fayda ile cümle

fayda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Böylece GPU nun gelişmiş özellikerinden daha rahat faydalanılır.Wohl oder übel muss Beppi jetzt ernster genommen werden als bisher.
Bu yöntem hastaların yüzde 40’ında fayda sağlamıştır.Sie betrifft im Verlauf mindestens 40 Prozent der Patienten.
Durumdan faydalanmak isteyen Penah Han ise, Erdebil'i işgal etti.Einer soll (erfolglos) versucht haben, sie zu vergewaltigen.
Ancak sonradan pek çok hayvanın da işlerini görecek aletlerden faydalanabildiği gözlenmiştir.In der Folge fand man viele weitere dieser Tiere und konnte auch ihr Verhalten studieren.
Arap devletlerinin İsrail'in sudan faydalanmasına karşı çıkması.Glücklicherweise steht der Staat Israel seinen Kämpfern bei.
Ağrılı bölgeye masaj yapılması da faydalıdır.Auch medizinische Massagen können schmerzlindernd wirken.
2030'a kadar sağlayacağı fayda toplam 30 milyar euro olarak saptanmıştır.Insgesamt betrug das Ausmaß der zwischen 2008 und 2012 beschlossenen Maßnahmen 330 Milliarden Euro.
Mega Cruiser 4.1 Litre hacminde turbodizel düz I4 motordan faydalanır.Der Mega Cruiser hat einen 4,1-l-R4-Turbodieselmotor.
Serin havalarda bir kazak giydirilmesi faydalıdır.Für mehr Frische kann man nachts ein Satin-Tuch tragen.
Böylece tüketici sadece bir mal alarak faydasını maksimize etmez.Verschwendung ist alles, was nicht unmittelbar zur Wertschöpfung beiträgt.
Ayrıca Haziran 2012'de Tek Sağlığın ekonomik faydalarını yayınladı .Im Januar 2012 veröffentlichte sie die Single Leben.
Şimdi buna takıldık, benim bildiğim GPL 3'e geçmenin belirgin bir faydası yok.Hier greife § 33 StGB nicht ein, weil kein Angriff vorliegt, der zu einem asthenischen Affekt führen kann.
Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.Mehr Schaden als Nutzen.
Dereden sulama amaçlı faydalanılmaktadır.Auf den Genuss folgt also das Leiden.
Faydacılık sağduyu ile çeliştiği için de eleştirilmiştir.Zu Gunsten des Rampenlichts wurde aus Gründen der Nützlichkeit argumentiert.
Bir hücrenin 360 derecelik bir tam kapsama yapması her zaman faydalı olmayabilir.Eine vollständige Drehung um 360° ist nicht möglich.
Fakat burada komünistler onların yapacağı bir köprüden faydalanmak isterler.Sie wollen die errichtete Brücke nun für ihre Zwecke nutzen.
Oysaki kargalar her türlü ekin zararlısını yiyerek zaman zaman çiftçilere faydalı da olurlar.Landwirte beklagen gelegentlich vollständige Ernteausfälle.
Ve tüm bu faydalar ek bir ücret ödemeden gelir.Das volle Eigentum geht erst mit vollständiger Zahlung über.
İstihsal madde değil fayda yaratmaktadır.Der Mehrwert steht im Mittelpunkt, nicht Nutzenfunktionen.
Bunun anlamı yelkenin alanını küçülterek, rüzgârdan daha az faydalanmaktır.Daraus ergibt sich eine effektivere Nutzung der Segelfläche, und das Boot krängt weniger.
İnsana fayda sağlamak.Der Gebrauch des Menschen.
Ayrıca TCDD Yollarından faydalanılmaktadır.Er entdeckte auch die Wirkung von TCDD.
"Gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgarın faydası yoktur".Ohne Wind können sie den Hafen nicht verlassen.
Ama bu başarısızlıklar bile Sovyet mühendislere faydalı tecrübeler kazandırdı.Diese Bemühungen hatten jedoch nur wenig Erfolg gegen die gut eingegrabenen sowjetischen Verteidiger.
Bölge gerçeklerini bilmek açısından paylaşmakta fayda bulunmaktadır.Die Beteiligten haben an der Aufklärung des Sachverhalts mitzuwirken.
EPSA bilgi kitapçığı, Avrupadaki eczacılık öğrencileri ile ilgili faydalı bilgileri içerir.Der Informationsbrief enthält Informationen für europäische Pharmaziestudierende.
