fedakarlık ile cümle

fedakarlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kendi evlerini almak için birçok fedakarlık yaptılar.They made many sacrifices to get their own house.
O, Amerika için çoğumuzun hayal bile edemeyeceği fedakarlıklara katlandı.He has endured sacrifices for America that most of us cannot begin to imagine.
Yaşlı insanlar, zorunda kalırlarsa torunları için fedakârlıkta bulunmaya hazırdırlar.The elderly people are ready to sacrifice for their grandchildren, if they have to.
Fedakarlıklar yapmamız gerekiyor.We need to make sacrifices.
Her ikimiz de fedakârlıklar yaptık.We've both made sacrifices.
Fedakârlıklar yapmak zorundayız.We've got to make sacrifices.
Biz fedakarlıklar yaptık.We made sacrifices.
Fedakarlık bazen gereklidir.Sacrifice is sometimes necessary.
Ben bir sürü fedakârlık yaptım.I've made a lot of sacrifices.
Buraya gelmek için bir sürü fedakârlık yaptım.I've made a lot of sacrifices to get here.
Fadıl, Dania için büyük fedakarlık yapmak istedi.Fadil wanted to make a huge sacrifice for Dania.
Ailemin benim hatırım için yaptığı tüm fedakarlıklar için minnettarım.I am very grateful for all the sacrifices my parents made for my sake.
İspanyol ve Portekiz konversoları finansal fedakarlıkta bulundular.Spanish and Portuguese conversos made financial sacrifices.
("Küçük fedakarlıklar yapılmalıdır!") oldu.("Sacrifices must be made!").
Kendisine sadece Deeds (Türkçe: Fedakarlık) denmesini seven bu adamı bir kasabada bulurlar.He makes his way to a town whose inhabitants help him, as he is their guest.
Sanatçı daha sonra bunu ailesinin onun için yaptığı inanılmaz bir fedakarlık olarak tanımlamıştır.She recognises it immediately as the gold that her husband was once given for her.
Bu sporcular, oyunlarda yer alabilmek için çok büyük fedakarlıklar yapmışlardı.Those athletes had sacrificed everything to compete in the games.
Onların yaptıkları fedakarlıklar, bizleri, bize zarar vermeye çalışanlara karşı tetikte tutacaktır.The knowledge of their sacrifice will keep us forever vigilant against those who would do us harm.
Kadınlara ilişkilerde yapılması gerekenin fedakârlık olduğunu öğretiyoruz.We teach females that in relationships, compromise is what women do.
Ve sen bunu kurduğunda, bu işten para kazanmak ümidi ile çok fazla fedakarlıkta bulunuyorsun.And when you've got that, you've pretty much sacrificed any hope of making lots of money.
Bu fedakarlıklarla, Yunanistan iflasın, AB'de çöküşün eşiğinden döndü.With these sacrifices, Greece did avoid bankruptcy and the eurozone avoided a collapse.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.And that every worthwhile action requires a level of sacrifice.
Ülkesi için fedakarlıkta bulunan gaziler.Veterans who\'92ve sacrificed for this country.
Erkek ve kadınlarımızın verdiği büyük fedakarlıkları bitmiş değil.The enormous sacrifices of our men and women are not over.
Ve onların fedakarlıklarına değer bir ulus inşa etmek için çabalarımızı iki katına çıkarmalıyız.And we must redouble our efforts to build a nation worthy of their sacrifice.
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım![Man: As long as there is injustice, someone must make a sacrifice!]
Bu fedakarlık değil, bu intikam!That's no sacrifice, that's revenge!]
Benim için yaptığın fedakârlıkları fazlasıyla takdir ediyorum.I appreciate how much you sacrificed for me
Büyük bir fedakarlık olmayabilir ama...I know it's no sacrifice, but...
Tabii ki bu da bir tür fedakarlık.Of course it's a sacrifice!
Her hediye bir fedakarlık demektir.Every gift involves a sacrifice.
Fedakarlık olmasa hediye olmaz.If not, what kind of gift would it be?
