Ana içeriğe geç
Sözlük

fin ile cümle

fin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Finlandiya saunaları ile ünlüdür.Finland is famous for its saunas.
Sanırım evrende sonsuz sayıda finansal kriz var.I suppose that in the universe there is an infinite number of financial crises.
Bu çay fincanı küçücük.This teacup is tiny.
Bir fincan sıcak çay ister misiniz?Would you like a cup of hot tea?
Bir fincan daha kahve için zamanın var mı?Do you have time for one more cup of coffee?
Tom finans danışmanı.Tom is a financial advisor.
Lütfen bana bir fincan kahve getirir misiniz?Would you please get me a cup of coffee?
Sana bir fincan kahve almamı ister misin?Would you like for me to get you a cup of coffee?
Projeyi kim finanse ediyor?Who's funding the project?
Fince anlayabiliyorum ama konuşamıyorum.I can understand Finnish, but I can't speak it.
Tom bir fincan kahve yaptı.Tom made a pot of coffee.
Onlar bir fincan kahve içtiler.They drank a cup of coffee.
Mary, özel derslerini ingilizce olarak verir, böylece çalışmalarını finanse edebilir.Mary gives private tuition in English, so that she can finance her studies.
Finansman düzenlenene kadar projeyi arka planda tutmak zorunda kaldılar.They had to put that project on the backburner until financing was arranged.
Benim kahve fincanım Tom'unkinin yanında.My coffee cup is next to Tom's.
Tom finansal bir danışman.Tom is a financial adviser.
Benim fincanımdan içtin.You drank from my cup.
Benim fincanımdan kim içti?Who drank from my cup?
Sadece bir tane temiz fincan var.There's only one clean cup.
Tom fındık yiyemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't eat nuts.
Şu anda bir fincan kahve için vaktim yok.I don't have time for a cup of coffee right now.
Gerçekten istediğim şey bir fincan sıcak kahve.What I'd really like is a hot cup of coffee.
Ne Tom ne de Mary fındık yiyebilir.Neither Tom nor Mary can eat nuts.
Tom, Mary'nin fındık yememesi gerektiğini biliyordu.Tom knew Mary shouldn't eat nuts.
Tom, Mary'nin fındık yiyemediğini biliyordu.Tom knew Mary couldn't eat nuts.
Bunlar Tom ve Mary'nin fincanları mı?Are these Tom's and Mary's cups?
Gerçekten bir fincan kahve istiyorum.I really want a cup of coffee.
Gerçekten bir fincan kahveye ihtiyacım var.I really need a cup of coffee.
Biraz kahve yaptım. Bir fincan ister misin?I've just made some coffee. Would you like a cup?
Tom bir fincan kahve içmek istedi.Tom wanted to drink a cup of coffee.
Bu kurabiyelerde fındık var mı?Do these cookies have nuts in them?
Bir fincan kahve aldım.I've bought a cup of coffee.
Tom fındıklara karşı alerjiktir.Tom is allergic to nuts.
Bir fincan kahve içelim mi?Shall we drink a cup of coffee?
Bu fincan Tom'un mu?Is this cup Tom's?
Masada kaç fincan var?How many cups are on the table?
Lord Carnarvon, Tutankhamun'un mezarının kazısını finanse etti.Lord Carnarvon financed the excavation of Tutankhamun's tomb.
Fince konuşuyorum.I speak Finnish.
Kendime bir fincan kahve yaptım.I made myself a cup of coffee.
Bir fincan daha kahve içer misin?Will you have another cup of coffee?
Fındık ye, beş yıl daha uzun yaşayacaksın.Eat nuts and you'll live five years longer.
Gidip bir fincan kahve alalım.Let's go get a cup of coffee.
Bu onun ilk Fince şiir koleksiyonudur.This is her first Finnish poem collection.
Fince konuşmuyorum.I don't speak Finnish.
Tom tekrar finansal problemler yaşıyor.Tom is having financial problems again.
Sadece bir fincan kahve içtim.I've just had a cup of coffee.
Yalnızca bir fincan kahve içtim.I only had a cup of coffee.
Bütün içtiğim bir fincan kahveydi.All I drank was a cup of coffee.
Kahvaltıda bütün yediğim bir fincan kahveydi.All I had for breakfast was a cup of coffee.
Mary bir fincan sıcak çikolata sipariş etti.Mary ordered a cup of hot chocolate.
Ben zaten üç fincan kahve içtim.I've already drank three cups of coffee.
Tom'a bir fincan kahve daha doldurdum.I poured Tom another cup of coffee.
Tom bana bir fincan kahve bile teklif etmedi.Tom didn't even offer me a cup a coffee.
Tom kendisi için bir fincan kahve koydu.Tom poured a cup of coffee for himself.
Sana bir fincan çay getireceğim.I'll bring you a cup of tea.
Sana bir fincan kahve yapacağım.I'll make you a cup of coffee.
Sana bir fincan kahve getireyim.Let me get you a cup of coffee.
Sana bir fincan daha kahve getireyim.Let me get you another cup of coffee.
Kahve içer misin? Eğer öyleyse, her gün kaç fincan kahve içiyorsunuz?Do you drink coffee? If so, how many cups of coffee do you drink every day?
Bir fincan kahve ne kadar?How much does a cup of coffee cost?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod