Yakınmanın faydası yok.Klagen nützt nichts.
Seninle tartışmak faydasız.Es ist nutzlos, mit dir zu diskutieren.
Bunun size hiç faydası olmaz." dedi.Aus dir wird nie ein rechtschaffener Mann!".
(Kur'an VI/160), «İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.»Dieser fragt ihn, was für den Menschen das Beste sei.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Ihre Bitten um Vergebung nützen nichts.
Böylece tüketici sadece bir mal alarak faydasını maksimize etmez.Verschwendung ist alles, was nicht unmittelbar zur Wertschöpfung beiträgt.
Şimdi buna takıldık, benim bildiğim GPL 3'e geçmenin belirgin bir faydası yok.Hier greife § 33 StGB nicht ein, weil kein Angriff vorliegt, der zu einem asthenischen Affekt führen kann.
"Gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgarın faydası yoktur".Ohne Wind können sie den Hafen nicht verlassen.
Kemiklere de faydası vardır.Ebenso werden Fingergesten unterstützt.
Buna karşın mahallenin ekonomisine faydası yoktur.Dies kommt der heimischen Bevölkerung aber keineswegs zugute.
Aksine, faydası çoktur.C'est une ruse très utile.
Bu işlemin en önemli faydası iletişim hattı masraflarını önemli oranda azaltmasıdır.Le principal facteur limitant l'élargissement de son indication reste son coût important.
Bunun faydasını uzun vadede görürsünüz.C'est quelque chose que vous verrez à un moment donné, oui.
Ben faydasızım.Soy inútil.
Bu gözlemler ve diğerleri süreklilikle ilgili araştırmaların önünün açılmasında büyük faydası dokunmuştur.Todos estos aspectos y otros muchos siguen abiertos a la discusión histórica.
Böylece tüketici sadece bir mal alarak faydasını maksimize etmez.La orquesta no sólo sirve para cubrir algo extra.
Loerzer'in Hermann Göring'le uzun arkadaşlığının faydası olmuştu ve 1938'de tümgeneralliğe getirildi.Loerzer se benefició de su amistad con Göring el mayor general en 1938.
Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.La mayoría de su investigación trata de razonamiento sobre conocimiento e incertidumbre.
Ona göre tüm bilgelik artık faydasızdır.De hecho toda la ciencia señala al hecho de que no es para nada sensato.
Söyleyecek başka bir şeyin yoksa bana "Merhaba, nasılsın?" demenin hiçbir faydası yok.È inutile che tu mi dica "Ciao, come stai?" se poi non hai altro da dirmi.
Birbirimizi suçlamak faydasız, çözüm bulmalıyız.È inutile incolparci l'un con l'altro, dobbiamo trovare una soluzione.
Pnömonide göğüs fizyoterapisinin faydası henüz belirlenmemiştir.L'utilità della fisioterapia respiratoria nella polmonite non è ancora stata determinata.
Ekinezyanın (kirpi otu)faydası hakkındaki kanıtlar tutarsızlık göstermektedir.Le prove circa l'utilità delle piante del genere Echinacea sono incoerenti.
Fenerbahçe'ye birçok faydası dokunmuştur.Questo portò numerose critiche a Winterburn.
Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.Egli equipara la conoscenza all'ignoranza, l'inutile al dannoso.
Oraya gitmenin faydası yok.Нет смысла туда идти.
Ehl-i kitaptan olanlar, ölümlerinden önce gerçeği öğrenip inanacaklar, fakat bunun faydası olmayacaktır.اهل الكتاب — ахль аль-Китаб), так как они формально не являются полностью неверными.
Bunun size hiç faydası olmaz." dedi.Мы вам не помощники».
ERM faydasını yansıtan yedi adet özellik için 25 faktör içermektedir..Одного идентификатора хватает для идентификации 25 предметов.
Hastanenin ilçe ekonomisine de büyük bir faydası olmuştur. ^ Beldediyesiذهب جزء من ميزانية الدولة أيضًا للحفاظ على المستشفيات.
Böyle bir dönemleştirme onlara göre hem olanaksız hem de faydasızdır.في هذه الرواية، يتصارع الممكن والمستحيل على حد سواء.
Aksine, faydası çoktur.Ou seja, são muito úteis.
