Bu fırsattan faydalanmak isteyen David de peşinden gelir.Revient alors Pierre, qui compte lui aussi profiter de la situation.
Harsanyi faydacılık etiği üzerine çalışmaları, Brisbane'dayken başlamıştır.John Harsanyi a commencé des recherches sur l'éthique utilitariste pendant qu'il était à Brisbane.
Kalbe faydalıdır, kalp çarpıntısını önler.C'est l'endroit de prédilection pour apprécier le rythme cardiaque.
Bu yüzden Kitlesel çevrimiçi açık derslerin gittikçe daha etkili ve faydalı olması beklenmektedir.Le public semble se lasser des arguments publicitaires qui deviennent de moins en moins efficaces.
Yaşarsa faydalı yaşar.C’est alors qu’il fait bon vivre.
Saksı Olmanın Faydaları filminin yönetmeni Stephen Chbosky'nin filmi yöneteceği konuşuluyordu.Cet article concerne le film de Stephen Chbosky.
Bunun faydasını uzun vadede görürsünüz.C'est quelque chose que vous verrez à un moment donné, oui.
Son dönemlerde ada artan turizmden faydalanmaya başlamıştır.L'île essaie depuis ce temps de vivre du tourisme.
Şehirde bulunan 17 halk kitaplığından her sene 400.000 ila 500.000 kişi faydalanmaktadır.Trois cents petits hebdomadaires de province touchent chaque semaine quelque quinze millions de lecteurs.
Etinden ve sütünden faydalanılır.Elle est élevée pour sa viande et pour sa laine.
Hatta bazı durumlarda daha uzun süreli faydaları da olmuştur.Toutefois, il arrive dans certains cas que les prestations se prolongent.
Bu özellikle log (sistem tarafından tutulan günlük dosyaları) dosyalarını izlemek için çok faydalıdır.C'est particulièrement utile pour surveiller des fichiers journaux.
Ayrıca kaplıcadan faydalanılan pansiyonlar bulunmaktadır.Elle disposait également de banquettes arrière rabattables.
Hastalığın popüler kültürdeki olumsuz imajına rağmen, hastaların çok büyük kısmı tedaviden fayda görebilirler.Quelle que soit l’ampleur de l’alcoolisme, chaque malade peut bénéficier d’un traitement.
Çok geniş bir kullanma sahası vardır. pek çok ürün için faydalıdır.Ces produits sont très populaires, et peuvent être utilisés pour de nombreuses applications.
Faydalı şeyler icat etmeyi severim.Me gusta inventar cosas útiles.
Ben faydasızım.Soy inútil.
Hepsini en güzel ve en faydalı biçimde terbiye eden Rabbimizin rahmetini, keremini okuruz.Ilustre Hermandad y Cofradía del Sagrado Descendimiento de Nuestro Señor (Descendimiento).
Bu durumda onları faydalandırın."¡Hazte cargo de todo esto!”.
Yüksek sorumluluğun faydaları açıktır.Los beneficios de una alta responsabilidad son obvios.
Bunların da sağlığa faydalı olabilecekleri yönünde gittikçe daha kesin işaretler vardır.Hacían objetos que eran útiles más que los usaban para decoración.
Demir yolunun onarılması ve yeniden açılması girişimleri yapıldı ancak faydalı olmadı.Se hicieron intentos para reparar y volver a abrir la vía férrea, pero fue en vano.
Camera lucida ile çalışırken siyah kâğıt kullanmak ve beyaz kalem ile çizmek faydalıdır.Al trabajar con una cámara lúcida es recomendable utilizar papel negro y dibujar con un lápiz blanco.
Ekonomik: Faydalı olan şeyler ile ilgilenenler.La económica, que está interesada en lo que es útil.
TFT teknolojisinin en faydalı yönü, ekrandaki her piksel için ayrı bir transistör kullanılmasıdır.El aspecto más beneficioso de la tecnología TFT es un transistor para cada píxel en la pantalla.
Ehemmiyetlerine binaen umumî hükümleri ihtiva eden bu maddelerin aynen derci faydalı görülmüştür.La propiedad de los bienes es una fuente de infinitas pasiones de las que vosotros estáis limpios.
Sosyal farklılıklar ancak ortak faydaya dayanabilir.Las distinciones sociales sólo pueden fundarse en la utilidad común.
Çeşitli yörelerden birçok insan bu sudan faydalanmak için gelmektedir.Mucha gente viene de los pueblos de alrededor para llevarse esta agua.
Bunlardan ilki, liberal ve faydacı Herzl ve Nordau ekolüdür.Una es la escuela liberal o utilitaria de Herzl y Nordau.
Çiçekler, kuşlardan faydalanmak için onlara yakınsayarak evrilmiştir.Sus hojas y frutos son consumidos por las aves.
Şimdi bunları bu ilden çıkarmazsak yahut kırmazsak sonunda pişmanlık fayda vermez” dediler.Sin perjudicar sus orígenes algo se les desprende o resulta indiferente.
İnşallah takımıma faydalı olurum.Creo en mi equipo.
Ayrıca kaplıcadan faydalanılan pansiyonlar bulunmaktadır.Naturalmente, también tienen gastos de mantenimiento.
Dualshock 3 kullanan oyuncular ise titreşim özelliğinden faydalanabilmektedir.Para jugar, DualShock 3 está soportado de forma nativa.
Değerli, faydalı ya da güzel şeyler vardı.Lo bueno, lo útil y lo bello.
Bu gözlemler ve diğerleri süreklilikle ilgili araştırmaların önünün açılmasında büyük faydası dokunmuştur.Todos estos aspectos y otros muchos siguen abiertos a la discusión histórica.
Bu reaksiyon faydalı veya zararlı olabilir.Esto puede ser beneficioso o perjudicial.
Bu durumdan monarşi yanlıları faydalanacak ve iktidarı ele geçireceklerdi.Más adelante, los mercenarios tomarían buena nota de su poder.
Böylece tüketici sadece bir mal alarak faydasını maksimize etmez.La orquesta no sólo sirve para cubrir algo extra.
Loerzer'in Hermann Göring'le uzun arkadaşlığının faydası olmuştu ve 1938'de tümgeneralliğe getirildi.Loerzer se benefició de su amistad con Göring el mayor general en 1938.
Gene de daha ayrıntılı çalışmalara başlangıç olarak faydalı sayılırlar.Por lo menos, parece justificable dedicarle algún estudio.
İletişim için de faydalıdır.Ayuda a mejorar la comunicación.
Maddenin katı ve sıvı formda diğer haller arasındaki faydalı mezofazlar.Mesofases útiles entre sólido y líquido forman otros estados de la materia.
Şimdi buna göre okumakta fayda var.Sólo por esto ya merece la pena leerla.
Çocukların Zihinsel gelişimine çok faydalıdır.Claves para el bienestar emocional de los hijos.
Çok geniş bir kullanma sahası vardır. pek çok ürün için faydalıdır.Es una costumbre de buena vecindad y de otra manera habría que tirar mucho producto.
Bununla birlikte, idrardaki glukoz ölçümleri çok daha az faydalıdır.Sin embargo, el uso de lápices de color de menor calidad tiene sus ventajas.
Kadıköy beldesine taşımalı eğitimden faydalanmakta yani Kadıköy de eğitimlerine devam etmektedirler.Para adivinar la inteligencia en un varón, la hembra también requiera inteligencia.
Hatta bazı durumlarda daha uzun süreli faydaları da olmuştur.Lo ayudaron económicamente en más de una oportunidad.
Ağrılı bölgeye masaj yapılması da faydalıdır.La hernia provoca dolor en la zona lumbar.
Klinik belirtiler çıktıktan sonra aşıdan fayda beklenemez.El seguimiento es innecesario si los síntomas desaparecen.
Sistemlerden yararlanma ve verimlilik gelişmeleri çoğunlukla %10-20’lik bir fayda artışı sağlar.En ingeniería a veces es admisible prever un incremento 10-20% del rendimiento mediante mejoras en el diseño.
Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.Porque es más fácil destruir que edificar.
Gelgit enerjisinin %8–25'i faydalı hale dönüştürülebilir.Actualmente del 8-10% de la energía es renovable.
Her iki senede periyodik olarak göz kontrollerinden geçmelerinde fayda vardır.Sólo necesitan pasar la inspección de vehículos cada dos años.
Michonne, durumdan faydalanarak oradan uzaklaşır ve bağlı olduğu ellerini çözmeyi başarır.Michonne, aprovechando la situación, rueda y se desata.
Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.La mayoría de su investigación trata de razonamiento sobre conocimiento e incertidumbre.
İnsana fayda sağlamak.Valorización del ser humano.
Çar Petro bu durumdan çok iyi faydalandı.Creo que Pedro lo tomó bastante bien.
Değer= Faydalar – Maliyetler.De los beneficios (De Beneficiis).