Size bu fedakarlıklardan bahsetmek istiyorum, çünkü çoklardı.I'd like to talk about those sacrifices, because there were many.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.There were obviously financial sacrifices because he always refused to be paid.
Benim daha sonra anladığım ailesini de içeren başka türlü fedakarlıklar da oldu tabiki.Of course, there was another kind of sacrifice involving his family that I understood much later.
O da kendisinin tabiriyle küçük çaplı fedakarlık.It was what he called "fine-grained relinquishment."
Ailenizin geçmişte büyük bir fedakarlık yapmış olduğu anlaşılırdı.It said that your family had made a great sacrifice in the past.
"şefkat ve fedakarlık sizi daha mutlu kılar" dememe bile gerek yok."Here's why caring and giving will make you happier."
Bu bazı konulardan fedakarlık etmek demek. Ben Colorado'luyum.This meant making trade-offs.
Şimdi fedakarlıkta bulunursunuz ki ileride faydasını göresiniz.You sacrifice now for a return later.
Pek çok şeyden fedakârlık etmeniz gerekiyor, ama maddi getirisi çok iyi.She has to give up a lot, but it is all very good in financial terms.
Bizim seçimimiz, ya biraz fedakârlık ya da büyük fedakârlık olacak."Our choice will be between sacrifices and even bigger sacrifices," he said.
Arnavutluk’ta demokrasiye geçiş süreci, halkı büyük fedakarlıklarda bulunmak zorunda bırakıyor.Albania's transition to a democratic state has imposed huge sacrifices on the population.
Ofisi istemiyordu ve bunu kabul etmek önemli bir parasal fedakarlık anlamına gelecekti.He did not desire the office and to accept it would have meant a considerable monetary sacrifice.
Geleneksel Kelt Paganizminde, bu fedakarlıklar Kelt tanrılarına ve tanrıçalarına yapılırdı.In traditional Celtic Paganism, these sacrifices were made to the Celtic gods and goddesses.
Dinkalılar dualarla birlikte fedakarlık yapar.The Dinka perform sacrifices along with prayers.
Bir müşteriyle ilk görevinde, bir fahişenin ona bir fedakarlık yapması gerekiyordu.On her first assignment with a client, a prostitute was supposed to make a sacrifice to him.
Görevler, fedakarlık biçimleri olarak çerçevelendiklerinde halk için daha başarılı hale gelir.The missions become more successful to the public when they are framed as forms of sacrifice.
Yaptığın en büyük fedakarlık neydi?Was war das größte Opfer, das du je gebracht hast?
Kendisine sadece Deeds (Türkçe: Fedakarlık) denmesini seven bu adamı bir kasabada bulurlar.Einige Leute seiner Heimatstadt und der näheren Umgebung beten aber zu ihm wie zu einem Heiligen.
Zaman zaman pişmanlık duysa da çocuklarını sevmektedir ve onlar için büyük fedakarlıklar yapmaktadır.C'est aussi par amour pour les âmes qu'elle prie pour elles et fait quotidiennement de petits sacrifices.
Tesislerde sporcular için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamıştır.Je pense que c’est un manque de respect vis-à-vis des athlètes surtout.
("Küçük fedakarlıklar yapılmalıdır!") oldu.("¡Es necesario que haya sacrificios!").
Tesislerde sporcular için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamıştır.¿Hay alguna manera de prevenirla en los deportistas?.
("Küçük fedakarlıklar yapılmalıdır!") oldu.("I sacrifici devono esser fatti!").
Bu güç kendi millettinizden olan birine fedakarlık yaparak kazanılır.Ma è fortunato colui che si sacrifica per la propria nazione.
("Küçük fedakarlıklar yapılmalıdır!") oldu.(«Получено множество повреждений!»).
("Küçük fedakarlıklar yapılmalıdır!") oldu.("Offers moeten worden gebracht!") hebben gesproken.
Fakat replikasyonun doğruluğundan fedakârlık edilir.Raczej stwierdzenie autentyczności uzdrowienia.
("Küçük fedakarlıklar yapılmalıdır!") oldu.(«Даєш молодь!»)

İlgili Sayfalar