Kemiklere de faydası vardır.Ook de poten zijn behaard.
Bunun size hiç faydası olmaz." dedi.Je kan het dus niet slecht doen".
İnanmadığın şeylere inandığım için, beni inandırma numarası yapmanın faydası yok!Het heeft geen zin te doen alsof om mij te laten geloven dat ik dingen geloof die jij niet gelooft!
Bunlar faydasız ve sonuçsuz toplantılardır.Het zijn maar nutteloze en resultaatloze vergaderingen.
Babası her zaman ona Faydasız der.Mój tata zawsze mówił, że coś jest z nim nie w porządku.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Pomysł zarzucono bo nie były przydatne.
Bunun faydasını uzun vadede görürsünüz.Zapamiętam go na długo!
Pnömonide göğüs fizyoterapisinin faydası henüz belirlenmemiştir.Skuteczność fizjoterapii klatki piersiowej w leczeniu zapalenia płuc jak dotąd nie została określona.
Kolunu kurtarma çabaları 360 kg'lık kaya karşısında faydasız olmuştu.Hans ansträngningar var förgäves eftersom han inte kunde lösgöra sin arm från det 360 kg tunga stenblocket.
Ona göre tüm bilgelik artık faydasızdır.Всі відомості про нього вкрай недостовірні.
Buna karşın mahallenin ekonomisine faydası yoktur.Здається, що жменьку поселенців вже ніщо не в силах врятувати.
Pnömonide göğüs fizyoterapisinin faydası henüz belirlenmemiştir.Користь фізіотерапії грудної клітки під час пневмонії досі не визначена.
Pnömonide göğüs fizyoterapisinin faydası henüz belirlenmemiştir.Prospěšnost fyzioterapie hrudníku v případě onemocnění pneumonií zatím nebyla prokázána.
Bir kere, en basit faydası nesillerin devamında.Nejčastější a na uspořádání nejjednodušší akce.
Kullanılan şifreleme tekniğine göre elde edilen bu yarım bilgi faydalı ya da faydasız olabilir.Poznání získané tímto způsobem může být platné nebo neplatné.
Ehl-i kitaptan olanlar, ölümlerinden önce gerçeği öğrenip inanacaklar, fakat bunun faydası olmayacaktır.The Battles for Scripture and the Faiths We Never Knew (în engleză).
ISDN abonesi olmanın faydası nedir?Pentru ce se acorda finantare ISPA?
Ekinezyanın (kirpi otu)faydası hakkındaki kanıtlar tutarsızlık göstermektedir.Evidențe privind utilitatea echinaceei sunt lipsite de consistență.
Pnömonide göğüs fizyoterapisinin faydası henüz belirlenmemiştir.Utilitatea fizioterapiei respiratorii nu a fost încă stabilită.
Kemiklere de faydası vardır.Értékesek a mellékoltárok is.
Pnömonide göğüs fizyoterapisinin faydası henüz belirlenmemiştir.A légzési fizioterápia hasznossága a tüdőgyulladás kezelésében még nem bizonyított.
Ekinezyanın (kirpi otu)faydası hakkındaki kanıtlar tutarsızlık göstermektedir.A kasvirág (echinacea) hatékonyságáról eltérőek a tapasztalatok.
Homeopati'nin plasebo etkisi dışında bir faydası olduğu bilimsel ve klinik olarak kanıtlanamamıştır.A homeopátia placebohatáson túli hatásosságát tudományos és klinikai vizsgálatok nem támasztják alá.
Askerler yaptıkları taarruzların anlamsız ve faydasız olduğunu düşünmekteydiler.House szerint a társasági szabályok haszontalanok és nélkülözik az értelmet.
Oldukça da faydasını gördü.Bu arada petrol çıkarma ve taşıma işlerinde yenilikler yaptı.Közli, nem jóságból tette, egyszerűen benzint akar cserébe.
Bunun faydasını uzun vadede görürsünüz.És ez idő alatt előnyre tehet szert.
Böylece tüketici sadece bir mal alarak faydasını maksimize etmez.Még a becstelenség sem nyomhatja el a profit fényét.
ISDN abonesi olmanın faydası nedir?A magyar kiadás ISBN száma.