Birazcık değiştim, aşk hakkındaki fikirlerim değişti." demiştir.Jag har förändras lite, min uppfattning om kärlek har förändras... man växer."
Wollstonecraft Arden'e şöyle yazmıştır: "Arkadaşlık hakkında romantik fikirlere sahibim;...Wollstonecraft skrev till henne, "Jag har börjat utveckla romantiska tankar kring vänskap...
Bu mücadele sırasında Gandi'nin fikirleri şekillendi ve Satyagraha kavramı olgunlaştı.Gandhis idéer tog form och begreppet satyagraha mognade under denna kamp.
Sevgi ve arkadaşlık konusunda fikirlerim biraz bireyci; ya ilk sırada olmalıyım ya da hiç görüşmeyelim."Jag är något besatt av mina tankar om kärlek och vänskap; jag måste prioriteras först eller inte alls."
Buradayken Henri Bergson'un fikirlerinden etkilendi.Man hade påverkats av Henrik Gabriel Porthan idéer.
Bu fikirler Sapir-Whorf hipotezi olarak bilinmektedir.Från 1940-talet blev detta känt som Sapir–Whorf-hypotesen.
1867 yılında, fikirlerini ve metotlarını anlattığı akademik bir kitap yazdı.1867 räckte han lång näsa åt akademierna genom att publicera en bok om sina egna idéer och arbetsmetoder.
İkinci katta da daha barışçı bir gelecek için fikirler geliştirilecek."På översta våningen skulle idéer för en fredligare framtid diskuteras.
Yine de gazetesinin ömrü, yayımladığı fikirleri nedeniyle uzun olmamıştır.Livet på lokaltidningsredaktionen blir långt ifrån så lugnt som han hoppats.
Lyell ise Darwin'in fikirlerini ilgiyle takip ediyor, ama sonuçlarını göremiyordu.Lyell fängslades av Darwins spekulationer utan att inse deras omfattning.
Bu sadece vücutlar için değil fikirler için de geçerlidir.Och då avser jag icke bara kroppslig lort utan även andlig.
Kendi fikirlerini halka anlatmıştır.Han talade då om allmänhetens uppfattningar om honom.
Daima yeni fikirler üretmek için hayal gücüyle çalışır.Det gör dem beroende av att ständigt få till sig nya idéer.
Bu fikirler Schrödinger denkleminin keşfine yol açmıştır."Om ambivalensen i Schellings tänkande").
Artık daha çok fikirlerini yazabilme fırsatı buldu.Det innebar att hon nu kunde publicera en del andra verk.
Bir gece otururken fikirler aklıma geldi.När de en kväll slagit läger för natten, tyckte de sig höra något.
Bu ortam fikirlerin iyileştirilmesine katkı sağlar.Detta skulle då visa att programmen medverkar till dessa förbättringar.
Aslında rüyalarında sürekli güzel fikirler bulur ama uyandığında onları hatırlayamaz.Han får visioner i sina drömmar men förstår dem inte.
Fakat 1938'de yaşananlar darbe fikirlerini ortaya atıyordu.Händelserna 1968 uttrycker frustrationerna.
Fikirlerinin temelinde "le Play" akımı vardır.För andra betydelser, se Las Placetas.
Daima yeni fikirler üretmek için hayal gücüyle çalışır.Картьє завжди шукав нові ідеї.
Daha sonrasında yeni rotasyon motorları Felix Wankel'in fikirleriyle kullanılmaya başlandı.Пізніше NSU зосередився на нових роторних двигунах, заснованих на ідеях Фелікса Ванкеля.
Martin, kendi fikirlerini uygulayabileceği ortama sahip olması şartıyla kabul etti.Док озвучує Марті свій план, згідно з яким необхідно діяти.
The Downward Spiral için ilk fikirler 1991'deki Lollapalooza Festivali'nden sonra ortaya çıkmaya başlamıştır.Перші ідеї для пісні були задумані після виступу гурту на фестивалі Lollapalooza в 1991 році.
Hobbes'in bu fikirleri uluslararası ilişkilerde realist teorilerin temelini oluşturmuştur.Дійсно, робота Гоббса могла послужити основою для реалізму теорії міжнародних відносин.
Ancak, bazı bilim insanları bu fikirlerin yanlış olduğunu iddia ediyorlar.Проте, багато вчених вважають, що це не так.
Bir matematiksel gösterim matematiksel nesne ve fikirlerin sembolik temsillerinin bir sistemdir.Математична нотація — це система символічних зображень математичних об'єктів та ідей.
Grup aydınlanma ve karşı-aydınlanma fikirlerinden de bahsetti.Вона відповідала поняттям групи про світло та звук.
Ama nasıl bir direnişle karşılaşacakları hakkında hiçbir fikirleri yoktu.Він не знав яких втрат вони зазнали під час бою.
