Ana içeriğe geç
Sözlük

fiş ile cümle

fiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
İşte böyledir topraktan fışkırış.Even thus will be the life after death.
İkisinde de iki kaynak var, sürekli fışkıran.With two fountains gushing constantly, --
Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:So they departed, talking in low voices:
Bir kaynak ki, Allah'ın kulları ondan içerler ve onu fışkırtarak akıtırlar.From a spring of which the votaries of God will drink and make it flow in abundance.
De ki: "Yarılan karanlıktan çıkan sabahın Rabbine/yarılışlardan fışkıran oluşun Rabbine sığınırım!SAY: "I SEEK refuge with the Lord of rising day
Onlar: "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
Ona Tur'un sağ tarafından seslendik ve onu, fısıldaşan kimse kadar (kendimize) yaklaştırdık.We called him from the right side of the Mount, and brought him close for communion;
Bunun üzerine onlar, durumlarını aralarında tartıştılar; gizli gizli fısıldaştılar.So they discussed their strategy among themselves and conferred privately,
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti.And We opened up the springs of the earth; and the waters met for a decreed end.
Derken yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı.So they departed, talking in low voices:
O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler)fısıldar.Who suggests evil thoughts to the hearts of men --
Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan ümit kestiler, o zaman fısıldaşarak oradan uzaklaştılar.When they despaired of (persuading) him, they went aside to confer.
Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.And We opened up the springs of the earth; and the waters met for a decreed end.
İkisinde de fışkıran iki kaynak vardır.With two fountains gushing constantly, --
Fışkıran sular.Gushing water,
Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı.So they departed, talking in low voices:
O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.Who suggests evil thoughts to the hearts of men --
Bunun üzerine onlar aralarında tartışmaya ve fısıldaşmaya, kulislere başladılar.So they discussed their strategy among themselves and conferred privately,
Orada üzüm bağları ve hurmalıklar yaptık, orada pınarlar fışkırttık.We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
Dediler ki: "Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız."And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
Ve de ki, "Rabbim, şeytanların fısıltılarından sana sığınırım."I seek refuge in You lest they come to me."
Orada hurma ağaçları ve üzümlerden oluşan bağ ve bahçeler yetiştirdik ve pınarlar fışkırttık.We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.And We opened up the springs of the earth; and the waters met for a decreed end.
Yerin ağırlıklarını fışkırttığı,And the earth throws out its burdens,
"Şerrinden sinsice fısıldayanların."From the evil of him who breathes temptations into the minds of men,
"Onlar halkın göğsüne fısıldarlar."Who suggests evil thoughts to the hearts of men --
Yahut senin hurmalardan ve üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı, aralarından ırmaklar fışkırtmalısın!“Or you have a garden of date-palms and grapes, and you make gushing rivers to flow in it.”
İnandıktan sonra fısk adı, ne kötü bir şeydir! Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimdirler.And whoever does not repent – then it is they who are unjust.
İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.(The best Ummah is that of Prophet Mohammed – peace and blessings be upon him.)
Ve o suyla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte böyledir topraktan fışkırış.As sustenance for the bondmen; and with it We revived a dead city; this is how you will be raised.
"Veya hurma ve üzüm bahçelerin olup aralarında ırmaklar fışkırtmalısın."“Or you have a garden of date-palms and grapes, and you make gushing rivers to flow in it.”
Üzerinde Allah'ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin; çünkü bu fısk'tır (yoldan çıkıştır).And eat not of that over which God's Name has not been mentioned; it is ungodliness.
Zulmedenler, gizlice fısıldaştılar: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi?The evildoers whisper one to another, 'Is this aught but a mortal like to yourselves?
Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.Those -- they are the right-minded,
Bunun üzerine taştan on iki göze fışkırmıştı.We said: smite With thy staff the stone.
Taştan oniki göze fışkırdı. Her kabile içeceği yeri bildi.Then gushed forth therefrcm twelve springs: every people already knew their drinking-places.
Vurunca taştan on iki pınar fışkırmıştı.We said: smite With thy staff the stone.
Taştan hemen oniki göze fışkırmıştı.We said: smite With thy staff the stone.
Taştan, on iki göze fışkırdı. Her oymak, su içeceği yeri belledi.Then gushed forth therefrcm twelve springs: every people already knew their drinking-places.
Şunu da söyle: "Bir sabah suyunuz çekiliverse, kim getirecek fışkırıp akan bir su size?"Say thou: bethink ye, were your water to be sunk away, who then could bring you water welling-up?
Derhal (taştan) oniki kaynak fışkırdı.We said: smite With thy staff the stone.
Derhal ondan oniki pınar fışkırdı. Her kabile içeceği yeri belledi.Then gushed forth therefrcm twelve springs: every people already knew their drinking-places.
Bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmış, her bölük kendine mahsus pınarı bilmişti.We said: smite With thy staff the stone.
Ondan on iki göze fışkırdı ve her kabile içeceği yeri bildi.Then gushed forth therefrcm twelve springs: every people already knew their drinking-places.
Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık.And We caused the earth to gush forth with springs.
Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biiriz.And indeed We have created man, and We know what his ownself whispers to him.
Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar.And We caused the earth to gush forth with springs.
Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir.These!
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık.And We caused the earth to gush forth with springs.
Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz.And indeed We have created man, and We know what his ownself whispers to him.
Yeri pınar pınar fışkırttık.And We caused the earth to gush forth with springs.
Bunun üzerine taştan on iki pınar fışkırmıştı.Each (group of) people knew its own place for water.
İnsanı biz yarattık ve onun kendi kendine neyi fısıldadığını iyi biliriz.And indeed We have created man, and We know what his ownself whispers to him.
Yerden de pınarlar fışkırttık.And We caused the earth to gush forth with springs.
Bunlar fısktır (insanı yoldan çıkaran kötü şeylerdir).For it is immoral.
Rahman'ın huzurunda sesler kısılır, fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.Voices will be hushed before the Merciful, and you will hear nothing but murmur.
İnandıktan sonra fısk adı, ne kötü bir şeydir!Evil is the return to wickedness after having attained faith.
(Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz için fısk (zulüm ve günah)tır.If you do that, it is corruption on your part.
Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor.Do they not know that God knows their secrets and their conspiracies?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod