Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Ngày và đêm chúng nó đi vòng-quanh trên vách thành; Sự ác và điều khuấy khỏa ở giữa thành.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Ngày và đêm chúng_nó đi vòng - quanh trên vách thành ; Sự ác và điều khuấy khỏa ở giữa thành .
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.ntsd meg Uram, [és] oszlasd meg az õ nyelvöket; mert erõszakot és háborgást látok a városban.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Opsluk dem, Herre, kløv deres tungemål! For jeg ser vold og kiv i byen.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Po dnevi in po noči prežeč pohajajo po zidovju njegovem, krivica in hudobnost pa sta sredi njega.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Sekoita, Herra, tee eripuraiseksi heidän kielensä, sillä minä näen väkivaltaa ja riitaa kaupungissa.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Siang malam mereka berkeliling, melakukan kejahatan dan menimbulkan kekacauan
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Solches geht Tag und Nacht um und um auf ihren Mauern, und Mühe und Arbeit ist drinnen.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Zahub, ó, Pane, zmiatni ich jazyk, lebo som videl násilie a rozbroj v meste.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Zatrać ich, Panie! rozdziel język ich; bom widział bezprawie i rozruch w mieście.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.zi şi noapte ei îi dau ocol pe ziduri: nelegiuirea şi răutatea sînt în sînul ei;
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Zkaz je, ó Pane, změť jazyk jejich, neboť jsem spatřil bezpráví a rozbroj v městě.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Ημεραν και νυκτα περικυκλουσιν αυτην περι τα τειχη αυτης και ανομια και υβρις ειναι εν τω μεσω αυτης
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Денем и нощем го обикалят по стените му, И беззаконие и зло има всред него;
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.יומם ולילה יסובבה על חומתיה ואון ועמל בקרבה׃
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.نهارا وليلا يحيطون بها على اسوارها واثم ومشقة في وسطها.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.他 們 在 城 牆 上 晝 夜 繞 行 . 在 城 內 也 有 罪 孽 和 奸 惡
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.他 們在 城牆 上 晝夜繞行 . 在 城內 也 有 罪孽 和 奸惡
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.A execução da justiça é motivo de alegria para o justo; mas é espanto para os que praticam a iniqüidade.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.C`est une joie pour le juste de pratiquer la justice, Mais la ruine est pour ceux qui font le mal.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Det är den rättfärdiges glädje att rätt skipa, men det är ogärningsmännens skräck.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Det er en glede for den rettferdige å gjøre rett, men en redsel for dem som gjør urett.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Een oprecht mens vindt voldoening in rechtvaardigheid, maar voor boosdoeners is dat een verschrikking.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Es ist dem Gerechten eine Freude, zu tun, was recht ist, aber eine Furcht den Übeltätern.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Este o bucurie pentru cel neprihănit să facă ce este bine, dar pentru ceice fac răul este o groază. -
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.E' una gioia per il giusto che sia fatta giustizia, mentre è un terrore per i malfattori
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Kalau keadilan dijalankan, maka orang baik merasa senang, tetapi orang jahat merasa terancam
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.공의를 행하는 것이 의인에게는 즐거움이요 죄인에게는 패망이니라
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Làm điều ngay thẳng, ấy là một việc vui vẻ cho người công bình; Nhưng gây bại hoại cho kẻ làm gian ác.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Làm điều ngay_thẳng , ấy_là một việc vui_vẻ cho người công_bình ; Nhưng gây bại_hoại cho kẻ làm gian_ác .
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Le es alegría al justo practicar el derecho, pero a los que practican la iniquidad les es un terror
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Radość się mnoży sprawiedliwemu, gdy się sąd odprawuje; ale strach tym, którzy czynią nieprawość.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Radostí jest spravedlivému činiti soud, ale hrůzou činitelům nepravosti.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Rettens Gænge er den retfærdiges Glæde, men Udådsmændenes Rædsel.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Spravedlivému je radosťou činiť súd, ale zkazou tým, ktorí páchajú neprávosť.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Vanhurskaalle on ilo, kun oikeutta tehdään, mutta väärintekijöille kauhu.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Veselje je pravičnemu izvrševanje sodbe, a groza njim, ki delajo krivico.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Vígasság az igaznak igazat cselekedni; de ijedelem a hamisság cselekedõinek.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Χαρα ειναι εις τον δικαιον να καμνη κρισιν ολεθρος δε εις τους εργατας της ανομιας.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Радост е на праведния да върши правосъдие, А измъчване е за ония, които вършат беззаконие.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Соблюдение правосудия – радость для праведника и страх для делающих зло.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.שמחה לצדיק עשות משפט ומחתה לפעלי און׃
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.اجراء الحق فرح للصدّيق والهلاك لفاعلي الاثم.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.秉 公 行 義 、 使 義 人 喜 樂 、 使 作 孽 的 人 敗 壞
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.秉公 行義 、 使義 人 喜樂 、 使 作孽 的 人 敗壞
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.A gonosztevõ hallgat az álnok beszédekre, a csalárd hallgat a gonosz nyelvre.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Cel rău ascultă cu luare aminte la buza nelegiuită, şi mincinosul pleacă urechea la limba nimicitoare. -
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Den onde akter på ondskaps lebe; løgneren lytter til ødeleggelses tunge.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Den onde hører på onde Læber, Løgneren lytter til giftige Tunger.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Een boosdoener luistert naar kwade plannen en een leugenaar naar leugens.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Ein Böser achtet auf böse Mäuler, und ein Falscher gehorcht den schädlichen Zungen.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.El malhechor está atento al labio inicuo, y el mentiroso escucha a la lengua destructora
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.En ond människa aktar på ondskefulla läppar, falskheten lyssnar till fördärvliga tungor.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Hudobnež pazi na hudobna usta in lažnik rad posluša poguben jezik.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Il maligno presta attenzione a un labbro maledico, il bugiardo ascolta una lingua nociva
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Kẻ làm ác chăm chỉ về môi gian ác; Kẻ hay nói dối lắng tai nghe lưỡi độc hiểm.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Kẻ làm ác chăm_chỉ về môi gian_ác ; Kẻ hay nói_dối lắng_tai nghe lưỡi độc hiểm .
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.악을 행하는 자는 궤사한 입술을 잘 듣고 거짓말을 하는 자는 악한 혀에 귀를 기울이느니라
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Le méchant est attentif à la lèvre inique, Le menteur prête l`oreille à la langue pernicieuse.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.O malfazejo atenta para o lábio iníquo; o mentiroso inclina os ouvidos para a língua maligna.