Bu fırsattan faydalanmak isteyen David de peşinden gelir.Kui David maksab, siis tal peab olema võimalus kasu saada.
Harici modeller Zip sürücüsü syiline yüklendi ve USB 1.1 bağlantılarından faydalandı.Välised mudelid olid paigaldatud Zip-draivi stiilis korpusse, ja kasutasid standardset USB 1.1 ühendust.
(Bu noktada şunu belirtmekte fayda vardır ki; 30 kapasiteli şarjörlere 28 adet fişek doldurmak idealdir.(Võib-olla kaotas ta seegi kord, sest võimalikke tulemusi on kõigest 31.
Cahillere oturup kalkmak fayda değil zarar verir.Õitsemine ainuüksi hukkumist esile ei kustu, küll aga teeb seda viljumine.
Aksine, faydası çoktur.Vastupidi, väga palju.
Bu nedenle köpek edinmeden önce hangi ırkların ne amaçla üretildiğini öğrenmekte fayda vardır.Sellest tulenevalt tuleb enne tehismärgala ehitamist teada, milliseid aineid reovesi sisaldab.
Ayrıca cilt, egzama ve sedef hastalıklarında da faydalıdır.Samuti olevat kurkum kasulik köha, seedehäirete ja silmahaiguste korral.
Polat, Yeni misyonunda ondan da faydalanmak istemiştir.Seetõttu keeldus Paulus teda uuele reisile kaasa võtmast.
Örneğin bir kişi yalan söylerse en fazla faydayı elde edeceği bir durumda olsun.Kui ühte inimest ähvardab palju suurem kahju, siis tema võib olla see, kes satuks kõige halvemasse olukorda.
Oysaki kargalar her türlü ekin zararlısını yiyerek zaman zaman çiftçilere faydalı da olurlar.Põllumeestelt tuleb linnalaste heaks kas või viimane leivapäts ära võtta.
Daha faydacı bir ders Edmond de Goncourt tarafından çıkarıldı.Goncourti auhind on kirjandusauhind, mille asutas Prantsuse kirjanik Edmond Huot de Goncourt.
Bir doğru teorisi olarak ise faydacılık neticecidir (consequentialist).Näiteks: soodsaks (kasulikuks, kasu toovaks) püsivus (ustavus).
Prostat kanseri taramasının faydası tartışmalıdır.Seda soovitatakse kasutada vähkkasvaja ravis.
Renji, Rukia’nın hızlı olduğu için faydalı olduğunu söyler.Recanati väidab, et see oli Russelli suur viga.
Bunun sebebi Japon yönteminin faydalı taraflarından kaynaklanıyordu.Need teosed on inspireeritud tema Jaapanis-käikudest.
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır. -4つ下げるように頭の中で考えてみましょう。
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır.머릿속에 수 선을 그린다고 상상해 보세요
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır.los lugares de los dígitos
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır.O 1, aqui mesmo, este um, e se houvesse outro dígito por baixo, esta coluna é a casa das dezenas.
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır.Of ik zou eigenlijk een getallenlijn kunnen tekenen;
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır.toute cette colonne, ici, c'est la place des dizaines.
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır.Какво имам предвид с това?
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır.להתחיל בבמקום על ציר המספרים או לדמיין
16 eksi 4'ü aklımdan bulamıyorsam, aslında bunun cevabını bilmek faydalıdır.رسم خط الأرقام
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.1952, presenterade Buckminster Fuller ett särskilt högtravande förslag for Geoskopet.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.Em 1952, Buckminster Fuller apresentou uma proposta particularmente audaciosa para o Geoscope.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.En 1952, Buckminster Fuller a présenté une proposition particulièrement audacieuse pour le Geoscope.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.En 1952, Buckminster Fuller presentó una propuesta particularmente audaz para el Geoscope.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.Im Jahr 1952 machte Buckminster Fuller machte fur das Geoscope einen besonders mutigen Vorschlag.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.În 1952, Buckminster Fuller a prezentat o propunere îndrăzneaţă a Geoscopului.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.In 1952, presenteerde Buckminster Fuller een bijzonder uitdagend voorstel aan Geoscope.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.Nel 1952, Buckminster Fuller avanzò una proposta particolarmente audace: il Geoscopio.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.Pada tahun 1952, Buckminster Fuller mempresentasikan proposal yang berani kepada Geoscope.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.Vào năm 1952, Buckminster Fuller trình diễn một đề xuất cực kỳ táo bạo cho Geoscope.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.V roku 1952 predstavil Buckminister Fuller obzvlášť smelý návrh Geoskopu.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.W roku 1952 Buckminster Fuller zaprezentował wyjątkowo śmiały projekt Geoskopu.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.Το 1962 ο Μπακμίνστερ Φούλερ παρουσίασε την ιδιαιτέρως παράτολμη πρότασή του για το Kατοπτρικό Στερεοσκόπιο.
