Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.Az elmúlt év folyamán a közösségen alapuló katasztrófa utáni helyreállítás szakértőivé váltunk.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.Chỉ trong năm ngoái, chúng tôi trở thành chuyên gia phục hồi cộng đồng sau thảm họa.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.En el último año nos hemos vuelto expertas en recuperación comunitaria ante desastres.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.Het afgelopen jaar zijn we experts geworden op het gebied van wederopbouw door de gemeenschap.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.Im Lauf des letzten Jahres wurden wir zu Experten des gemeindegestützten Wiederaufbaus nach Katastrophen.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.În cursul anului trecut, am devenit experți în domeniul recuperării după dezastre susținute de comunitate.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.한 해를 지나오면서 저희는 지역분야의 전문가가 되었죠 - 힘있는 재해 복구 전문가요.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.Nell'ultimo anno siamo diventate esperte nella ripresa dalle catastrofi alimentata dalle comunità.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.No ano passado, especializámo-nos na recuperação de desastres, promovida pela população.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.W przeciągu ubiegłego roku stałyśmy się ekspertami w dziedzinie rozwiązywania kryzysu.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.במהלך השנה האחרונה נעשינו מומחיות בתחום השיקום הקהילתי אחרי אסונות.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.على مدار السنة الماضية، لقد أصبحنا خبراء في مجال التعافي من الكوارث المدعوم مجتمعيا.
Geçen yılki örnekte, toplulukça güçlendirilmiş felaket iyileştirilmesi alanında uzmanlar olduk.災害ボランティアの分野で 専門家になりました そこで気付いた問題点が
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.진보된 기술의 결함에 대한 것이죠.
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.Saya hanya akan menunjukkan dari salah satu perangkap teknologi canggih.
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.את אחת המלכודות של הטכנולוגיה המתקדמת.
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.واحدة من مشاكل التكنولوجيا المتقدمة
Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket.トム・クルーズの「ミッション・インポッシブル3」のプレミアでのことです。
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Egy ámbráscet ütközött nekik, és veszedelmes lyukat ütött a hajótesten.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Ein Zusammenprall mit einem Pottwal hatte ein katastrophales Loch in den Rumpf des Schiffs gerissen.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Eles haviam sido atacados por um cachalote, que tinha feito um buraco enorme no casco do navio.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Fuseseră atacați de un cașalot care a făcut o gaură catastrofică în carena navei.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Họ đã bị tấn công bởi một con cá nhà táng, và nó đã đâm thủng một lỗ trầm trọng trên thân thân tàu.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Ils avaient été frappés par un cachalot, qui avait fait un trou catastrophique dans la coque du bateau.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.그들의 배에는 향유고래와 부딪혀 치명적인 구멍이 났습니다.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Los había golpeado un cachalote, que había abierto un agujero catastrófico en el casco del barco.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Narazil do nich vorvaň, který loď roztrhl a v jejím trupu vytvořil osudnou díru.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Sono appena stati colpiti da un capodoglio, che ha aperto un'enorme falla nello scafo.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Udaril jih je kit glavač in naredil ogromno luknjo v ladjinem trupu.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Uderzenie kaszalota wyrwało katastrofalną w skutkach dziurę w kadłubie.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Ze hadden een aanvaring met een potvis gehad, wat een catastrofaal gat in de romp van het schip had geslagen.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Χτυπήθηκαν από μια φάλαινα φυσητήρα, η οποία άνοιξε μια καταστροφική τρύπα στο κύτος του πλοίου.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Един кашалот ударил кораба им и издълбал огромна дупка в корпуса.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Їхній човен протаранив кашалот, і в корпусі корабля утворилася величезна діра.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.Корабль столкнулся с кашалотом, пробившим огромную дыру в обшивке.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.הם ספגו פגיעה מלווייתן זרע, שפער חור אדיר בגוף הספינה.
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.هاجمهم حوت العنبر و أحدث ثقبًا هائلاً في هيكل السفينة
Gemilerinin gövdesinde felaket bir delik açan bir ispermeçet balinası tarafından darbe aldılar.船体に大きな穴が開いたのです 船が波間に飲まれる間
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Allgemein gesehen sind wir in dieses Schlamassel nicht durch große Katastrophen geraten.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Általánosságban elmondható, hogy nem nagy katasztrófák során kerültünk ebbe a nagy felfordulásba.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.En gros, ce n'est pas à cause des grandes catastrophes que nous sommes dans le pétrin.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.În general, nu ne-am băgat în încurcătura asta prin intermediul unor dezastre mari.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.In genere, non ci siamo messi in questo casino attraverso grandi catastrofi.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.보통 우리 스스로 큰 재해를 일으키지는 않습니다
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Nói chung, ta đã không vướng vào sự hỗn độn vì những tai họa.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Pada umumnya, kita belum melibatkan diri kita dalam bencana-bencana besar.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Por lo general, no nos hemos metido en estos líos por grandes catástrofes.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Povětšinou se nedostáváme do těchto trablů kvůli velkým neštěstím.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.We zijn niet in deze rotzooi terecht gekomen door grote rampen.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Σε γενικές γραμμές, δεν έχουμε βρεθεί σε αυτή την κατάσταση μέσα από μεγάλες καταστροφές.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Вообще тот бардак, который творится сейчас, произошел не из-за больших катастроф.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.По принцип не сме се вкючили в тези неща поради поради глобалните бедствия.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.לא הכנסנו את עצמנו לתוך הבלאגן הזה דרך אסונות גדולים.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.نجد أنفسنا فى تلك الفوضى بسبب المصائب الكبرى
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.エクソン・ヴァルディーズの原油流出や
Gerçek bir sessiz felaket. Andre, şimdi burada genellikle ruhunuzu dinlendirme çalışması yapınız.Jetzt ruhe dich aus, André, und beruhige deinen Geist
Gerçek bir sessiz felaket.Đó đúng là 1 tai hoạ thầm lặng. Lúc này, André.
Gerçek bir sessiz felaket.Este o adevarata catastrofa tacuta.
Gerçek bir sessiz felaket.E' una vera catastrofe silenziosa.
Gerçek bir sessiz felaket.Ez egy igazi csendes katasztrófa.