Tom Mary'nin önündeki masaya bir fincan kahve koydu.Tom put a cup of coffee on the table in front of Mary.
Günde kaç fincan kahve fazla kaçar?How many cups of coffee a day are too many?
Fincanda biraz su var.There is a little water in the cup.
Bu, senin çay fincanın değil.This isn't your cup of tea.
Savaşı finanse etmek için tahvil ihraç edilmektedir.In order to finance the war, bonds are issued.
O, final basketbolunu izlemeyi sever.He loves to watch playoff basketball.
Devler sonunda finale kaldı.The Giants finally made it to the playoffs.
Kendime bir fincan sıcak çikolata yaptım.I made myself a cup of hot chocolate.
Fince ya da İngilizce konuşmamı ister misin?Would you like me to speak Finnish or English?
Bana göre, her Fince cümle bir tekerlemedir.For me, every Finnish sentence is a tongue-twister.
Fındık sonbaharın ortasında hasat edilir.Hazelnuts are harvested in mid-autumn.
Koyu bir fincan kahve uyanık kalmama yardım eder.A strong cup of coffee helps me wake up.
Tom, takımı büyük finali kaybedince yumruğuyla duvarı deldi.Tom punched a hole in the wall after his team lost the grand final.
Bir fincan kahve için zamanın var mı?Do you have time for a cup of coffee?
Biz finansmanımızı kaybettik.We've lost our funding.
Finansal yardım alacak mıyım?Will I receive financial aid?
Final o kadar iyiydi ki onu defalarca yeniden izledim.The finale was so good, that I rewatched it many times.
O, çocuklarını Fince öğrenmesi için cesaretlendirdi.She encouraged her children to learn Finnish.
Hadi, Fince o kadar zor değil.Come on, Finnish isn't that hard.
Eğer Fince ile sorun yaşıyorsan, kime soracağını biliyorsun.If you're having trouble with Finnish, you know who to ask.
Devam et ama Fince.Go on, but in Finnish.
Finlandiyalılar Fince konuşur.The Finns speak Finnish.
O sınıfta sadece Fince konuşur.She only speaks Finnish in class.
O 25 yıl Fince öğretti.She taught Finnish for 25 years.
"Tom akşam yemeğinden sonra üç fincan kahve içti." "Uyuyamamasına şaşmamalı.""Tom drank three cups of coffee after dinner." "No wonder he couldn't sleep."
Keşke Finlandiya'da olsaydım.I wish I was in Finland.
Mary çok fingirdek oldu.Mary became very flirtatious.
Fincanda çatlaklar vardı bu nedenle içecek dışarı sızdı.There were cracks in the cup so the drink leaked out.
Tom işe gitmeden önce üç fincan kahve içti.Tom drank three cups of coffee before he left for work.
Tom benim fincanımdan içti.Tom drank out of my cup.
Finans kaynağınız neresi?Where's the funding coming from?
Tom bir fincan çay içti.Tom drank a cup of tea.
Fince sözlüğün var mı?Do you have a Finnish dictionary?
Fince sözlüğünüz var mı?Do you have a Finnish dictionary?
Bir fincan çay isteyen biri var mı?Anyone fancy a cuppa?
Gemi Finlandiya'ya gidiyor.The ship is on its way to Finland.
Tom bir bardak portakal suyu ve bir fincan kahve sipariş etti.Tom ordered a glass of orange juice and a cup of coffee.
O final sınavlarında dikkat çekici notlar kazandı.She earned remarkable grades at the final exams.
Finlandiya bir İskandinav ülkesidir.Finland is a Nordic country.
Fincanın kulpu kırıldı.The handle of the cup has broken off.
Bir günde beş fincan kahve içerim.I drink five cups of coffee a day.
Günde üç ya da dört fincan kahve içerim.I drink three or four cups of coffee a day.
Bir fincan çay alabilir miyim, lütfen?Can I have a cup of tea, please?
O, finansal açıdan sadece kendini değil ailesini de mahvetti.He has financially ruined not only himself but his family.
Ben bir finans uzmanı değilim.I'm not a financial expert.
Genellikle öğle yemeği ile iki fincan kahve içerim.Usually I drink two cups of coffee with lunch.
Siz Fin misiniz yoksa Rus musunuz?Are you Finns or Russians?
Birçoğu Fincenin gerçekten zor bir dil olduğunu düşünüyor.Many think that Finnish is a really difficult language.
Liza ve Marco'nun finansal sorunları yok.Liza and Marco have no financial problems.
Finlandiya ütopya değildir.Finland is no utopia.
Kahvaltı için Sandra bir dilim ekmek ve bir fincan kahve aldı.For breakfast, Sandra had a slice of bread and a cup of coffee.
Tom günde üç fincan kahve içer.Tom drinks three cups of coffee a day.
Bir fincan çay her şeye çare olabilir mi?Can a cup of tea remedy anything?
O, fındık kırdı.He cracked nuts.
Fındık fareleri Gliridae ailesinin kemirgenleridir.Dormice are rodents of the family Gliridae.
Çocuklarıyla sadece Fince konuşurlar.They only speak Finnish with their children.
Fince öğrenmek için mükemmel bir site.This is an excellent site for learning Finnish.
Tom'un bir finans derecesi vardır.Tom has a degree in finance.
Tom'un sincabı bir mil öteden fındık kokusunu alabiliyor.Tom's squirrel can smell hazelnuts from a mile away.
Bir fincan kahve alayım lütfen.I'll have a cup of coffee, please.