Çok fazla sınıfımız var.We have too many classes.
Çok fazla zamanımız var.We have plenty of time.
Bizim çok fazla yiyeceğe ihtiyacımız var.We are badly in need of food.
Beklenenden fazla para harcadık.We spent more money than was expected.
Tahmin edilenden daha fazla para harcadık.We spent more money than was expected.
Fazladan bir on dolara ihtiyacımız olacak.We'll need an extra ten dollars.
Yirmi yıldan daha fazla bir süredir onunla tanışıyoruz.I have been acquainted with her for more than 20 years.
Geçen yıl sahip olduğumdan daha fazla param var.I have more money than I had last year.
Kendimi fazla üzmem.I am free from care.
Hakkımda daha fazla bilgi edinmek için web sayfamı ziyaret edin.Visit my webpage and find out more about me.
Erkek kardeşim benim sahip olduğumdan çok daha fazla iyi kitaba sahip.My brother has many more good books than I do.
Büyükannem bana istediğimden daha fazlasını verdi.My grandmother gave me more than I wanted.
Tasarruflarım o kadar küçük ki onlar çok fazla dayanmayacak.My savings are so small that they won't last much longer.
Benim önerim caddeler boyunca daha fazla ağaç ekilmesidir.My suggestion is for more trees to be planted along the streets.
Odamda fazla mobilya yok.There isn't much furniture in my room.
Fizik hakkında çok fazla bilgim yok.I don't have much knowledge of physics.
On taneden fazla kitabım yok.I have no more than ten books.
Bir yıldan daha fazla bir süredir diyetteyim.I have been on a diet for more than a year.
En fazla beş yüz Yenim var.I've got no more than five hundred yen.
Senin ülken hakkında daha fazla şey bilmek istiyorum.I want to know more about your country.
Senin sahip olduğunun dört katı daha fazla CD'lerim var.I have four times more CDs than you do.
Sanırım daha fazla yemen gerekli.I think it necessary for you to eat more.
Benden çok daha fazla golf tutkunudur.He is much more of a golf enthusiast than I am.
Elimde fazla param yok.I do not have much money on hand.
Bütün isimlerini hatırladığım çok fazla insanla tanıştım.I met too many people to remember all their names.
Daha fazla yürüyemeyecek kadar yorgundum.I was too tired to walk any more.
Fazla şarap içmem.I don't drink much wine.
Çiçeklerle fazla ilgilenmem.I don't care for flowers very much.
Çevrede fazla bulunmadım.I have not been around much.
Yanımda çok fazla nakit taşımam.I don't carry much cash with me.
Ben günden güne çok fazla İngilizce çalıştım.I studied English very hard day after day.
Beş yıldan daha fazla bir süredir bu paltoyu giyiyorum.I have been wearing this overcoat for more than five years.
Bu tür içkiden fazla hoşlanmam.I do not much care for this kind of drink.
Şimdiye kadar ondan fazla yabancı ülkeye gittim.I have been to more than ten foreign countries so far.
Bilgisayarlar hakkında çok fazla şey bilmiyorum.I don't know much about computers.
Jim'e kendini çok fazla içmekten dizginlemesini söyledim.I told Jim to restrain himself from drinking too much.
Sadece en fazla 100 dolar ödeyebilirim.I can only pay 100 dollars at most.
Onun konuşmasından çok fazla etkilendim.I was greatly impressed by the speech.
İşin 10.000 dolardan daha fazlaya mal olacağını tahmin ediyorum.I estimate that the work will cost more than $10,000.
Belgeye bakmak üç saatten fazla zamanımı alacaktır.It will take me more than three hours to look over the document.
Cumartesi öğleden sonrayı tamamen çok fazla TV izleyerek geçirdim.I spent Saturday afternoon watching entirely too much TV.
Çok fazla kameram var.I have a lot of cameras.
1,000 yenden daha fazlasına sahip değilim.I had no more than 1,000 yen.
Ben en fazla üç dolar harcadım.I spent no more than three dollars.
Üç dolardan daha fazla harcamadım.I spent no more than three dollars.
Ben beş dolardan daha fazlasına sahip değilim.I had no more than five dollars.
Ben peyniri, peynirli pastadan daha fazla severim.I like cheese, much more cheesecake.
Buna daha fazla katlanamam.I can't put up with this any longer.
Henry daha fazla bekleyemiyeceğini söyledi.Henry said that he couldn't wait any longer.
Onun davranışına daha fazla katlanamam.I can't put up with his behavior any longer.
Yanımda 1,000 yenden daha fazla yok.I have no more than 1,000 yen with me.
Yanımda yüz yenden daha fazla yok.I have no more than one hundred yen with me.
Yaz tatillerimin dörtte üçünden fazlasını seyahat ederek geçirdim.I spent more than three-quarters of my summer vacations traveling.
Kira için haftada 50 dolardan daha fazla ödeyemem.I can pay no more than $50 a week for rent.
Çok fazla paraya ihtiyacım var.I need money badly.
Çağdaş müziği fazla beğenmediğimi kabul etmeliyim.I must admit I don't like much contemporary music.
Şu sıralar çok fazla sorunum var.I have a lot of problems at the moment.
Bugün daha fazla yapacak bir şeyim yok.I have nothing more to do today.
Zenginlik için fazla arzum yok.I don't have much desire for wealth.
Dün sekiz saatten fazla çalıştım.I worked more than eight hours yesterday.