1, 2 ,3, 4 falan filan.1, 2, 3, 4 и т.н.
1, 2 ,3, 4 falan filan.1,2,3,4 וכך הלאה.
1, 2 ,3, 4 falan filan.1، 2، 3، 4 وهكذا دواليك...
"1 bölü iks" artı falan filan gibi bir şey elde etmek ve iks, sonsuza yaklaştığı için,ستحصلون على شيئ مثل 1/x + شيئ ما، شيئ ما شيئ ما، ومن ثم يمكنكم ايضاً ان ترون، اوه، حسناً، نهاية
40 dakika filan kaldı.Encore 40 minutes.
( 6.022 x 10^23) genelde bir mol yumurtayla filan uğraşmayız.Mol je 6,022 krát 10 na 23 něčeho, což je veliké množství něčeho.
( 6.022 x 10^23) genelde bir mol yumurtayla filan uğraşmayız.זה מספר גדול. אנו לא עוסקים במולים של ביצים,
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,"네 맞아요, 저는 작가 시절에 이래저래 했지요."라는 말 대신,
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,"Oh ja, ik was toneelschrijver, en bla bla bla," zei ze: "Oh toneelschrijver.
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,במקום להגיד, "אה כן, הייתי מחזאית, וזה מה שבלה בלה בלה,"
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,بدلاً من أن تقول، "آه نعم، كنت كاتبة مسرحية و كذا و كذا و كيت،"
"ah, evet oyun yazarıydı falan filan" demek yerine,「劇作家と言えば みんな私が劇作家と知っているわね
Ali'nin de deđil, benim de deđil. Bizim teknemiz filan yok. Ya...- Обзалагам се, че се заети.- Да почакаме и ще видим.
Ali'nin de deđil, benim de deđil. Bizim teknemiz filan yok.-Θα περιμένουμε και θα δούμε.
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...Aber der Schmerz, die Umstände, stets daran zu denken, nicht zu vergessen es bei längeren
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...그러나 여러분이 긴 여행을 갈 때, 주의를 기울여야 하고, 지갑에 그것을 넣어야 하는 그 고통, 그 불편함.
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...אבל הכאב, חוסר הנוחות, לזכור לשים את זה בארנק כשאתם יוצאים לנסיעה ארוכה,
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...ولكن الألم ، وعدم الراحة ، ، مع إيلاء الاهتمام ، و التذكر لوضعها في حقيبتك عندما تذهب في رحلة طويلة ،
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...皆さんが長旅にでるとき 注意を払い バンドバックにそれを入れるのを覚えていても 日々の暮しがあり 問題になります
Ama Bay filan için gelir. Bu yüzden sen de usta olmalısın.Pero a por el Sr. viene, asi que tienes que ser maestro.
Ama Bay filan için gelir.Mais pour Monsieur elle vient.
Ama Bay filan için gelir.Ma per il signor sta arrivando.
Ama Bay filan için gelir.Mutta herran se saa.
Ama Bay filan için gelir.Pro Pana přijde.
Ancak bu yalan! Tercihin filan yok!Você não tem escolha!
Ancak bu yalan! Tercihin filan yok!Δεν την έχετε!Δεν έχετε καμία επιλογή!
Ararýz dediler. Ee, ikinci çekime filan çađýrmadýlar mý?Колата му беше невероятна.
Aydınlanmayı filan boşver, ben kendi uzuuun tecrübemi elde ettim. " Bu gerçek olabilir mi?De igaz volna-e ez?
Aydınlanmayı filan boşver, ben kendi uzuuun tecrübemi elde ettim. " Bu gerçek olabilir mi?Koska se on pitkäaikainen kokemus.' Olisiko se totta?
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.Đây không phải
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Acum, oameni buni, asta nu este doar o metaforă, ceea ce vă voi spune acum este adevărat.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Ahora amigos, esto no es sólo una metáfora que me he inventado.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.A teď, přátelé, vám neřeknu jen nějakou metaforu, je to naprostá pravda.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Cher public, ce n'est pas juste une métaphore que je vais vous donner maintenant, c'est vrai.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Det jeg siger nu, er ikke bare en metafor jeg slynger ud.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Gente, non sto utilizzando una metafora, è la verità.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Gott folk, detta är inte en matafor som jag ger er nu, det är sant.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Leute, das ist keine einfache Metapher, von der ich spreche, es stimmt.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Malta, isto não é apenas uma metáfora que eu estou a dar-vos agora, é verdade.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Nos emberek, ez nem csak metafora amit mondok, ez az igazság.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Tämä seuraava juttu ei ole vain metafora vaan totuus.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.To nie jest, drodzy państwo, tylko przenośnia, ale fakt.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Wel mensen, dit is geen metafoor die ik jullie geef, het is waar.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Λοιπόν παιδιά, αυτό δεν είναι απλά μια μεταφορά που θα σας πω τώρα, είναι αλήθεια.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Е приятели, това не е просто метафора, която използвам.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Ребята, это не просто метафора, то что я вам сейчас скажу, это правда.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.자, 여러분, 제가 여러분에게
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.ובכן חברים, זוהי לא
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.ايها الاصحاب، وهذه ليست
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.本当のことです
Belki çalkantılı kan akışı bunu teşvik etti filan.Er ist so groß geworden.
Belki çalkantılı kan akışı bunu teşvik etti filan.Misschien droeg de turbulente stroming hier ook toe bij en wie weet wat nog meer.
Belki çalkantılı kan akışı bunu teşvik etti filan.Może te turbulencje, przepływającej krwi pomogły mu w tym, może jeszcze coś innego.
Belki çalkantılı kan akışı bunu teşvik etti filan.Por cualquier razón, la placa está rota.
Belki de bir önceki hayatında Don Juan filandı.Peut-être que dans sa vie passée elle était Don Juan ou quelque chose.
Belki de bir önceki hayatında Don Juan filandı.Quizás en su última vida fue un Don Juan.
Belki de bir önceki hayatında Don Juan filandı.Talán az előző életében már egyszer átélte ezt, vagy ilyesmi.
Ben bir Tanrı filan görmüyorum'Ich sehe Gott nicht."
Ben bir Tanrı filan görmüyorum'Я не вижу Бога."
Ben de "bu hiç lastik filan değil" oluyorum.E io sono tipo "Mmmm... quello non è per niente elastico!" potete immaginarvelo.