İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.A keď videl Ježiš ich vieru, povedal porazenému: Synu, odpustené sú ti tvoje hriechy!
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.A vida Ježíš víru jejich, dí šlakem poraženému: Synu, odpouštějí se tobě hříchové tvoji.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.A widząc Jezus wiarę ich, rzekł powietrzem ruszonemu: Synu! odpuszczone są tobie grzechy twoje.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Cînd le -a văzut Isus credinţa, a zis slăbănogului: ,,Fiule, păcatele îţi sînt iertate!``
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Da aber Jesus ihren Glauben sah, sprach er zu dem Gichtbrüchigen: Mein Sohn, deine Sünden sind dir vergeben.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Ðức Chúa Jêsus thấy đức tin họ, bèn phán với kẻ bại rằng: Hỡi con ta, tội lỗi ngươi đã được tha.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Ðức_Chúa_Jêsus thấy đức_tin họ , bèn phán với kẻ bại rằng : Hỡi con ta , tội_lỗi ngươi đã được tha .
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.E Jesus, vendo-lhes a fé, disse ao paralítico: Filho, perdoados são os teus pecados.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Gesù, vista la loro fede, disse al paralitico: «Figliolo, ti sono rimessi i tuoi peccati»
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Jésus, voyant leur foi, dit au paralytique: Mon enfant, tes péchés sont pardonnés.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Jézus pedig azoknak hitét látván, monda a gutaütöttnek: Fiam, megbocsáttattak néked a te bûneid.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.예수께서 저희의 믿음을 보시고 중풍병자에게 이르시되 소자야 네 죄 사함을 받았느니라 하시니
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Ko pa vidi Jezus njih vero, reče mrtvoudnemu: Sin, odpuščeni so ti grehi.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Kun Jeesus näki heidän uskonsa, sanoi hän halvatulle: "Poikani, sinun syntisi annetaan anteeksi".
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.När Jesus såg deras tro, sade han till den lame: »Min son, dina synder förlåtas dig.»
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Og da Jesus så deres tro, sa han til den verkbrudne: Sønn! dine synder er dig forlatt.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Og da Jesus så deres Tro, siger han til den værkbrudne: "Søn! dine Synder ere forladte."
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Y viendo Jesús la fe de ellos, dijo al paralítico: --Hijo, tus pecados te son perdonados
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.А Исус, като видя вярата им, каза на паралитика: Синко, прощават ти се греховете.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Бачивши ж Ісус віру їх, рече до розслабленого: Сину, оставляють ся тобі гріхи твої.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.Иисус, видя веру их, говорит расслабленному: чадо!прощаются тебе грехи твои.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.ויהי כראות ישוע את אמונתם ויאמר אל נכה האברים בני נסלחו לך חטאתיך׃
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.فلما رأى يسوع ايمانهم قال للمفلوج يا بنيّ مغفورة لك خطاياك.
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.耶 穌 見 他 們 的 信 心 、 就 對 癱 子 說 、 小 子 、 你 的 罪 赦 了
İsa onların imanını görünce felçliye, ‹‹Oğlum, günahların bağışlandı›› dedi.耶穌見 他 們 的 信心 、 就 對癱 子說 、 小子 、 你 的 罪 赦 了
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Czy jest to po prostu błąd?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jili teve um ACV e teve aquela experiência religiosa, Terá sido apenas um erro?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jill a avut un atac şi a avut şi o experienţă religioasă, este asta doar o greşeală?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jill a une attaque et fait cette expérience spirituelle, est-ce seulement une erreur ?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jill bị đột quị và cô đã rơi vào trải nghiệm tâm linh này, Liệu đó có phải chỉ là tình cờ?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jill hat einen Schaganfall und sie hat eine religiöse Erfahrung, ist das bloß ein Fehler?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jill heeft een hersenbloeding en een religieuze ervaring. Gewoon een fout.
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?질(Jill)은 뇌졸증에 걸렸고 이런 종교적인 경험을 했습니다. 단순한 오류일까요?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jill měla mrtvici a měla náboženský zážitek, je to jenom chyba?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jillnek stroke-ja volt, és ezt a vallásos élményt tapasztalta, ez csak egy hiba?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?Jill tiene un derrame y entonces tiene esta experiencia religiosa, ¿será tan solo un error?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?У Джилл был инсульт, и испытанные ею религиозные видения просто ошибка?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?לג'יל יש שבץ והיא חווה חוויה דתית כזו, האם זו רק טעות?
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?مَرّت "جيل" بسكتةٍ دماغية وشَعَرَت بهذه التجربة الدينية ، هل كل ذلك مجرّد خطأ ؟
Jill bir felç geçirdi ve bu dini deneyimi yaşadı, bu sadece bir hata mıydı?あれは単なる間違いなのでしょうか? えー、宗教を研究する多くの科学者はこのように見ています。
Jon, çocuk felci "neredeyse" yok edildi.Jon, la polio a presque été éradiquée.
Jon, çocuk felci "neredeyse" yok edildi.Jon, polio is bijna uitgeroeid.
Jon, çocuk felci "neredeyse" yok edildi.Jon, Polio ist beinahe ausgerottet.
Jon, çocuk felci "neredeyse" yok edildi.Jon, poliomielita a fost aproape eradicată.
Jon, çocuk felci "neredeyse" yok edildi.Jon, wirus polio prawie został zwalczony.
Jon, çocuk felci "neredeyse" yok edildi.Τζον, η πολιομυελίτιδα έχει σχεδόν εξαλειφθεί.
Jon, çocuk felci "neredeyse" yok edildi.ברוס אילוורד: אופס. ג'ון, מחלת הפוליו כמעט וחוסלה.
Kalp, diyabet, felç, yüksek tansiyon, bazı kanser türleri ve benzeri, dahası ve daha fazlaları.다른 병들처럼 익숙하죠. 예를 들어, 심혈관 질환, 당뇨, 뇌졸중, 고혈압, 여러 암들, 그리고 다른 여러 질병들처럼요.
Kalp, diyabet, felç, yüksek tansiyon, bazı kanser türleri ve benzeri, dahası ve daha fazlaları.מחלות שידועות, כמו מחלות לב וכלי דם, סוכרת, שבץ, לחץ דם גבוה, כמה סרטנים, והרבה, הרבה, הרבה אחרות.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Az izmok fagyosak, bénultak-- dystoniás, ahogy mi nevezzük.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Các cơ đông cứng, tê liệt we gọi đó là chứng co giật cơ mất kiểm soát*
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.De spieren waren bevroren, verlamd - dystonisch noemen we dat.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Die Muskeln waren erstarrt, gelähmt -- dystonisch nennen wie das.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.I muscoli erano congelati, paralizzati - distonici, come diciamo.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Les muscles étaient gelés, paralysés -- dystonique est comment nous qualifions cette condition.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Lihakset olivat jähmettyneet, halvaantuneet -- dystoniset, kuten sanotaan.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Los músculos estaban helados, paralizados - distónicos como decimos.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Mięśnie były zmrożone, sparaliżowane, dystoniczne jak to określamy.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Mușchii erau înghețați, paralizați -- distonici, în limbaj medical.
Kasları donmuştu, adeta felç olmuşlardı -- bu duruma distonik diyoruz.Musklerna var frusna, paralyserade -- vi kallar det för dystoni.