1952'de, Buckminster Fuller Geoscope için kısmen faydalı bir teklif sundu.През 1952 Букмайстър Фюлър представи особено дръзко предложение за Геоскоп.
2,5 milyar insanın sağlık hizmetlerinden faydalanma imkanı yok.2,5 bilhões de pessoas não tem serviços de saneamemento.
2,5 milyar insanın sağlık hizmetlerinden faydalanma imkanı yok.Due miliardi e mezzo di persone non hanno accesso alla rete fognaria.
60 birim marjinal fayda aldım.60.
60 birim marjinal fayda aldım.Mezní užitek z prvního ovoce je 120 a cena za první libru ovoce se rovná 2.
9 yöntemlerden faydalanılan karma yöntemler kullanılmasının lehine bir tutum almıştır (9 métodos cuantitativos y cualitativos (
9 yöntemlerden faydalanılan karma yöntemler kullanılmasının lehine bir tutum almıştır (• Экспертные отчеты и отчеты об оценке• Методологические стандарты и руководства.
Açık yüksekokullarda tamamlanan öğrenimlerin diğer eğitimlere faydaları vardır.Avoimista korkeakouluopinnoista on hyötyä opinnoissa.
Açık yüksekokullarda tamamlanan öğrenimlerin diğer eğitimlere faydaları vardır.Du har nytta av studierna vid öppna högskolan när du studerar vidare.
Açık yüksekokullarda tamamlanan öğrenimlerin diğer eğitimlere faydaları vardır.Les études ouvertes dans les hautes écoles sont utiles pour vos études ultérieures.
Açık yüksekokullarda tamamlanan öğrenimlerin diğer eğitimlere faydaları vardır.Los estudios realizados en un centro de enseñanza superior abierta le cualifican para otros estudios.
Açık yüksekokullarda tamamlanan öğrenimlerin diğer eğitimlere faydaları vardır.Обучение, пройденное в открытом вузе, принесёт пользу в дальнейшем.
Açık yüksekokullarda tamamlanan öğrenimlerin diğer eğitimlere faydaları vardır.دراسات المؤسسة التعليمية العليا المفتوحة تفيد في التعليم.
Açık yüksekokullarda tamamlanan öğrenimlerin diğer eğitimlere faydaları vardır.公开大学的课程非常实用。日后进入大学学习的学生无需修读已在公开大学里学过的课程。公开大学的学员申请高校入学时,可报名参加单另招生(erillinen haku)。
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Du kanske ser våra framsteg som meningslösa- -men för varje steg så bygger vi på nåt.
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Du ser måske vore fremskridt som meningsløse, - - men med hvert skridt, så bygger vi oven på noget.
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Forse consideri inutili i nostri progressi, ma ad ogni passo che facciamo, costruiamo qualcosa.
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Możesz uważać nasze starania za daremne, ale z każdym krokiem, który robimy, czegoś nam przybywa.
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Pode-se pensar que os nossos passos são fúteis... ... mas, a cada passo que damos, estamos a construir algo.
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Quizá para ti nuestros esfuerzos sean inútiles, pero con cada paso que damos construimos algo.
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Saatat pitää askeliamme vähäpätöisinä- -mutta jokainen askeleemme pohjautuu jollekin.
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Μπορεί να θεωρείς ό,τι κάνουμε μάταιο, αλλά με κάθε βήμα χτίζουμε κάτι.
Adımlarımızı faydasız bulabilirsin... ...ama attığımız her adımda bir şey inşa ediyoruz.Вы можете считать наши усилия бесполезными... ...но с каждым шагом мы что-то создаём.