Arapça, Farsça gibi dillerden de öbür Türk halklarında olduğu gibi faydalanılmıştır.Teilweise hat schon das Arabische sie aus anderen Sprachen wie dem Griechischen entlehnt.
Hibrit modellerde bu indirimden faydalanamamaktadırlar.Hybriden mit dieser Art sind schwer zu bestimmen.
Bizim de ona faydamız oldu.Er machte sich dieselben auch zu nutze.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Es macht doch keinen Sinn, immer zurückzublicken.
Aynı zamanda Sefe değişkeni yıldızlarıyla ilgili çalışmalarda da faydalanılmıştır.Während dieser Zeit beschäftigte sie sich auch mit veränderlichen Sternen.
Nusaybin barajı bu suyun enerjisinden faydalanır.Zerbin nutzt diese Trunkenheit des Glücks aus.
Büyükbaş hayvanların gerek etinden gerekse de sütünden faydalanılmaktadır.Der Wolf braucht Fleisch, um zu überleben.
Kemiklere de faydası vardır.Ebenso werden Fingergesten unterstützt.
Olarak sayılabilecek faydalar elde edilebilir.Die Anzahl der gelieferten Ergebnisse ist einstellbar.
İzotopik kayıtlardan faydalanılarak sesten kaynaklanabilecek hatalar azaltılmıştır.Die Schweigeverzerrung, die durch die Antwortausfälle entsteht, wird dadurch verringert.
Buna karşın mahallenin ekonomisine faydası yoktur.Dies kommt der heimischen Bevölkerung aber keineswegs zugute.
Sadece faydalı olmak istedim.Je voulais juste être utile.
Bu kitap senin için faydalı olabilir.Ce livre peut être utile pour toi.
Hepsini en güzel ve en faydalı biçimde terbiye eden Rabbimizin rahmetini, keremini okuruz.Que tout serviteur fidèle entre joyeux dans la joie de son Seigneur !
İnsanlar bu familyanın birçok türlerinden ticari açıdan faydalanmaktadır.De nombreuses espèces de cette famille sont exploitées commercialement.
Sosyal farklılıklar ancak ortak faydaya dayanabilir.Les distinctions sociales ne peuvent être fondées que sur l'utilité commune.
Bunların da sağlığa faydalı olabilecekleri yönünde gittikçe daha kesin işaretler vardır.Les milieux littéraires furent, quant à eux, plus bienveillants.
Dragoon planının sunmuş olduğu faydalardan biri, Marsilya Limanı'nın ele geçmesiydi.L'avantage prévu de l'opération Dragoon a été l'utilité du port de Marseille.
Şimdi bunları bu ilden çıkarmazsak yahut kırmazsak sonunda pişmanlık fayda vermez” dediler.Cela afin de ne pas faire d'injustice (ou afin de ne pas aggraver votre charge de famille) ».
İnşallah takımıma faydalı olurum.J’ai confiance en mon équipe.
Yapımlarında en çok Asgard teknolojisinden faydalanıldı.En effet, il dispose des dernières technologies asgards.
İletişim için de faydalıdır.C'est aussi être capable de communiquer.
Dünyanın diğer ucundaki bir kişinin bilgilerinden faydalanılabilir.La présence d'une personne à sa droite peut être devinée.
Değer= Faydalar – Maliyetler.La Solvabilité = Actif - Dettes.
Hiçbir faydaları olmadığından yorumlanmaları da gerekmez.Il n'y a pas de point d'exclamation, car ils ne servent aucun but utile.
Aksine, faydası çoktur.C'est une ruse très utile.
Ayrıca canavarları üstüne çekme özelliği sayesinde gruplarda çok faydalı olurlar.Il possède aussi un skill pour attirer les monstres sur lui, très utile en groupe.
Yüksek sorumluluğun faydaları açıktır.Les avantages d'un fort caractère consciencieux sont évidents.
İlde elektrik üretiminde en çok hidroelektrik enerjiden faydalanılmaktadır.L'hydroélectricité représente la majeure partie de la production électrique.
Bunun faydaları Sosyal Güvenlik'e ek gelir demektir.Les prestations sociales sont liées à la sécurité sociale.
Soyanın insan sağlığına faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu tartışılmıştır.Ces croyances sont-elles bénéfiques à l'homme, sont-elles favorables ou nuisibles à sa santé ?
Güvenilir kaynaklardan faydalanarak gelişmesine yardımcı olabilirsiniz.S'il vous plaît remplir les bons pour une meilleure source fiable.
EPROM çok büyük faydalar sağlıyordu.Franck réalise d'importants gains.

İlgili Sayfalar