Boynundan aşağısı felç oldu.Man sieht ihn nur vom Hals abwärts.
2009 yılında büyük bir felç geçirdi.Einen großen Schritt nach Vorne machte er im Jahre 2009.
Sonrasında Stokes komaya girdi ve kalıcı olarak felç oldu.Stokes fiel in ein Koma und blieb gelähmt.
Bu felçler, mikrobun zehrine bağlı olarak hasıl olur.Wie dick diese Ebene ist, hängt von der Schärfentiefe des verwendeten Mikroskops ab.
Bunun sonucu olarak ardından felç ve ölüm meydana gelir.Danach folgte eine Aufführung von Der Tod und der Tod.
Düşmanlarını şok dalgasıyla felç edebilir.Shakes): Entsetzt seine Gegner mit Schüttelanfällen.
Hastaların bir tarafları felç olur.Manchen Patienten fallen die Haare aus.
Özellikle kış aylarında ulaşım felce uğramaktadır.So kann es insbesondere in den Wintermonaten zu Unterbrechungen kommen.
Erişim tarihi: 19 Haziran 2014. ^ "Puskás Akadémia Pancho Aréna, Felcsut".UEFA, 13. Juni 2014, abgerufen am 22. Juli 2014. Puskás Akadémia Pancho Aréna, Felcsut.
Böylece o da geçici olarak felç olur.Danach ist sie vorübergehend querschnittsgelähmt.
1955 yılında geçirdiği felç sonucu vefat etti.Sein plötzlicher Tod 1955 machte diese Pläne jedoch zunichte.
En son ise kurban felç geçirerek ölürZuletzt stirbt die Jungfrau.
Küçükken çocuk felci geçirmiştir ve tedavisi Almanya'da yapılmıştır.Als Kind litt er an Tuberkulose und wurde zu Hause unterrichtet.
Daha sonra felç oldu ve ömrünün kalan 2 yılını rahatsızlıklarıyla mücadele ile sürdürdü.Mehr und mehr mit seiner Krankheit kämpfend, verbrachte er seine letzten beiden Lebensjahre.
Ayak ve el (tutulan tarafda) tamamen veya kısmen felç olur.Die Entfernung des Schlüsselbeins kann teilweise (partiell) oder komplett (total) erfolgen.
Bir öğrenci aşağı atılmasından dolayı felç oldu.Für einen Schülerstreich wurde der Schule verwiesen.
1884 yılında, 38 yaşındayken felç sonucu yaşamını yitirdi.1743 verstarb er aber 38-jährig aufgrund des Klimas.
Aynı yılın aralık ayında geçirdiği ikinci felçten sonra aktif politikadan çekildi.Luyt zog sich im selben Monat aus der aktiven Politik zurück.
Kuşatmadan sonra çıkan bir olay da II. Manuel'in bir beyin kanaması geçirip felç olmasıdır.Erst nach einer Weile wird festgestellt, dass Dell Gehirnblutungen hat.
1909'da felç olmuş, hayatının geri kalanını bir koltukta yaşamak zorunda kalmıştı.Paralysé à partir de 1909, il a eu à vivre le reste de sa vie dans un fauteuil.
6 Eylül 1998'de ise Kurosava 88 yaşındayken Setagaya, Tokyo'da felç geçirerek öldü.Le 6 septembre 1998, Akira Kurosawa meurt d'une attaque cérébrale à Setagaya (Tokyo) à l'âge de 88 ans.
(Eğer dil yamulmuş ise felç geçirdiğine işarettir.)(Just Can't Get Enough ) C'est comment qu'on freine ?
Küçükken çocuk felci geçirmiştir ve tedavisi Almanya'da yapılmıştır.Pendant son enfance, elle souffre de poliomyélite et se fera traiter en Allemagne.
Aynı zamanda koku duyusunda da kısmi bir felç olur.Respires-en sur moi l'odorant souvenir.
İngiltere için Manş Denizi'nden geçiş artık felç oldu.Par conséquent, la demande pour traverser l’Atlantique vers l’Angleterre explose.
Locked-in adı verilen felç hastalığına tutulmuştur.Elle est atteinte du locked-in syndrome.
Hayatının son dönemlerinde felç geçirdi.Il devint fou à la fin de sa vie.
Böylece o da geçici olarak felç olur.Pour cela, il le désactive temporairement.
2000 yılının Eylül ayında felç geçirdi ve tedavi için Britanya'ya gitti.En avril 1900, il tombe malade et retourne en Angleterre pour trois mois.
Öfkeli bir şekilde, Paulo'nun üzerine onu sekiz saat boyunca felç edecek olan zehirli bir örümcek fırlatır.La morsure de cette araignée paralyse Paulo pour huit heures.
