Ana içeriğe geç
Sözlük

faz ile cümle

faz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Haziran'dan eylül ayına kadar, biz daha fazla çalışırız.From June to September, we work harder.
Neden daha fazla Tom gibi olamıyorsun?Why can't you be more like Tom?
Üç yıldan daha fazla bir süredir onlardan birini görmedim.I haven't seen one of those in over three years.
Bu yüzük 300 yıldan daha fazla bir süredir ailede.This ring has been in the family for over 300 years.
Şu anda sana daha fazla detay veremem.I can't give you any more details at this time.
Muhtemelen benim hakkımda senin hakkında bildiğimden daha fazlasını biliyorsun.You probably know more about me than I know about you.
Tom senin için çok fazla inanca sahip.Tom has a lot of faith in you.
Üç saatten daha fazla bir süredir yoksun. Neredeydin?You've been gone over three hours. Where were you?
Tom üç yıldan daha fazla bir süredir burada çalışıyor.Tom has been working here for over three years.
Tom bir yıldan daha fazla süredir onu kullanmadı.Tom hasn't used it for over a year.
O olacağını düşündüğümden daha fazlaya mal oldu.It cost more than I thought it would.
Tom daha fazla iş yapamayacak kadar çok yorgun olduğunu söylüyor.Tom says he's too tired to do any more work.
Tom çok fazla şarap içti.Tom drank too much wine.
Tom her zamankinden daha fazla yemedi.Tom didn't eat any more than usual.
Daha fazla zaman yok.There's no more time.
Daha fazla zamanımız olsaydı daha uzun süre kalırdık.We would've stayed longer if we had had more time.
Tom onun hakkında senin düşünebildiğinden çok daha fazlasını biliyor.Tom knows a lot more about that than you might think.
Tom ondan daha fazlasını yaptı.Tom did more than that.
Tom ondan daha fazla yaptı.Tom has done more than that.
Bir şey yapmak için Tom'a bir kereden daha fazla söylenilmesine gerek yok.Tom doesn't need to be told more than once to do something.
Bunun ödemek için biraz fazla olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think that's a little too much to pay?
Tom fazla kilolu değildi.Tom isn't overweight.
Tom fazla kiloluydu.Tom was overweight.
Fazla kilolu muydun?Were you overweight?
Tom, açıkladığından çok daha fazlasını biliyor.Tom knows a lot more than he lets on.
Çok fazla gürültü yapıyor muydum?Was I making too much noise?
Tom çok fazla sigara içtiğimi söyledi.Tom said I smoked too much.
Çok fazla söyledim mi?Did I say too much?
Tom çok fazla kutlama yapar.Tom parties too much.
Tom seni çok fazla sevmiyor gibi görünüyor.Tom seems to not like you very much.
Çok fazla yardım etmiyorsun.You're not helping very much.
Tom daha fazlası için geri dönecek.Tom will be back for more.
Lütfen bana daha fazlasını göster.Please show me more.
Tom daha fazla para istiyor.Tom wants more money.
Tom çok fazla para harcıyor.Tom spends too much money.
Tom daha fazla aptalca hatalar yapmayacağından emin olmak zorunda.Tom has to make sure he doesn't make any more stupid mistakes.
Tom sadece bir tanıdıktan daha fazlasıdır.Tom is more than just an acquaintance.
Tom çok fazla ileriyi düşünmedi.Tom hasn't thought that far ahead.
Tom günde 50'den fazla e-posta alır.Tom receives more than 50 emails a day.
Çok soğuk olması dışında Finlandiya hakkında fazla şey bilmiyorum.I don't know much about Finland, except that it's very cold.
Mary fazlasıyla çekici.Mary is extremely attractive.
Tom çok fazla kan kaybetti.Tom lost a lot of blood.
Daha fazla güvene sahip olmak istiyorum.I want to have more confidence.
Tom çok fazla riske giriyor.Tom takes too many chances.
Fazla seçeneğimiz yok.We don't have much of a choice.
Tom'un fazla seçeneği yok.Tom doesn't have much of a choice.
Bunu benim hak ettiğimden daha fazla hak ediyorsun.You deserve it more than I do.
Tom'un benim sahip olduğumdan daha fazla ev ödevi var.Tom has more homework than I do.
Yaptığımdan daha fazlasını bildiğimi düşünüyorsun.You think I know more than what I do.
Bildiğimi düşündüğünden çok daha fazlasını biliyorum.I know a lot more than you think I do.
Tom benim kazandığımın üç katı fazla kazanır.Tom earns three times as much as I do.
Yapacağımdan daha fazlasını bildiğini düşünüyorsun.You think you know more than what I do.
Tom onun hakkında benim bildiğimden çok daha fazlasını biliyor.Tom knows a lot more about that than I do.
Tom ondan yapmasını istediğimizden fazlasını yaptı.Tom has done more than we asked him to do.
Birçok insan kazandığından fazlasını harcıyor.Many people spend more than they earn.
Tom daha fazla ne yapabilir?What more can Tom do?
Daha fazla ne yapabiliriz?What more can we do?
Çok fazla yiyeceğimiz yok.We don't have very much food.
Tom fazla seçeneği olmadığını biliyor.Tom knows he doesn't have much choice.
Tom çok fazla çabalıyor.Tom is trying too hard.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod