Ana içeriğe geç
Sözlük

fin ile cümle

fin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'yye bir fincan çay getiriyor.Tom is getting Mary a cup of tea.
Şimdi her Fin kadını mutlu olmak için ihtiyacı olan her şeye sahip.Now every Finnish woman has everything she needs to be happy.
Ceviz, badem, fındık, fıstık ve çam fıstığı, kuru meyvelerdir.Walnuts, almonds, hazelnuts, pistachios and pine nuts are dry fruits.
Finansal görünümler mükemmel.The financial prospects are excellent.
Tom fincana sıcak su döktü.Tom poured hot water into the cup.
Tom fincana süt döktü.Tom poured milk into the cup.
Biraz kahve yapacaktım. Bir fincan ister misin?I was going to make some coffee. Do you want a cup?
Oyun beraberlikle sona erdi ve final skoru 2-2'ydiThe game ended in a draw, and the final score was 2-2.
Dünya Kupası finalinin hakemliğini bir Meksikalı doktor yapacak.The World Cup final wil be refereed by a Mexican doctor.
Sincap gözlerini kapattı ve fındıkları saymaya başladı.The squirrel closed its eyes and began to count hazelnuts.
Bir fincan kahve için can atıyorum.I'm dying to have a cup of coffee.
Arapça seviye 5'ten başarısız olacağım, finalden en az C almazsam.I will fail Arabic Level 5 if I don't get at least a C in the final exam.
Yüksek lisans eğitimini finanse etmek için çeşitli yollar vardır.There are several ways to fund postgraduate study.
Bu fincanları sevmiyorum; masadakileri tercih ederim.I don't like these cups; I prefer those on the table.
Tom büyük bir finans kurumu için çalışıyor.Tom works for a large financial institution.
Tom yeniden doldurulması için fincanını uzattı.Tom held out his cup for a refill.
Garson Tom'un önüne bir kahve fincanı koydu.The waiter set a coffee cup in front of Tom.
Tom fincanını indirdi.Tom set down his cup.
Bana bir fincan kahve ısmarla ve seni affedebilirim.Buy me a cup of coffee and I might forgive you.
Tom'un fincanı boştu.Tom's cup was empty.
Bir fincan kahve için sana ne kadar borçluyum?How much do I owe you for the cup of coffee?
Öncelikle bir fincan kahve alabilir miyim?Can I have a cup of coffee first?
İyi bir fincan çay gibi bir şey yoktur.There's nothing like a good cup of tea.
İyi bir fincan kahve istiyorum.I like a good cup of coffee.
Çikolataları severim, özellikle fındıklı olanları.I love chocolates, especially those with nuts.
"Sauna" Finceden ödünç alınmış yaygın olarak kullanılan birkaç sözcükten biridir."Sauna" is one of the few widely used words that have been borrowed from Finnish.
Tom kendine bir fincan çay doldurdu.Tom poured himself a cup of tea.
Fincan masadan düştüğünde kırıldı.The cup broke when it fell off the table.
Az önce kırdığın fincan Tom'un bana verdiği fincandı.The cup you just broke was the one Tom gave me.
Güne başlamak için güzel bir fincan kahveden daha iyi bir şey yoktur.There's nothing better than a good cup of coffee to start off the day.
Fincanı doldurdum.I filled the cup.
Bir fincan kahve içeceğim.I'll have a cup of coffee.
Tom bana bir fincan kahve önerdi.Tom offered me a cup of coffee.
Çay fincanımı sevdim.I liked my cup of tea.
Bu benim çay fincanım değil.This is not my cup of tea.
Tom fındığı sever.Tom likes nuts.
Dan, kız kardeşinin ona bir fincan kahve hazırlamasını söyledi.Dan asked his sister to prepare him a cup of coffee.
Bir fincan çay içtim.I've drunk my cup of tea.
Tom Mary'nin ona bir fincan kahve getirmesini istedi.Tom asked Mary to get him a cup of coffee.
Tom Dünya Kupası finali sırasında TV'sine yapıştı.Tom was glued to his TV during the World Cup final.
Dan bile Linda'ya bir fincan teklif etmedi.Dan didn't even offer Linda a cup.
Sana bir fincan çay getireyim mi?Can I get you a cup of tea?
Belki daha sonra bir fincan kahve alabiliriz.Perhaps we can get a cup of coffee later.
Tom finalleri için sıkı çalışıyor.Tom is studying hard for his finals.
Sizden biri bir fincan kahve ister mi?Do any of you want a cup of coffee?
Bir fincan kahve istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want a cup of coffee?
Bir fincan kahve daha iç.Have another cup of coffee.
Kendine bir fincan kahve almaya git.Go get yourself a cup of coffee.
Git kendine bir fincan kahve al.Go get yourself a cup of coffee.
Sanırım fındıklar acılaşmış.I think the nuts have gone rancid.
Günde kaç fincan kahve içersin?How many cups of coffee do you drink a day?
Tom bana günde en az üç fincan kahve içtiğini söyledi.Tom told me that he drinks at least three cups of coffee a day.
Tom Mary'ye bir fincan sıcak kahve uzattı.Tom handed Mary a cup of hot coffee.
Tom Mary'ye bir fincan kahve isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary if she'd like a cup of coffee.
Tom'un bile bir fincan kahve almak için yeterli parası yoktu.Tom didn't even have enough money to buy a cup of coffee.
Tom bile Mary'ye bir fincan kahve ikram etmedi.Tom didn't even offer Mary a cup of coffee.
Tom Mary'ye bir fincan kahve uzattı.Tom handed Mary a cup of coffee.
Norveç veya Finlandiya gibi ülkelerde kışın çok kar vardır.In countries like Norway or Finland, in winter there's a lot of snow.
Fince mi yoksa İngilizce mi konuşmamı istersiniz?Do you want me to speak in Finnish or in English?
Tom yere bir fincan düşürdü ve fincan tuzla buz oldu.Tom dropped a cup on the floor and it shattered into a thousand pieces.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod