Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Ik vind het prachtig dat de takken van de wetenschap vakgebieden worden genoemd.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Îmi place faptul că diferite ramuri ale ştiinţei sunt numite câmpuri de studiu.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.J'aime l'idée que les différentes branches de la sciences soient appelées des domaines de recherche.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.저는 각각의 과학 분야를 연구 영역이라고 부르는걸 좋아합니다.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Me gusta mucho la idea de que diferentes ramas de la ciencia se llamen campos de estudio.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Páči sa mi myšlienka nazývať rozličné odvetvia vedy ako "polia".
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Tetszik az ötlet, hogy a tudomány különböző részeit "tudományterületeknek" hívják.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Tôi thích khi gọi các ngành khác nhau của khoa học là các địa hạt nghiên cứu.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Všeč mi je to, da se različne veje znanosti imenujejo študijska področja.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Μου αρέσει η ιδέα ότι διαφορετικοί επιστημονικοί κλάδοι ονομάζονται πεδία μελέτης.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.Мне очень нравится, что разные направления в науке называют полями деятельности.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.אני אוהב את הרעיון שענפים שונים במדע נקראים שדות מחקר.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.تعجبني فكرة اطلاق مصطلح المجالات الدراسية على مختلف الفروع العلمية.
Bilimin farklı dallarına 'çalışma alanı' denmesi fikrini seviyorum.多くの人は科学を閉じた ブラックボックスみたいに考えていますが
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek."Gyakran mondják nekem, "Tudod, ez nagyszerű, de féktelenüll idealista dolog.
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Ini hebat, namun sangat idealis. Tidak akan pernah terjadi."
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek."이것은 정말 대단합니다, 하지만 그건 야생적으로 이상적이예요 절대로 일어나지 않을겁니다"
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Sabe, isso é fantástico, mas muito idealista. "Nunca vai acontecer."
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Sabes, es fantástico pero demasiado idealista. Nunca sucederá".
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Sai, è fantastico, ma troppo idealistico. Non succederà mai".
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Ştii, este grozav, dar teribil de idealist. N-o să meargă niciodată."
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Veste, to je krasno, ampak je noro idealistično. Nikoli se ne bo zgodilo."
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Weet je, dit is geweldig, maar het is te idealistisch. Het gaat nooit gebeuren."
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Weißt du, das ist wunderbar, aber es ist höchst idealistisch. Es wird nie passieren."
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Wiesz co, to wspaniałe, ale dalece idealistyczne. To się nigdy nie uda".
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Знаете, все это здорово, но слишком утопично. Ничего не получится"
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Знаеш ли, това е страхотно, но е доста идеалистично. Никога няма да се случи."
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.""Ти знаєш, це чудово, але це надміру ідеалістично. Це ніколи не станеться".
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek."זה נפלא, אבל זה אידיאליסטי מאוד "זה לעולם לא יקרה
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek."هذا عظيم ولكن مثالي جداً. لن يحدث مطلقاً."
"Biliyorsun fikrin muhteşem ama çok idealistsin bu yüzden hiç bir zaman gerçekleşmeyecek."現実的ではないね」という言葉です 興味深いと思うのは
Bir çocuktan hoşlandığımda Okuloma'nın fikrini alırdım.Dacă-mi plăcea de un băiat, îi ceream părerea lui Okuloma.
Bir çocuktan hoşlandığımda Okuloma'nın fikrini alırdım.제가 어떤 남자애를 좋아하게 되면 오콜로마 의견을 물을 정도였습니다.
Bir çocuktan hoşlandığımda Okuloma'nın fikrini alırdım.Si j'aimais un garçon, je lui demandais son avis.
Bir çocuktan hoşlandığımda Okuloma'nın fikrini alırdım.Si me gustaba un chico, le pedía a Okuloma su opinión.
Bir çocuktan hoşlandığımda Okuloma'nın fikrini alırdım.Wenn ich einen Jungen mochte, fragte ich nach Okulomas Meinung.
Bir çocuktan hoşlandığımda Okuloma'nın fikrini alırdım.Если мне нравился мальчик, я спрашивала мнения Окуломы.
Bir çocuktan hoşlandığımda Okuloma'nın fikrini alırdım.إذا أعجبني شخص أسأل أوكولوما عن رأيه به
Bir çocuktan hoşlandığımda Okuloma'nın fikrini alırdım.オクロマは ソソリソの飛行機事故で亡くなりました
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Banyak dari mereka memiliki gagasan tentang zona khusus di mana orang-orang dapat memilih untuk tinggal.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.그들 대부분이 특별 구역 개념을 잘 알고 있습니다. 국민들이 규칙 아래 참여할 수 있는 구역말입니다.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Många av dem förstår verkligen tanken med en särskild zon där folk efter reglerna kan välja att delta.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Mange af dem er fuldstændig med på ideen om en special zone som folk kan slutte sig til.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Mnoho z nich chápe význam zvláštní zóny, kam by se lidé mohli přestěhovat, jako pravidlo.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Molti capiscono in che senso una zona speciale che le persone possono scegliere, sia una regola.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Mulți din ei înțeleg în totalitate noţiunea de "zonă specială", pentru care oamenii pot opta ca regulă.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Varios de ellos entienden completamente la idea de una zona especial a la cual la gente pueda ir a vivir.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Velen van hen lopen warm voor een speciale zone waaraan mensen kunnen meedoen als regel.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Viel von denen haben die Idee der Sonderzonen verstanden, dass Leute an Regeln teilhaben können.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Wielu z nich świetnie rozumie zasadę specjalnej strefy, do której ludzie mogą się włączyć.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Багато з них чудово розуміють ідею спеціальної зони, до якої люди можуть долучатися як до правила.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.Многие из них отлично понимают концепцию специальной зоны, в которой люди могут участвовать, как в правиле.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.רבים מהם מקבלים לחלוטין את הרעיון של אזור מיוחד שאנשים יכולים להצטרף לשם כחוק.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.كثير منهم مع فكرة وجود منطقة خاصة يمكن للناس ان تختارها كقاعدة.
Birçoğu, insanların, bir kural olarak, tercih edebilecekleri özel bir bölge fikrini bütünüyle anlıyor.人々が任意で参加するものであることを 完全に理解しています これはルールを変えるためのルールであって
Bireyin birey olmasından dolayı kutsallığı fikrini içinde taşır.Elle reflète une idée de dignité,
Bireyin birey olmasından dolayı kutsallığı fikrini içinde taşır.Reflectă un aer de demnitate individuală.
Bireyin birey olmasından dolayı kutsallığı fikrini içinde taşır.Riflette un'idea di dignità,
Bir fikrin ayakta kalması için, bütün içgüdülerimizi reddedebiliriz, önemsiz bir fikir için.Chúng ta có thể từ bỏ bản năng sống còn vì một ý nghĩ, một ý nghĩ đơn thuần.
Bir fikrin ayakta kalması için, bütün içgüdülerimizi reddedebiliriz, önemsiz bir fikir için.Dla jakiejś idei możemy zahamować instynkt przetrwania.