fen ile cümle
fen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik.Thus it was, that We might turn away from him evil and illegal sexual intercourse.
Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir!What an evil is the exchange for the Zalimun (polytheists, and wrong-doers, etc).
Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.Verily, they were a people given to evil, and were Fasiqun (rebellious, disobedient, to Allah).
Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!Verily, My Plan is strong.
Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler.If a good befalls you, it grieves them, but if some evil overtakes you, they rejoice at it.
Onlara verilen bu karşı destek ne fena bir destektir!How bad is the curse (in this world) pursued by another curse (in the Hereafter).
Ona fenalık dokununca da ümitsizliğe kapılır.And when evil touches him he is in great despair.
Gerçekten sizin fendiniz pek müthiştir!(O woman!)
Ne fena bir yerdir o kibirlilerin yeri!” derler.(The angels will reply): "Yes!
Gidilecek ne fena yerdir orası!And worst indeed is that destination.
Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik.Thus it was, that We might turn away from him evil and illegal sexual intercourse.
O varılan yer de ne fena bir yerdir!Miserable is the place he placed them in.
Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı.They used not to prevent one another from the wrongs they used to commit.
Bırakın onu, Allah'ın toprağında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba uğrarsınız"Let her graze on God’s land, and do not harm her, lest an imminent punishment overtakes you.”
Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsin ki, o, hayasızlığı ve fenalığı emreder.Whoever follows Satan’s footsteps—he advocates obscenity and immorality.
Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler.So they came back with grace from God, and bounty, and no harm having touched them.
Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır.But the transgressors will have a miserable return.
Sen her kimi fenalıklardan korursan, o gün muhakkak onu rahmetinle yarlığamışsındır.Whomever You shield from the evil deeds, on that Day, You have had mercy on him.
Orası ne fena bir yataktır! [40,4; 10,69-70; 31,24; 86,17; 28,61]What a miserable resort.
Vardıkları o yer ne fena bir yerdir! [7,38; 33,67]Miserable is the place he placed them in.
Ne kötü bir efendi, ne fena bir yandaştır o!What a miserable companion.
Orası gidilecek ne fena yerdir!They will roast in it. What a miserable destiny!
Gidilecek yer olarak ne fena yerdir orası!What a miserable destination!
Kötülükten, fenalıktan ve azgınlıktan ise sizi meneder.And He forbids immorality, and injustice, and oppression.
Elçilerimiz Lut'a gelince (Lut) onlar yüzünden fenalaştı ve onlar hakkında arşını daraldı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez.And when Allah decides to make a people suffer punishment, no one can avert it.
Elçilerimiz Lût'a gelince, onlar yüzünden fenalaştı, eli-kolu birbirine dolandı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Orası da ne fena yataktır.What a wretched resting place it is!
Bunların, kendilerini uğruna sattıkları şey ne kadar da fena!What a mean thing it is with which they delude their minds.
Böylece umulur ki fenalıklardan korunursunuz.It is expected that this will produce piety in you.
Elçilerimiz Lut'a vardıklarında elçilerimize yapılan muameleden dolayı fenalaştı, zor durumda kaldı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı.Lo!
Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir.For it (is only) that which it hath earned, and against it (only) that which it hath deserved.
“Bu, siz kadınların oyunlarınızdan biri! Gerçekten sizin fendiniz pek müthiştir!Turn away from this, and thou, (O woman), ask forgiveness for thy sin.
Onlara hiçbir fenalık dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar.No ill shall touch them, nor will they grieve.
Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin."Do not reduce people's goods and do not corrupt the land with mischief.
Orası varılacak yer olarak ne fena bir yerdir!” [14,35; 27,91; 28,57; 29,67; 95,3]Then I shall compel him to the punishment of the Fire, how evil an arrival'
Gerçekten ne fena yataktır o cehennem!How evil a cradling!
Başına gelen her fenalık ise nefsindendir.Ey Resulüm! Seni bütün insanlara elçi gönderdik.We have sent you (Prophet Muhammad) as a Messenger to humanity.
İşte onları ateşe getirdi. O varılan yer de ne fena bir yerdir!His leadership is evil and terrible is the place to which he leads!
Orası ne fena bir varış yeridir! [68,44; 61,5; 6,110; 37,22; 18,53]We will cast him into hell, a terrible destination.
İman ettikten sonra insanın adının kötüye çıkması, fâsık damgası yemesi ne fena bir şeydir!How terrible is the defamation after having true faith.
Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us."
FENERConstellation name (optional)BEACON
Bir Avrupa FenomeniA European phenomenon
Alguada Deniz Feneri.Alguada Lighthouse
Ancak aynı fenomen DP'nin iktidardan indirildiği 1997 yılında yine ortaya çıktı.However, the same phenomenon occurred in 1997, when the DP was forced out.
(Yüksek Temsilciler Dairesi, AP, FENA - 22/08/05)(Office of the High Representative, AP, FENA - 22/08/05)
(Bloomberg - 01/02/05; BM, HINA, FENA)(Bloomberg - 01/02/05; UN, HINA, FENA)
(Yüksek Temsilciler Dairesi, FENA, ONASA - 26/07/05)(Office of the High Representative, FENA, ONASA - 26/07/05)
(AP, AFP, FENA, Avrupa Komisyonu Genişleme Bülteni - 30/11/05)(AP, AFP, FENA, European Commission Enlargement Newsletter - 30/11/05)
(Yüksek Temsilciler Dairesi - 03/11/04; AP, Fena - 02/11/04)(Office of the High Representative - 03/11/04; AP, Fena - 02/11/04)
(AP, ATA, HINA, FENA, BTA, MIA, Tanjug - 09/12/04; UNESCO)(AP, ATA, HINA, FENA, BTA, MIA, Tanjug - 09/12/04; UNESCO)
(B92, Dnevni Avaz - 27/01/09; Reuters, Nezavisne Novine, Glas Srpske - 26/01/09; Fena 25/01/09)(B92, Dnevni Avaz - 27/01/09; Reuters, Nezavisne Novine, Glas Srpske - 26/01/09; Fena 25/01/09)
(AP, AKI, DPA, Fena, B92, Irish Times - 06/03/07)(AP, AKI, DPA, Fena, B92, Irish Times - 06/03/07)
(AP,B92 Radyosu, Tanjug, Fena - 10/11/04)(AP, Radio B92, Tanjug, Fena - 10/11/04)
(AP, EurActiv, Xinhua, Balkan Insight, B92, Fena, Avrupa Komisyonu - 26/05/08)(AP, EurActiv, Xinhua, Balkan Insight, B92, Fena, European Commission - 26/05/08)
Fena, HINA ve STA projenin uluslararası finansmanı için birlikte başvuru yapacaklar.Fena, HINA and STA will jointly apply for international financing for the project.
(Yüksek Temsilciler Dairesi - 24/06/05; FENA - 23/06/05)(Office of the High Representative - 24/06/05; FENA - 23/06/05)
(Reuters, AFP, FENA - 16/10/05; AP, AFP, Reuters - 04/10/05)(Reuters, AFP, FENA - 16/10/05; AP, AFP, Reuters - 04/10/05)