Ana içeriğe geç
Sözlük

fin ile cümle

fin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Mary fındık sever.Mary likes nuts.
Bir fincan kahve içmek ister misiniz?Would you like to have a cup of coffee?
Tom Mary ile final karşılaşmasını izleyecek.Tom will watch the Super Bowl with Mary.
Çoğu öğrenci final sınavları için hazırlanıyor.Most students are preparing for the final exams.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.One cup of coffee commits one to forty years of friendship.
Bir fincan daha çay içmek ister misiniz?Would you like to have another cup of tea?
Bana bir fincan kahve ver!Give me the cup of coffee!
Senin fincanın hangisi?Which cup is yours?
Hangisi senin fincanın?Which cup is yours?
Domates çorbası için İskoç tarifi: Kırmızı fincan içine sıcak su dökün.Scottish recipe for tomato soup: Pour hot water into a red cup.
Masada bir fincan var.There's one cup on the table.
Fincanımı aradım ama onu bulamadım.I looked for my cup, but didn't find it.
Fincanımda hâlâ biraz sıcak çay var.There's still some warm tea in my cup.
Senin fincanın masada.Your cup is on the table.
Neden onun için bir fincan ısmarlamadı?Why didn't he buy a cup for himself?
Fincanımda bir şey yok.There's nothing in my cup.
Bir fincan şekere ihtiyacı var.He needs a cup of sugar.
Fincanını mutfağa getir.Bring your cup to the kitchen.
O sizin fincan değil.That is not your cup.
Tom, kendini uyanık tutmak için birkaç fincan kahve içti.So as to keep himself awake, Tom drunk a few cups of coffee.
Şimdiye kadar ilk kez Marika ile Fince konuştum.This is the first time I've ever talked to Marika in Finnish.
Marika Finli ama bir Asyalı kıza benziyor.Marika is Finnish, but she looks like an Asian girl.
Marika'ya telefon edemem. O Finlandiya'da yaşıyor!I cannot phone Marika. She lives in Finland!
Bir fincan sıcak kahveye ne dersin?How about a cup of hot coffee?
Bir fincan kahveye ne dersin?How about a cup of coffee?
Marika Fin ama Almanca biliyor.Marika is Finnish, but she knows German.
Marika'dan bana Fince öğretmesini istemedim.I didn't ask Marika to teach me Finnish.
Fince öğrenemem çünkü Finlandiya'da yaşamak istemiyorum.I cannot learn Finnish because I don't want to live in Finland.
Fince, çocuklarımın ana dilidir.Finnish is the mother tongue of my children.
Fince benim karımın dilidir.Finnish is the language of my wife.
Marika bana biraz Fince öğretti.Marika taught me some Finnish.
Marika benim Fince öğrenmemi istedi.Marika wanted me to learn Finnish.
Marika benden Fince öğrenmemi istedi.Marika wanted me to learn Finnish.
Marika kendi dili olan Finceyi sever.Marika loves her language, Finnish.
Bütün Finler kendi dillerini severler.All Finns love their language.
Çoğu Fin Almanca bilir.A lot of Finns know German.
Marika Findir ama tıpkı Almanlar gibi Almanca konuşur.Marika is Finnish but she speaks German just like the Germans.
Komşunun kedisi süt fincanını zemin karoları üzerine döktü.The neighbor's cat spilled its cup of milk on the floor tiles.
Şehirde bir arkadaşla karşılaştım ve onunla bir kafede bir fincan kahve içtim.I met a friend in town, and I drank a cup of coffee with her in a café.
Fin Büyükelçiliği nerede?Where is the Finnish embassy?
Fincan yere düştü, param parça oldu.The cup fell to the ground, shattering to pieces.
Bir fincan daha kahve istiyorum.I want another cup of coffee.
O, bir fincan kahvenin önünde bir masada tek başına oturdu.She sat alone at a table in front of a cup of coffee.
Fincede Finlandiya'ya ''Suomi'' denir.Finland is called "Suomi" in Finnish.
Kaç fincan kahve içtin?How many cups of coffee did you drink?
Finlandiya'da kaç tane göl vardır?How many lakes are there in Finland?
O bir fincan daha kahve içmek istiyor.He would like to have another cup of coffee.
Finceyi sadece o kızı sevdin diye mi öğrendin?Did you learn Finnish just because you loved her?
O fincan keki yiyecek misin?Are you going to eat that cupcake?
"İşte bir dolar. Git ve bir fincan kahve al." "Bu yeterli değil.""Here's a dollar. Go and buy a cup of coffee." "That's not enough."
"Sana bir fincan kahve getireyim." "Bunu takdir ediyorum.""Let me get you a cup of coffee." "I'd appreciate that."
Finlandiya'da yaşamıyorum.I don't live in Finland.
"Bana bir fincan kahve getirir misin?" "Memnuniyetle, canım.""Would you get me a cup of coffee?" "With pleasure, my dear."
"Bana bir fincan kahve getirir misin?" "Elbette. Memnuniyetle.""Would you get me a cup of coffee?" "Sure. I'd be glad to."
Tom Mary'ye bir fincan uzattı.Tom handed Mary a cup.
İçeri gelmek ve bir fincan kahve içmek ister misin?Would you like to come in and have a cup of coffee?
Sana bir fincan kahve getirmemi ister misin?Would you like me to get you a cup of coffee?
Bir fincan kahvenin seni daha iyi hissettirebileceğini düşündüm.I thought a cup of coffee might make you feel better.
Finlandiya'yı elbette seviyorum ama Finlere tahammül edemiyorum.I do love Finland, but I can't stand the Finns.
Bir fincan kahve almaya gidelim ve konuşalım.Let's go get a cup of coffee and talk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod