O fener kaldırdı olarak "yukarıdan çok hassas değildir," Holmes söylediği ve ona baktı."Вы не очень уязвимы сверху", Холмс заметил, как он поднял фонарь и смотрел о нем.
O fener kaldırdı olarak "yukarıdan çok hassas değildir," Holmes söylediği ve ona baktı."אתה לא פגיע מאוד מלמעלה," העיר הולמס הוא הרים את הפנס והביט סביבו.
O fener kaldırdı olarak "yukarıdan çok hassas değildir," Holmes söylediği ve ona baktı."أنت لست ضعيفة جدا من فوق ،" لاحظ هولمز بينما كان يمسك الفانوس وحدق عنه.
O fener kaldırdı olarak "yukarıdan çok hassas değildir," Holmes söylediği ve ona baktı.と彼について見つめていた。 "NOR下から、"ミスターMerryweatherは、どのフラグに彼の棒を叩く、と述べた
Öğle yemeğinden sonra, Juan Antonio... ...Vicky'yi Avilés'deki deniz fenerine götürdü.بعد الغداء، خوان أنطونيو اصطحب فيكي لزيارة المنارة في أفيليس
[Öldü] [Keşiş Lawrence, Churchyard diğer ucunda girin. bir fener, karga, ve maça.][で、修道士ローレンス、教会の中庭のもう一方の端で、入力します。
- Sef, buradan gidelim. Siktiğimin fenerini ver!Anna se vitun lamppu minulle, senkin ämmä!
- Sef, buradan gidelim. Siktiğimin fenerini ver!Dá-me o raio da lanterna...
- Sef, buradan gidelim. Siktiğimin fenerini ver!Dawaj kurwa tę latarkę, suko!
- Sef, buradan gidelim. Siktiğimin fenerini ver! - Hayır, yapma!- Sef, salgamos de aquí. - ¡Solo dámela, perra! - ¡Vámonos! - ¡No, no! - ¡Vamos!
- Sef, buradan gidelim. Siktiğimin fenerini ver!Just fan ge mig facklan, din slyna!
Siktiğimin fenerini ver!Geef me gewoon de verdomde zaklamp, trut.
Siktiğimin fenerini ver!Gib mir einfach die verdammte Lampe, du Schlampe!
Siktiğimin fenerini ver! - Hayır, yapma!Adj már egy lámpát, ribi!
Siktiğimin fenerini ver!Jen mi, kurva, dej tu baterku, ty kurvo!
Siktiğimin fenerini ver!Γαμώ το μουνί δώσε μου τον φακό, μωρή!
Siktiğimin fenerini ver!- Дај ми ту лампу, кучко!
Siktir! - Feneri bana ver.Geef me de zaklamp.
Siktir! - Feneri bana ver.- Дај ми батеријску лампу.
Tamam. Tüm fenerler orada, değil mi?Alle Taschenlampen sind dann noch dort im Raum, oder?
Tamam. Tüm fenerler orada, değil mi?Az összes lámpa ott maradt, nem igaz?
Tamam. Tüm fenerler orada, değil mi?Bien, todas las linternas están ahí, ¿no?
Tamam. Tüm fenerler orada, değil mi?Bien, todas las linternas están ahí, ¿no?
Tamam. Tüm fenerler orada, değil mi?Muito bem, as lanternas estão todas aqui, não estão?
Tamam. Tüm fenerler orada, değil mi?Nou, alle zaklampen zitten daar in, niet?
Tamam. Tüm fenerler orada, değil mi?OK. więc... w niej są wszystkie latarki, prawda?
Tamam. Tüm fenerler orada, değil mi?Λοιπόν... 'όλοι οι φακοί είναι εκεί, σωστά?
Tangles'ın feneri duruyordu.Ich...
Tangles'ın feneri duruyordu.I. ..
Tangles'ın feneri duruyordu. Kendimi bir bakıma onun ağabeyi olarak görüyordum.En cierto modo me sentía como su hermano mayor.
Tangles'ın feneri duruyordu. Kendimi bir bakıma onun ağabeyi olarak görüyordum.En cierto modo me sentía como su hermano mayor.
Tangles'ın feneri duruyordu. Kendimi bir bakıma onun ağabeyi olarak görüyordum.Ik zag mezelf als zijn oudere broer.
Tangles'ın feneri duruyordu. Kendimi bir bakıma onun ağabeyi olarak görüyordum.Ja... myślałem o sobie jak o jego starszym bracie.
Tangles'ın feneri duruyordu. Kendimi bir bakıma onun ağabeyi olarak görüyordum.Olen tavallaan pitänyt itseäni hänen vanhempana veljenään.
Tangles'ın feneri duruyordu. Kendimi bir bakıma onun ağabeyi olarak görüyordum.Úgy gondoltam magamra, mintha én lennék a bátyja.
Tangles'ın feneri duruyordu.Tanglesova baterka.
Tangles'ın feneri duruyordu.Ο φακός του Tangles.
Tarif edemiyorum, sadece... ...kan vardı ve... ...köşede... Tangles'ın feneri duruyordu.Не могу да опишем, било... је крви и... углу се налазила Тенглсова лампа.
Tüm fenerler orada, değil mi?No... kaikki lamput ovat siellä takana, ovatko?
Tüm fenerler orada, değil mi?No... všechny baterky jsou tam, nebo ne?
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.A tady je malá žárovka z rozbité baterky.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Dan itu adalah sebuah lampu dari senter yang sudah rusak.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Das hier ist eine kleine Birne aus einer kaputten Taschenlampe.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Dit is een lampje van een kapotte zaklamp.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.E isso é uma pequena tocha feita de uma lanterna partida.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.E quella è una piccola lampadina che viene da una torcia elettrica rotta.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Et c'est une petite ampoule d'une lampe torche cassée.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Ez egy törött zseblámpából származó kis izzó volt.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.이건 깨진 손전등에서 구했습니다.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Şi o torţă mică de la o lanternă stricată.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Tässä lamppu rikkinäisestä taskulampusta.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Toto je malá žiarovka z pokazenej baterky.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Và đó là một bóng đèn nhỏ từ cây đèn pin vỡ.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Y esta es una pequeña lámpara de una linterna rota.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Κι αυτός είναι ένας μικρός φακός απο ένα σπασμένο φανάρι.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.А це невеликий освітлювальний пристрій зі зламаного ліхтарика.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.И вот эту маленькую лампу из сломанного прожектора.
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.וזו נורה קטנה, מפנס מקולקל
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.و هذا مشعل صغير من مصباح يدوي مكسور
Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.これを組み立てました