fena ile cümle
fena kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Fena değildi.I did OK.
Tom'un fena halde yardıma ihtiyacı var.Tom needs help badly.
Çok fena değil, iyi.It's so bad, it's good.
O hiç de çok fena değil.That's not bad at all!
Birçoğu yaralandı, bazıları fena halde.Many were injured, some badly.
Buna fena halde ihtiyacım var.I need it badly.
Fadıl'ın fena halde paraya ihtiyacı vardı.Fadil needed money bad.
Tom'un fena halde yardımımıza ihtiyacı var.Tom badly needs our help.
Ben fena halde başarısız oldum.I failed horribly.
Fena şekilde yardıma ihtiyacım var.I need help badly.
Kendimi fena şekilde yaktım.I've burned myself badly.
Tom'un planı fena halde yanlış gitti.Tom's plan went horribly wrong.
Kendimi fena halde yaktım.I burned myself badly.
Tom'un fena halde paraya ihtiyacı var.Tom needs money badly.
Fena halde yaralandım.I was badly wounded.
Tom fena çuvalladı.Tom screwed up big-time.
Tom fena bir şekilde kesildi.Tom was cut badly.
Tom'un gitar çalması fena değil.Tom's guitar playing isn't bad.
Tom'un dansı fena değil.Tom's dancing isn't bad.
Fazladan biraz daha param olsa fena olmazdı.I could use some extra money.
Bu kitap fena değil.This book isn't bad.
Bir şey fena gitti.Something has gone bad.
Hiç fena sayılmaz.It's not bad at all.
Tom'un sesi fena değildir.Tom is a fairly good singer.
Şu an fena sıkıldım.I'm pretty bored right now.
Fena yağmur yağıyor.It is raining pitchforks.
Bu pasta fena olmamış.This cake isn't half bad.
Tom'un damarı tuttu mu fenadır.Tom has a mean streak.
İyi bir avukat tutsan fena olmaz.You could use a good lawyer.
Bu mal fena çarpıyor.This stuff kicks like a mule.
Skandalın ardından Tom'un façası fena bozuldu.Tom went from hero to zero after the scandal broke.
"Azıcık minimalizm fena olmazdı"."Azıcık minimalizm fena olmazdı".
Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.FEA Practice Guidance.
İki kardeş fena kapışırlar.Unfortunately, the two brothers are right footed.
Oğullarını fena akıbet beklemekteydi.The worst was waiting for the return of their sons.
Cankurtaran, kadını kayalıklara taşıdı ve fena şekilde yaralandığını gördü” dedi.The lifeguard got her on the reef and he noticed she was severely wounded."
Ücretler de fena değil.And the price isn't bad.
Kitaplarla aram fena değil.I hope the books are not bad.
Mrs Grosse bu kadar güzel şarkı söyleyen çocukların hiç fena olamıyacaklarını belirtir.Mrs. Grose declares that nothing can be wrong if the children are as sweet as this.
Buna göre, şehâdet, Allah’ın zâtını müşâhade etmek ve onda fenâ olmaktır.He admits to God his doubts, fears, and anger; that he is tired and has done all he can.
Yazar yorumunu şu sözlerle bitirdi: "Asıl oyun fena değildi.He finished his review by writing, "The actual game wasn't bad, either.
Fena Hüsrev'e Adudüddevle ismini dönemin Abbasi halifesi vermiştir.Thus, he gained the name of Moolar, which became Thirumoolar (or Tirumular).
Galiba çok fena bir şey çektik!I think we made some really good stuff.
Fakat üçkağıtçılık başlayınca, gizem derinleşir ve taktikler daha fena hale gelir.But when he kills himself, things get more sticky and the maneuverings more desperate.
Fenâ, Allah’tan başka ne gören/şâhit ne de görülen olmadığını müşâhde etmektir.The soul is exalted beyond the rest of God's creation but it cannot see God Himself.
Tamam fena değil ama o kadar.Just no way, that's all.
Tad olarak fena değildir.And he makes no delay.
Kendilerinde fenalık fikri yoktur.We'll stand no damned nonsense from them.
Kimse hakkında fena söz söylemeyeceksin.No one had a bad word to say.
Xander yeni öğretmeni Bayan French'e fena hâlde aşık olmuştur.Ben has been secretly seeing his teacher, Miss Young.
Muhiddin Molla Fenari adıyla da bilinir.The mountain is also known for mule deer.
Kırmızı fena olmaz.So this is 2.
-Fena değil!Oh...that's not bad!
-Fena değil!?Not bad!?
-"Fena değil" kelimesine.I'm looking up the words "not bad."
Fena değil.Not bad.
Yok, hýý böyle kaza geçirmiţ gibiydi alnýnda dikiţler falan... <- Çok fenaydý hali.No, he appeared to have been an accident, he had stitches on his forehead.
Onlara burada ne için bulunduğumu bildirmemiştim çünkü yayınladıkları makaleye fena içerlemiştim.Because I hadn't told them what I was doing, because I was so upset with the story they'd run.
Az bilinen bir gerçek olsa da mikrofonda da çok fenayım!You are Vader, / with your little boots and cape! /
Aslında hiç fena fikir değil.That someone is indeed selling socks online.