos usuários, finanças, falhas, taxa de adopção e classificações.
"Hükümetin işi finansal hizmetlere olanak vermektir, sağlamak değil."O governo está ai para ajudar as pessoas, não controlá las".
Carlo Anjullu bu imparatorluk yanlısı ayaklanmalara finansal yardım göndermeye başladı.Marcos Amaro passou então a investir em ativos imobiliários .
İşletmeleri bölgeye yerleştirmeye teşvik etmek için finansal politikalar uygulanır.Os recursos seriam destinados a adoção de medidas de estímulo econômico na região.
MSF finansal ve teknik olarak bu faaliyetlere destek sağlamıştır.O projeto dará apoio técnico e financeiro para os municípios.
Çin Halk Bankası (PBC) ayrıca uluslararası ticaret ve diğer yurtdışı finansal işlemlerden sorumludur.O banco também é responsável pelo comércio exterior e outras transações estrangeiras.
Bu romanıyla Rand finansal anlamda rahatlamıştır.Na arte, Rand promoveu o realismo romântico.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Durante vários anos, a empresa patrocinou equipes de Fórmula 1.
Konsorsiyumun bütçesi, üyelerin finansal destekleri ile oluşturulmaktadır.A direcção do partido é eleita pelo congresso, composto por delegados das organizações municipais.
Sonraki yıllarda Queen'in finansal ve idari konularıyla ilgilendi.Durante estes últimos períodos encarregou-se dos assuntos económicos e financeiros.
Julia'nın ailesine tüm finansal varlıklarıyla birlikte Suriye'ye dönme izni verildi.Julia's familie kreeg toestemming om naar Syria terug te keren met al hun eigendommen.
İsim değişikliği finansal durumlardan kaynaklanmaktaydı.De naamswijziging werd vanuit financiële overwegingen uitgesteld.
Washington, şirketiyle olan finansal bağına ilişkin bazı vergi sorunları yaşamıştır.Washington kreeg problemen met de belastingdienst over de financiële banden tussen hemzelf en zijn bedrijf.
PepsiCo şirketine 1994 yılında girdi ve 2001 yılında finansal işler başkanı oldu.In 1994 begon ze te werken bij PepsiCo en in 2001 werd ze benoemd tot Chief Financial Officer.
II. Dünya Savaşı her şeyi olduğu gibi Fenerbahçe'yi de finansal olarak olumsuz etkiledi.Na de Tweede Wereldoorlog had, net zoals heel Turkije, ook Fenerbahçe het financieel moeilijk.
Bu konserler finansal açıdan da başarılı olmuştur.De Spelen waren financieel gezien wel een succes.
Bunlar finansal olarak kısmen ABD tarafından desteklenirler.Deze programma's worden deels door Venezuela gefinancierd.
Birçok ekonomist finansal krizlerin nasıl geliştiği ve onların nasıl önlenebileceğine dair teklifler sundu.Veel economen zijn met theorieën gekomen over het ontstaan en voorkomen van financiële crises.
2005 yılında finansal sorunlar nedeniyle kapatılıp tekrar kurulmuştur.De concessie werd door financiële problemen alweer in 2009 verloren.
Orada kısa zaman içinde kişisel ve finansal problemlerle karşılaştı.Hij kampte echter ook met persoonlijke en financiële problemen.
Veronica'nın finansal problemleri vardır.Jens heeft echter nogal geldproblemen.
Her ikisi de kendi finansal desteklerine sahipti.Beide hadden hun eigen bestuur.
"Hükümetin işi finansal hizmetlere olanak vermektir, sağlamak değil."De pers is bedoeld om de bestuurden te dienen, niet de bestuurders."
Finansal sorunlar nedeniyle, 2009 sezonundan sonra takım yarışlardan çekilmiştir.Door financiële problemen werd de club ondanks een vierde plaats in het seizoen 2009 uit de competitie gezet.
2001 yılında finansal sorunlar nedeniyle batmıştır.In oktober 2001 pleegde hij zelfmoord wegens financiële problemen.
Finansal sebeplerden dolayı kulüp kapatılmıştır.Hierna werd de club om financiële redenen echter opgeheven.
Ayrıca ekibin finansal işlerinden sorumlu kişisidir.Ook is hij nog steeds betrokken bij financiële zaken van de band.
Gremlinler finansal açıdan başarılı oldu.De Kroniek was financieel geen succes.
Ama şirket finansal nedenlerden ötürü grup dağılmıştır.Om economische redenen werd de groep echter gedoemd tot uiteenvallen.
Wirecard AG, merkezi Almanya'da bulunan, global bir finansal hizmetler ve teknoloji firmasıdır.Wirecard AG to globalny dostawca usług finansowych i technologii z siedzibą w Niemczech.
Finansal sebeplerden dolayı kulüp kapatılmıştır.Klub z przyczyn finansowych został rozwiązany.
Ayrıca bir finansal hizmetler merkezidir.Wadowice są również ośrodkiem finansowym.
Finansal kaynaklar yönetilir.Zasoby są przedmiotem zarządzania.
Finansal varlıkları fiyatlandırma modelinin (Capital Asset Pricing Model) yaratıcılarından biridir.Jest jednym z twórców modelu wyceny aktywów kapitałowych (CAPM).
Bu da onun finansal durumunun kötülüğü hakkında bir ipucu olabilir.Próbuje namówić ją do kłamstwa w sprawie ich sytuacji finansowej.
Ancak finansal kriz içindeki takım küme düştü.Wspólnota popadła w deficyt finansowy.
1975'te yaşanan başkanlık değişikliğinden sonra gerekli finansal kaynaklar bulundu.W 1975 roku w wyniku reformy administracyjnej zniesione zostały powiaty.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Była to próba ograniczenia kosztów poprzez umożliwienie zespołom zakupu silników Formuły 1.
Veronica'nın finansal problemleri vardır.Maude popada w kłopoty finansowe.
Ama şirket finansal nedenlerden ötürü grup dağılmıştır.Cukrownia jednak zrezygnowała z budowy obu linii z powodów finansowych.
1965 yılında kurulan kulüp, finansal sıkıntılar nedeniyle 2010 yılının Ağustos ayında feshedildi.W 1965 roku wskutek problemów finansowych klub rozwiązano.
Stüdyo finansal olarak oldukça zayıftı.Cały projekt okazał się wadliwy pod względem finansowym.
Sovyetlerin yıkılışından sonra şirket finansal problemler yaşadı.Po rozpadzie Związku Radzieckiego miasto przeżywało znaczne trudności ekonomiczne.
G-10 grubu iktisat ve finansal ağırlıklı bildiriler ve araştırmalar yayımlar.Przygotować rozliczenie finansowe i merytoryczne projektu 2.
Bütçe dahil fayda ve maliyetlerin finansal analizi.Deficyty budżetowe i metody ich liczenia. .
IMF, hızlı borç krizlerinin finansal krize yol açabileceği konusunda Çin'i uyardı.Koordynator ostrzegł także przed zbliżającym się kryzysem żywnościowym.
Yayımcılık endüstrisi ayrıca 1837 Paniği adı verilen finansal krizden de etkilenmişti.Musiał on sprostać następstwom kryzysu gospodarczego wywołanego tzw. paniką roku 1873.
Bu tip kimlik doğrulama finansal ya da kişisel işlemler için önerilmez.A także, że nie będzie starać się o uzyskanie osobowości prawnej czy własnego majątku.
Fakat bu da programa finansal kaynak açısından yetersiz kaldı.Brak środków finansowych wpłynął również na skalę projektu.