Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.그 가지가 바다까지 뻗고 넝쿨이 강까지 미쳤거늘
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.La sua ombra copriva le montagne e i suoi rami i più alti cedri
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Okryte są góry cieniem jej, a gałęzie jej jako najwyższe cedry.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Přikryty jsou hory stínem jeho, a réví jeho jako nejvyšší cedrové.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Rantingnya menjulur sampai ke Laut Tengah, pucuk-pucuknya sampai ke Sungai Efrat
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Se peitti vuoret varjollansa ja oksillansa Jumalan setrit.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Wij hebben ons genesteld op de bergen en in de schaduw van de bomen gezeten; de bomen die U hebt geplant.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Εξετεινε τα κληματα αυτης εως θαλασσης και τους βλαστους αυτης εως του ποταμου.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Простря клончетата до морето. И ластарите си до Евфрат+.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.תשלח קצירה עד ים ואל נהר יונקותיה׃
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.مدت قضبانها الى البحر والى النهر فروعها.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.他 發 出 枝 子 、 長 到 大 海 、 發 出 蔓 子 、 延 到 大 河
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.他 發出 枝子 、 長到 大海 、 發出 蔓子 、 延到 大河
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Af sig selv bærer Jorden Frugt, først Strå, derefter Aks, derefter fuld Kærne i Akset;
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.A terra por si mesma produz fruto, primeiro a erva, depois a espiga, e por último o grão cheio na espiga.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Av sig selv bærer jorden grøde: først strå, så aks, så fullt korn i akset.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Av sig själv bär jorden frukt, först strå och sedan ax, och omsider finnes fullbildat vete i axet.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Boć ziemia sama z siebie pożytek wydawa, naprzód trawę, potem kłos, a potem zupełne zboże w kłosie.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.땅이 스스로 열매를 맺되 처음에는 싹이요 다음에는 이삭이요 그 다음에는 이삭에 충실한 곡식이라
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.La terre produit d`elle-même, d`abord l`herbe, puis l`épi, puis le grain tout formé dans l`épi;
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.lebo zem donáša úrodu sama od seba, najprv bylinu, potom klas a potom plné ovocie v klase.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Mert magától terem a föld, elõször füvet, azután kalászt, azután teljes buzát a kalászban.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Nebo sama od sebe země plodí, nejprv bylinu, potom klas, potom plné obilé v klasu.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Pămîntul rodeşte singur: întîi un fir verde, apoi spic, după aceea grîu deplin în spic;
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Poiché la terra produce spontaneamente, prima lo stelo, poi la spiga, poi il chicco pieno nella spiga
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Sillä itsestään maa tuottaa viljan: ensin korren, sitten tähkän, sitten täyden jyvän tähkään.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Tanah itulah yang dengan sendirinya mengeluarkan hasil: mula-mula tangkainya, kemudian bulirnya, lalu buahnya
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Vì đất tự sanh ra hoa lợi: ban đầu là cây, kế đến bông, đoạn bông kết thành hột.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Vì đất tự sanh ra hoa_lợi : ban_đầu là cây , kế đến bông , đoạn bông kết thành hột .
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Zemlja sama od sebe rodi sad: najprej steblo, potem klas, potem polno pšenico v klasu.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Διοτι αφ' εαυτης η γη καρποφορει, πρωτον χορτον, επειτα ασταχυον, επειτα πληρη σιτον εν τω ασταχυω.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Від себе бо земля родить: спершу траву, потім колос, а далїй повну пшеницю в колосї.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.Земята сама по себе си произвежда, първо ствол, после клас, подир това пълно зърно в класа.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.ибо земля сама собою производит сперва зелень, потом колос, потом полное зерно в колосе.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.כי הארץ מאליה מוציאה פריה את הדשא ראשונה ואחריו את השבלת ואחרי כן את החטה המלאה בשבלת׃
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.لان الارض من ذاتها تأتي بثمر. اولا نباتا ثم سنبلا ثم قمحا ملآن في السنبل.
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.地 生 五 穀 是 出 於 自 然 的 . 先 發 苗 、 後 長 穗 、 再 後 穗 上 結 成 飽 滿 的 子 粒
Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.地生 五 穀 是 出於 自然 的 . 先 發苗 、 後長穗 、 再 後 穗 上 結成飽滿 的 子粒
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.A představte si, kdyby mu z prostřed nosu rašily chlupy, to by vypadal ještě podivněji.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.A wyobraźcie sobie, że włosy wyrastałyby mu z nosa, wyglądałby jeszcze dziwaczniej.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.E immaginate se le sopracciglia partissero dal naso, sembrerebbe ancora più strano.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Et imaginez si des poils sortaient du milieu de son nez, il semblerait encore plus étrange.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Imaginați-vă că i-ar ieși păr din mijlocul nasului, ar arăta și mai ciudat.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Imaginem se tivesse pelos a sair do meio do nariz, pareceria mais estranho ainda.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Imaginen si le brotara pelo desde la mitad de la nariz se vería más extraño aún.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.코 중간에서 털이 자란다고 상상해 보세요. 더 이상하게 보일 것입니다.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Stel je voor dat uit het midden van zijn neus haren kwamen, dan zou hij er nog eigenaardiger uitzien.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Stellen Sie sich vor, da wüchse Haar auf seiner Nase; er würde damit noch seltsamer aussehen.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Tänk er om han hade haft hår som kom ut från mitten av näsan, det skulle se ännu märkligare ut.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Và thử tưởng tượng ra lông mọc giữa mũi của thằng bé, nhìn còn dị hợm hơn.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.А представете си го, ако имаше коса по средата на носа, тогава щеше да изглежда още по-странно.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Представьте, что у него из носа начнут прорастать волосы, тогда он будет смотреться ещё более странно.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.Тепер уявіть, що волосся проростало б з його носа, це виглядало б ще незвичніше.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.ודמיינו לו היו צומחות לו שיערות מאמצע האף, הוא היה נראה אפילו יותר מוזר.
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.وتخيل لو كان شعرا ينبت من منتصف أنفه، لكان يبدو أغرب
Ve hayal edin eğer burnunun ortasından filizlenen tüyler olsaydı, daha da tuhaf görünürdü.違和感は増すでしょう 醜形恐怖症とは
Ve nerede filiz açmış bir vahası varsa, orada hayat vardır.Y donde hay un oásis brota la vida
Ve siz de onun, bir nevi tozlaştığını, filiz verdiğini, büyüdüğünü göreceksiniz.A můžete viděte, je to něco jako opylení, klíčení, růst.
Ve siz de onun, bir nevi tozlaştığını, filiz verdiğini, büyüdüğünü göreceksiniz.Dan Anda bisa lihat kristal ini menyerbuk, berkecambah, tumbuh.
Ve siz de onun, bir nevi tozlaştığını, filiz verdiğini, büyüdüğünü göreceksiniz.E podem ver, está, de certa forma, a polinizar, germinar e crescer.