Fikirleriniz biraz çağdışı.Ваші ідеї дещо застарілі.
Weber bu konudaki fikirlerini Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu kitabında geliştirmeye başladı.Tuto teorii Weber rozvinul ve své proslulé knize Protestantská etika a duch kapitalismu.
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.Ten nejprve souhlasí, ale poté si to rozmyslí.
Fikirleri başarılı oldu ve 2009'da yayınlanmaya başlayan Glee'ye dönüştürüldü.Jejich záměr byl úspěšný a změnil se na televizní seriál Glee, který se poprvé vysílal v roce 2009.
Bu temel ve kurucu fikirler sürekli ve değişmez bir yapıya sahiptir.Tyto utopické ideje mají vždy pevně daný a neměnný cíl.
Aslında bu tür fikirler yeni sayılmazdı.Tyto myšlenky nebyly ovšem nové.
Fakat öldükten sonra onun hakkında fikirler değişmiştir.Po jeho smrti se pro ni vše změnilo.
Daha sonra bu şekilde farklı fikirleri olan 18 okul daha oluşturulmuştur.Později vzniklo ještě osm menších škol.
Fikirleri ile düşüncem olumlu hale geldi.Ten se k myšlence postavil příznivě.
Artık daha çok fikirlerini yazabilme fırsatı buldu.Cítím, jako bych měl víc důvodů psát.
Bu dönemde, işçi haklarıyla ilgili fikirleri şekillendi.V této době se ve své práci inspirovala lidovými motivy.
Daima yeni fikirler üretmek için hayal gücüyle çalışır.Toto je klobouk pro vymýšlení nových nápadů.
Üstleri tarafından bu fikirler baskı altında tutulmaya çalışılmıştır.Člověk uvedené věci dělá pod tlakem.
Stalin'in fikirlerine hayran kaldı.Stalina motivy nezajímaly.
Bir gece otururken fikirler aklıma geldi.Na to byl jedné noci sťat.
Bazı generaller Bizans orduları komutanlığının Narses'e verilmesi üzerinde fikirler yürütmeye başladılar.Znepokojení nad výroky generála Breedlova vyjádřili i někteří velvyslanci členských států při NATO.
Aletler arasında en saf olanıdır ama bazen en iyi fikirler ondan çıkar.Není nejchytřejší člověk na světě, ale občas má dobré nápady.
Tsiolkovskiy'in fikirleri uzun süre kendi ülkesinde kalmıştır.Ciolkovského myšlenky zanechaly v Gagarinovi hluboký dojem.
İnovasyon, yeni fikirleri (ürün, metot veya hizmet gibi) değer yaratan çıktılara dönüştürme sürecidir.Je toho mínění, že se klade přílišný důraz na „novae“ - nové myšlenky.
Seçimlere fikirlerini savunmak için gidilir.K prezentaci svých názorů používá přímou řeč.
Fikirlerinin temelinde "le Play" akımı vardır.Mimo skladby „Eres La Luz“ jsou všechny instrumentální.
Fikirlerine ve bilime olan katkısına odaklanması gerektiğine inanıyordu.Věnoval se popularizaci vědy a vědeckého myšlení.
2006 yılından bu yana Almanya kendisini Fikirlerin Ülkesi olarak adlandırmaktadır.Od roku 2008 je chráněn jako národní kulturní památka České republiky.
Hayatı boyunca hümanist fikirleri yaymıştır.Celý život zastával konzervativní názory.
Fikirlerini fazla idealistçe bulduğu Woodrow Wilson'un baş düşmanıydı."El a fost principalul opozant al Woodrow Wilson, al cărui păreri le-a privit ca prea idealiste.”
Onların Konstantinopolis üzerine yapılan saldırı üzerindeki fikirleri iki dinsel konu üzerinde şekilleniyordu.Afirmația că atacul asupra Constantinopolului era de natură spirituală se baza pe două argumente.
Madonna şarkılar için başka fikirler geliştirmek adına Timberlake ile konuşmaya karar verdi.Cântăreața s-a decis să poarte discuții cu Timberlake pentru a dezvolta idei pentru melodii.
Çok az konuşur ama iyi fikirleri vardır.A avut puțini prieteni, dar buni.
İlginç fikirleri, popun objektifiyle dünyaya aktarmaktan hoşlanıyorum."Îmi place să transmit idei interesante lumii prin lentile pop.”
İsa'nın fikirlerini yayıp Yahudileri Hristiyanlaştırmaya çalıştılar.Ei le-au răspuns cum le poruncise Iisus.
Devrimci fikirlerini yayabilmek amacıyla gazete yayınladı.Propagandă revoluționară înseamă difuzarea ideilor revoluționare.