Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.첫째, 아주 매력적인 행성이죠. 고리들이 아주 예쁩니다.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Primo, è un pianeta molto bello, ha proprio la bellezza degli anelli e così via.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Primul, este o planetă superbă -- are frumuseţea inelelor şi aşa mai departe.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Ten eerste is het een zeer aantrekkelijke planeet -- met de mooie ringen, enzovoorts.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Thứ nhất, đó là một hành tinh rất hấp dẫn - mang vẻ đẹp của những chiếc nhẫn.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.To bardzo ładna planeta, ma piękne pierścienie itd.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Uno, es un planeta muy atractivo -- tiene la belleza de los anillos y demás.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Zaprvé, je to velmi krásná planeta, má krásné prsteny či prstence a mnoho dalšího.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Zum einen ist der Planet sehr attraktiv, die Schönheit der Ringe und so weiter.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Прежде всего, это очень красивая планета — с учётом красоты её колец и всего такого.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Първо, това е много атрактивна планета -- притежава красотата на пръстените и така нататък.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.האחד, הוא כוכב מאד יפה -- יופיין של הטבעות וכדומה,
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.الأول هو أنه كوكب جذاب و هي الجاذبية التي تعطيه إياها الحلقات.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.とても美しいリングをもっています 科学者にとっても このリングは特別なんです
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Als ik iemand leuk vind, moet ik dan met ze op een date gaan en een koppel met ze zijn?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Apakah kalo aku menyukai seseorang, aku harus berkencan dan menjadi pasangan dengannya?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Daca plac pe cineva, trebuie sa merg la intalniri si sa fiu un cuplu cu el?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Jeśli kogoś lubię, muszę chodzić z nim na randki i być parą?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?아 좋아하면 다 데이트하고 다 사귀고 그래야 되나? 응?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Nếu thích một người, có nhất thiết phải hẹn hò và thành một cặp với người đó không?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Om jag gillar någon, behöver jag gå på dejter och bli ett par med dom?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Se mi piace qualcuno, vuol dire che devo andare a degli appuntamenti ed essere una coppia con lei.
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Si j'aime quelqu'un, dois-je aller à des rendez-vous et être un couple avec ?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Wenn ich jemanden mag, muss ich dann auf Dates gehen und mit ihr ein Paar sein?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Αν μου αρέσει κάποια, πρέπει να βγώ ραντεβού για να είμαι ζευγάρι μαζί της;
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?Если кто-то мне нравится, я должен что ли на свидания бегать и строить из себя парочку влюбленных?
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?إذا كنت معجباً بشخص, هل علي الذهاب في مواعيد معه؟
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?一人で、心の中だけに、瞼の中だけに とどめてる人がいるんだ!
Bir müzik filan bir ţey olsaydý bari.Κορίτσι μου, θες να με τρελάνεις; Τι κάνεις εκεί πέρα;
Bir müzik filan bir ţey olsaydý bari.Момиче, прави каквото искаш.
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?De certeza que ela não foi comida por um cão vadio ou assim?
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?¿Estás segura de que no se la ha comido un perro callejero?
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?Hon kanske blev uppäten av nån hund.
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?Jesteś pewna, że nie zjadł jej jakiś bezdomny pies?
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?Måske blev hun spist af en hund.
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?Oletko varma, ettei kulkukoira syönyt sitä?
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?Sicura che non l'abbia mangiata un cane randagio?
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?Σίγουρα δεν την έφαγε κανένα αδέσποτο σκυλί;
Bir sokak köpeğinin yemediğine filan emin misin?Ты уверена, что её не съела бродячая собака или кто-то ещё?
Biyolojimizle, bakterilerle, içimizde olanlarla uğraşmak, kan filan, zor ama baş edilebilir bir iş.우리가 생물학을 대할 때 일어나는 일을 보십시오. 박테리아나 피 속에 있는 유전자 등 그것들은 복잡하지만, 관리 가능합니다.
Biyolojimizle, bakterilerle, içimizde olanlarla uğraşmak, kan filan, zor ama baş edilebilir bir iş.אתם מבינים, כשעוסקים בביולוגיה שלנו, בקטריה, הגנים, דברים שכאן בפנים, הדם, זה מורכב, אבל ניתן להתמודדות.
Biyolojimizle, bakterilerle, içimizde olanlarla uğraşmak, kan filan, zor ama baş edilebilir bir iş.遺伝子 この内にあるもの 血液について問題にすると 複雑ではありますが
Bizde böylece hedge fonu kategorisinden kaç desem 160 filan kadar IQ puanı그래서 지금, 제 표현으로, 우리는 약 160의 IQ 점수를
Bizde böylece hedge fonu kategorisinden kaç desem 160 filan kadar IQ puanı金融業界から、大勢の人を教える教育業界へ てこ入れ方式でね (会場笑い)
Brad Pitt'e Tanzanya'da bir yerlerde tuvalet kazdırmasını filan beklemeyin.Brad Pitt zal casten in zijn volgende film om latrines te graven in Tanzania of zoiets.
Brad Pitt'e Tanzanya'da bir yerlerde tuvalet kazdırmasını filan beklemeyin. (Kahkaha)latrinákat ásson Tanzániában.
Brad Pitt'e Tanzanya'da bir yerlerde tuvalet kazdırmasını filan beklemeyin.다음 영화에 브래드 피트를 출연시켜서 탄자니아에서 변소를 파게한다면 좀 그렇겠죠. (웃음)
Brad Pitt'e Tanzanya'da bir yerlerde tuvalet kazdırmasını filan beklemeyin.ללהק את בראד פיט לסרט הבא שלו, שעוסק בניקוי מחראות בטנזניה [צחוק] זה פשוט לא יהיה סרט פוטוגני.
Brad Pitt'e Tanzanya'da bir yerlerde tuvalet kazdırmasını filan beklemeyin.タンザニアで便所を掘る映画はどうでしょう (笑) なんとも 絵になりません いろいろな意味で コペンハーゲン コンセンサスと
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Are cumva loc aici un fel de conspiraţie socialistă, lacrimogenă?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Czy mamy tu do czynienia z jakąś emocjonalną, socjalistyczną zmową?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Đây có phải là một âm mưu có ý đụng chạm của những người theo chủ nghĩa xã hội không vậy?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Dis donc, n'y aurait-il pas une conspiration socialiste là-dessous ?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Er dette en eller anden form for følelsesladet socialistisk komplot der foregår der?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?¿Es esto alguna forma de manipulada conspiración socialista que está sucediendo aquí?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı? Hayır.האם מתרחש כאן סוג כלשהו של קנוניה סוציאליסטית דביקה?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Ide tu o nejakú pocitovú, ničím nepodloženú socialistickú konšpiráciu?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Ist dies eine Art gefühlsduseliger, sozialistischer Verschwörung?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Itt valami alattomos szocialista összeesküvés zajlik?
Bu bir tür dokunaklı sosyalist komplosu filan mı?Jangan-jangan ini semacam konspirasi sosialis untuk mengaduk emosi kita?