faydasız ile cümle
faydasız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bütün bu faydasız aramalar ile katiyen çalışamam.I can't work at all with all these useless calls coming in.
Böyle faydasız kitapları okumamalısın.You shouldn't read such useless books.
Bilgi oldukça faydasızdı.The information was quite useless.
Onunla konuşmak faydasız.It is useless to talk to him.
Onun tavsiyesi faydasız.His advice is of no use.
Tom tartışmanın faydasız olduğunu görebiliyordu.Tom could see that the argument was pointless.
Birbirimizi suçlamak faydasız, çözüm bulmalıyız.It's no use blaming each other, we need to find solutions.
Tamamen faydasız.It's totally useless.
Biz faydasızız.We're useless.
Sen faydasızsın.You're useless.
Tom faydasız.Tom is useless.
Ben faydasızım.I'm useless.
Ona ne söyleyeceğim önemli değil, bu faydasız, bu yüzden artık karışmayacağım.No matter what I tell him, it's useless, so I don't interfere anymore.
Bu şey benim için tamamen faydasız.This thing is completely useless to me.
O tembel ve faydasız.He's lazy and vain.
İnsanların söylemek istemediği şeyleri tercüme etmek faydasızdır.It's useless to translate things that people don't want to say.
Tom'un yeni aleti harika ama faydasız.Tom's new gadget is cool, but useless.
Tom'la konuşmak faydasız.It's useless talking to Tom.
Çikolata söz konusu olduğunda direnç faydasızdır.When it comes to chocolate, resistance is futile.
O faydasızdı.It was useless.
Yalvarmak faydasız.It's useless to beg.
Tartışmak faydasız.It's useless to argue.
Faydasız bir girişim.A vain attempt.
Böylece eski bir gerçeğin doğrulandığını görüyoruz: savaş her zaman faydasızdır.Thus we see an old truth confirmed: war is always useless.
Ona konuşmak faydasız.It's useless talking to her.
Onlara konuşmak faydasız.It's useless talking to them.
Tom kısa sürede Mary'yi kalmaya ikna etmeye çalışmanın faydasız olduğunu fark etti.Tom soon realized it was useless to try to convince Mary to stay.
Tom Mary'yi onu yapmaya ikna etmeye çalışmanın faydasız olduğunu fark etti.Tom realized it was useless to try to convince Mary to do that.
Devrim resimsiz faydasız olacaktır.The revolution will be useless without pictures.
Hayatı son sürat yaşamam için bu faydasız düşünceleri bırakmam gerek.I need to drop these useless perceptions to take full throttle over my life.
Beni tehdit etmen faydasız, bir şey söylemeyeceğim.Threatening me is useless, I won't say anything.
Onu yapmaya çalışmanın faydasız olduğunu biliyorum.I know it's useless to try to do that.
Yetenek, sıkı çalışma olmadan faydasızdır.Talent is useless without hard work.
Sen öldüğünde para faydasızdır.Money is useless when you're dead.
Dünyadaki tüm paralar, sen öldüğünde faydasızdır.All the money in the world is useless when you're dead.
Ben bunun faydasız olduğunu biliyorum.I know it's useless.
Ölüm kapınızı çaldığında dünyadaki tüm servet faydasızdır.All the wealth in the world is useless when death comes knocking on your door.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.It turned out that they were not suitable for melting down.
Böyle bir dönemleştirme onlara göre hem olanaksız hem de faydasızdır.To do so would be both pointless and impossible.
Neden? Çünkü geçmişte böyle yapmanız faydasız olmuştu.Because it wouldn't have been useful in the past.
Şu işi bitirip eve dönelim. Faydasız.Let's get this job done and go home.
Başkan'ın danışmanları, delmenin faydasız olacağını söyledi.The president's advisors feel that the drilling isn't working.
Koklama faydasızdır.Smells are useless.
Sonuç olarak, BM'nin faydasızlığı gittikçe artmıştır.Consequently, UN's inefficiency has been on the rise.
Andre, Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.André, it's not worth telling people you're alive, it's no use.
Bunlar çok faydasız.These are useless.
"Marijuana, fuhuş ... meşru olsun veya olmasın, bu tür talepler mevcut bağlamda faydasızdır."Marijuana, prostitution ... legitimate or not, such claims are useless in the current context.
Seninle tartışmak faydasız.Es ist nutzlos, mit dir zu diskutieren.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Ihre Bitten um Vergebung nützen nichts.
Ben faydasızım.Soy inútil.
Ona göre tüm bilgelik artık faydasızdır.De hecho toda la ciencia señala al hecho de que no es para nada sensato.
Birbirimizi suçlamak faydasız, çözüm bulmalıyız.È inutile incolparci l'un con l'altro, dobbiamo trovare una soluzione.
Böyle bir dönemleştirme onlara göre hem olanaksız hem de faydasızdır.في هذه الرواية، يتصارع الممكن والمستحيل على حد سواء.
Bunlar faydasız ve sonuçsuz toplantılardır.Het zijn maar nutteloze en resultaatloze vergaderingen.
Babası her zaman ona Faydasız der.Mój tata zawsze mówił, że coś jest z nim nie w porządku.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Pomysł zarzucono bo nie były przydatne.
Kolunu kurtarma çabaları 360 kg'lık kaya karşısında faydasız olmuştu.Hans ansträngningar var förgäves eftersom han inte kunde lösgöra sin arm från det 360 kg tunga stenblocket.
Ona göre tüm bilgelik artık faydasızdır.Всі відомості про нього вкрай недостовірні.
Kullanılan şifreleme tekniğine göre elde edilen bu yarım bilgi faydalı ya da faydasız olabilir.Poznání získané tímto způsobem může být platné nebo neplatné.
Askerler yaptıkları taarruzların anlamsız ve faydasız olduğunu düşünmekteydiler.House szerint a társasági szabályok haszontalanok és nélkülözik az értelmet.