O sırada Locke'ın felçlenme durumu başlar.Ici, nous traitons l'histoire de Locke en premier.
Bunun sonucu olarak ardından felç ve ölüm meydana gelir.Le thème de l'épisode est basé sur la mort et la vie après la mort.
Dokunulduğunda felç olunabilir.Il peut être taillé.
Stalin, 1 Mart 1953'te aniden felç geçirdi ve 4 gün sonra öldü.Mais, le 1er mars 1953, Staline est victime d'une attaque ; il meurt le 5 mars.
Bunun sonucu bazen felçler ve kuduz benzeri semptomlar meydana gelir.Il arrive que des paralysies et des spasmes vasculaires surviennent.
Sokaklar tıklım tıklım, trafik felç.Las calles están repletas, el tráfico es un caos.
Ancak felci daha da artar ve yazdıkları "Therese ve Laurent bana iyi bakıyorlar" olarak anlaşılır.Pero es interrumpida y sus palabras son malinterpretadas como "Thérèse y Laurent han cuidado bien de mí".
Ulaşım felç oldu.El transporte empeoró.
Bir seri inme geçirdi ve felç oldu.Sentí un impulso interno, temblaba.
İlerici ve genel felçe muzdarip olarak Paris'te tanısı kondu.Una vez más he saboreado material y espiritualmente a París...
Bu hâldeyken onun bakımıyla ilgilenen iki kadın, onun bu olayda felç olduğunu anlattılar.Y eso las hace pensar dos veces sobre su estancia allí.
1956 - Jonas Salk'ın geliştirdiği çocuk felci aşısı kullanılmaya başlandı.Hacia 1954, HeLa estaba siendo usado por Jonas Salk para desarrollar una vacuna contra la poliomielitis.
Bunun sonucu olarak ardından felç ve ölüm meydana gelir.Este luego la golpea y la amenaza de muerte.
Böylece o da geçici olarak felç olur.Ante este hecho, se ecuentra temporalmente desafiliado.
Yüz felci meydana gelebilir.Un centenar logran pasar.
Sankoh yargılanmayı beklerken bir felç'ten kaynaklanan komplikasyonlar nedeniyle öldü.Sankoh murió de complicaciones derivadas de un derrame cerebral, mientras estaba en espera del juicio.
Bu felçler, mikrobun zehrine bağlı olarak hasıl olur.Los síntomas que provocan dependen del tipo de microbio.
2002 yılında ise Paul Baloff bir felç geçirdi ve komaya girdi.En febrero de 2002, Paul Baloff sufrió un derrame cerebral que le costó la vida.
Sankoh yargılanmayı beklerken bir felç'ten kaynaklanan komplikasyonlar nedeniyle öldü.Sankoh morì a seguito di complicazioni in seguito ad un ictus durante il processo.
Ekim 2009'da, Mişel bin Abdülaziz acilen Cenevre'de hastaneye götürüldü, görünüşe göre felç geçiriyordu.Nell'ottobre 2009, Mishʿal è stato ricoverato in ospedale a Ginevra, a quanto pare dopo aver subito un ictus.
Böylece o da geçici olarak felç olur.La nonna accetta temporaneamente.
Auralı migreni olan kişilere uygulanan migren önleyici tedavi, bununla ilişkili felçleri engelleyebilir.La terapia preventiva dell'emicrania nei pazienti con emicrania con aura può prevenire gli ictus associati.
30 Kasım 1990 yılında felç geçirdi ve konuşma yetisini kaybetti.È stata presentata il 30 dicembre 2000 in Giappone e ha avuto un discreto successo.
O sırada Locke'ın felçlenme durumu başlar.Da questo momento inizia la fuga di Logan vera e propria.
Dünyada mutlu yaşamak için, ruhumuzun bazı yönlerini felce uğratmak gerekiyor.In quel livello poi bisogneà trovare i pezzi del suo cuore.
Artık yürüyemeyecektir, çünkü çarpışmanın ardından ayakları felç olmuştur.A causa dell'età avanzata non riesce più a correre e le gambe gli barcollano.
Bunun sonucu olarak ardından felç ve ölüm meydana gelir.Il vento continua a crescere e genera morte e distruzione.
Aynı zamanda koku duyusunda da kısmi bir felç olur.Inoltre il loro odore è molto sgradevole.
Annenin 1919'da felç geçirmesi ailenin parçalanmasıyla sonuçlandı.Un situazione che si aggravò, nel 1919, con la scomparsa del proprietario.
John Locke (Terry O'Quinn) ise yine felçlidir.Viene interpretato da Terry O'Quinn.