Ana içeriğe geç
Sözlük

filan ile cümle

filan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Én meg csak nézek, hogy hát ez egyáltalán nem gumiból van.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Ik denk: "Dat is helemaal geen rubber!".
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Je me dis que ce n'est pas du tout un élastique.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.저건 고무밴드가 아니네 라고 생각했죠.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Och jag liksom bara, det där är inte gummi alls.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Rany, to wcale nie gumka!
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Şi eu mă gîndesc, nu seamănă cu un cauciuc deloc, ştiţi.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Und ich denke mir, das ist überhaupt kein Gummi.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Y yo pienso eso no es elástico en absoluto, saben.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Και ξέρετε, σκέφτομαι ότι αυτό δεν μοιάζει καθόλου με λάστιχο.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.А аз: ама това изобщо не е гума, нали?
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.Я говорю: "это вообще-то не резинка".
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.ואני, כאילו, סכין היא ממש לא גומייה, אתם יודעים.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.وقلت هذا ليس بشريط مطاط، كما تعلمون.
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.彼はナイフの刃を出し ロッキー山脈越しに
Ben senin öyle geldiđini görünce, sonra o arkadaţlarýn filan... ...seni de onlardan sandým.Περίμενε, μόνο ένα λεπτό .. Δεν ρωτήσαμε τις κυρίες τι θα θέλανε να πιούνε.
Ben senin öyle geldiđini görünce, sonra o arkadaţlarýn filan... ...seni de onlardan sandým.Аз искам уиски и сложи 3 ледчета вътре. Чакай, само секунда.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Anda tahu, guru sains saya bukanlah seorang guru terakreditasi.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Cioè, il mio insegnante di scienze non era un insegnante abilitato.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.제 과학선생님은 자격 있는 교사가 아니었습니다.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Min naturfagslærer var ikke akkrediteret lærer.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Min naturvetenskapslärare var inte en behörig lärare.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Mój pan od fizyki nie był z wykształcenia nauczycielem.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Mon professeur de sciences n'était pas un enseignant accrédité.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Můj učitel vědy nebyl ve skutečnosti akreditovaný učitel.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi. NASA uzay bilimcisiydi.Mein Naturwissenschaftslehrer war kein ausgebildeter Lehrer, sondern ein Wissenschaftler der NASA.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.NASAの科学者だったんです
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.O meu professor de ciências não era um professor qualificado.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Stiti, profesorul meu de stiinte naturale nu era un profesor acreditat.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Thầy giáo khoa học của tôi không phải là một nhà giáo được công nhận.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Tiedeaineiden opettajani ei ollut pätevä opettaja.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Tudják, a fizika tanárom nem volt akkreditált tanár.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Weet je, mijn leraar wetenschappen was niet geaccrediteerd
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Ya saben, mi profesor de ciencias no estaba acreditado.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Ξέρετε, ο φυσικο-χημικός μου δεν ήταν πιστοποιημένος δάσκαλος.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Знаете, мой учитель естественных наук не был дипломипрованным учителем.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Знаєте, мій вчитель природознавства був не дипломованим.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.Моят преподавател по наука не беше акредитиран преподавател.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.המורה שלי למדעים לא היה מורה מוסמך.
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.أتعرفون , مدرّس العلوم الخاص بي لم يكن مدرس معتمد .
- Bilmiyorum ama... ...fabrikalarý filan var galiba bunlarýn.Агенцията не е ли в Бешикташ? В Ялдъз е.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Es knabbert an etwas Gras, ganz ausgelassen.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Está, saben, comiendo un poco de pasto, retozando.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Het was aan het knabbelen aan wat gras, aan het spelen.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Il mordille de l'herbe, il gambade.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.그 양은 풀도 뜯어먹고, 즐겁고 놀고 있었어요.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Lui sta, potete immaginarlo, continuando a sgranocchiare un po' d'erba, saltellando.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Ni fattar, den skuttar omkring och nafsar lite på gräs.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Nó, vừa gặm cỏ, vừa đi lại tung tăng
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Rágcsál egy kis füvet, csintalankodik.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Skubie sobie trawę, figluje.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Ştiţi voi, paşte nişte iarbă, zburdă.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Μασάει λίγο γρασίδι, διασκεδάζει.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.Он уже, знаете, есть траву, резвится...
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.То хрупа трева, игриво е.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.והוא, אתם יודעים, מכרסם קצת עשב, משתובב.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.إنه، كما تعلمون، يقضم العشب، ويرقص فرحاً.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.私はそのとき自分の間違いを
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.Az egyik, hogy csodálatos bolygó -- a gyűrűivel és egyebekkel nagyon szép.
Birincisi, çok çekici bir gezegen -- halkaları çok güzel falan filan.D'abord, c'est une planète très attirante, il y a ces magnifiques anneaux, etc.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod