Ana içeriğe geç
Sözlük

filan ile cümle

filan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Jde tu o nějakou pocitovou, ničím nepodloženou socialistickou konspiraci?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?여기에 어떤 감상적인 사회주의자의 음모라도 있는 걸까요?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Mas isto é alguma espécie de conspiração de afeto socialista? Não.
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Non è che qui per caso c'è sotto del buonismo melenso da cospirazione socialista?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Onko tässä jokin herkistelevä sosialistisalaliitto menossa?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Word ik hier een zweem van socialistische samenzwering gewaar?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Μήπως πρόκειται για κάποια συναισθηματικούλικη σοσιαλιστική συνομωσία εδώ πέρα;
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Това да не е някаква докачлива социалистическа конспирация?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Уж не занимаются ли здесь своей подрывной деятельностью оголтелые сторонники коммунизма?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Чи не має місце тут якась соціалістична змова?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?هل هناك نوع من المؤامرات الاشتراكية الحساسة تحدث هنا؟
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?社会主義者の陰謀なのでしょうか? いいえ 彼らはMITに カーネギーメロンに
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Aceasta este vestita bere Budweiser, nu ştim de vreo altă bere, bla, bla, bla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Ceci est la célèbre bière Budweiser, nous ne connaissons aucune autre bière, blablabla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Das ist das berühmte Budweiser-Bier, wir kennen kein anderes Bier, bla, bla, bla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Dit is het beroemde Budweiser bier, er is geen ander bier dat, bla bla bla..."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Esta é a famosa cerveja Budweiser, não há outra cerveja, blá, blá, blá,"
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Esta es la conocida cerveza Budweiser, la incomparable, bla bla bla".
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Ez a híres Budweiser sör, nem ismerünk más sört, blablabla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."이것은 유명한 버드와이저 맥주이고, 유일한 .. 중얼 중얼..." 이라고 써 있는데
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Questa è la famosa birra Budweiser, non conosciamo nessun altra birra, bla, bla, bla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Toto je slavné pivo Budweiser. Žádné jiné pivo bla, bla, bla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Това е известната бира Бъдуайзър, ние друга бира не познаваме, бла, бла, бла."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Це знамените пиво Будвайзер, ми не визнаємо іншого пива, і т.д. і т.п..."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Это знаменитое пиво Будвайзер, мы не признаём другого пива, и т.д. и т.п..."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."זאת בירת באדוויזר המפורסמת, אנחנו לא מכירים בירה אחרת, בלה, בלה, בלה."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."هذه بيرة "بادويزر" المشهورة، نحن لا نعرف بيرة غيرها، الخ ، الخ ، الخ"
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu.これをもじって"これが有名なバドワイザーの家
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.De sa: "Det är rätt enkelt."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.E loro sono tipo: "Ah, sì, è piuttosto banale".
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Et ils répondent "Oui, c'est assez simple."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Họ nói,"Được thôi, nó khá đơn giản."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Kan je me vertellen wat ik moet doen?" Ze antwoorden: "Ja, het is eigenlijk erg simpel."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.그랬더니 "아, 그건 정말 간단해요" 라고 했습니다.
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Odparli: "To całkiem proste."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Ők pedig azt felelték, "Persze, elég egyszerű."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Şi ei zic, "Da, e destul de simplu."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Und sie daraufhin: "Klar, das ist ganz einfach."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Y ellos contestaron, "Si, es bastante sencillo".
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Και μου λένε "Α, τα πράγματα είναι πολύ ξεκαθάρα."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.А те: "Ами, доста е недвусмислено."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.Ну они и говорят, "Да, дело это достаточно простое."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.והם ענו, כאילו, "כן, זה די פשוט."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.وقالوا" نعم إنها بسيطة وواضحة."
Bunlar da "Evet, bayağı basit" filan dediler.道具は こんなゴムをもう少し小さくしたバンドで-
Buradaki insanlara fare olduğunu filan söylemedin değil mi?Du hast niemandem hier gesagt, dass du eine Maus bist, oder?
Buradaki insanlara fare olduğunu filan söylemedin değil mi?Nu le-ai spus oamenilor de aici cã eºti un ºoarece, nu-i aºa?
Buradaki insanlara fare olduğunu filan söylemedin değil mi?Tu n'as pas dit aux gens d'ici que tu étais une souris ?
Buradaki insanlara fare olduğunu filan söylemedin değil mi?You didn't tell the people here you're a mouse, did you?
Buradaki insanlara fare olduğunu filan söylemedin değil mi?Δεν είπες στους ανθρώπους εδώ οτι είσαι ποντίκι, είπες;
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı"." Cred că a venit cu un camion ca să le aducă pe toate. "
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı".Deve averlo portato con un camion o due, questo affare."
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı".Dia datang dengan sebuah truk, semi truk, dengan benda ini."
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı".Ele teve que vir num camião, "com um semirreboque, com essa coisa."
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı".Er musste mit einem Brummi kommen, ein Sattelschlepper, mit diesem Ding."
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı".Hij moet met een vrachtwagen gekomen zijn, een grote vrachtwagen, om dit ding mee te nemen."
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı".Il a dû venir en camion, une semi-remorque, dans ce genre-là. "
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı"."Jóságos ég! Teherautóval vagy kisteherrel hozta ide ezt a cuccot?"
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı".그는 트럭을 만들었거든요 오.. 이건 마치..
"Bu şeyle beraber, bir kamyonla filan gelmiş olmalı".Làm thế quái nào mà hắn bê được cái đó vào đây, to như 1 chiếc xe toa móc í."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod