Bu durum genel olarak daha pahalı ve kısıtlanmış faydalar sunar.Het spreekt vanzelf dat dit systeem duurder is en slechts beperkte mogelijkheden biedt.
Royal Football Club Turkania Faymonville, Belçika'da Faymonville köyünün futbol takımıdır.RFC Turkania Faymonville is een Belgische voetbalclub uit Faymonville.
Hastalığın bulaştığı insanların yanındayken yüz maskesi takılması faydalı olabilir.Het dragen van mondkapjes in de nabijheid van mensen met een infectie kan nuttig zijn.
Bunun sebebi Japon yönteminin faydalı taraflarından kaynaklanıyordu.Dit gebeurde dan onder voorwaarden die zeer gunstig waren voor de Japanners.
Askerler önce, iktâlardan faydalanırlardı.De soldaten veroverden de voorste stellingen.
Bu olaylardan faydalanan Arnavutluk da bağımsızlığını ilan etti.Een deel van Oekraïne profiteerde van de situatie om zich onafhankelijk te verklaren.
Fayansı, yarı değerli bir taş olarak kabul ediyorlardı.Zij werden vereerd als halfgoden.
Örneğin bir kişi yalan söylerse en fazla faydayı elde edeceği bir durumda olsun.Als je ergens nauw bij betrokken bent, geniet je het meeste voordeel ervan.
Kemiklere de faydası vardır.Ook de poten zijn behaard.
John von Neumann'ın EDVAC'ından faydalanılarak geliştirilmiştir.Ontwikkeld door John von Neumann.
Kendinize ileride faydalı olabileceğine inandığınız notlar tutun, mümkünse günlük tutun.Breng de handen achter de rug zover mogelijk naar elkaar toe, indien mogelijk in elkaar gevouwen.
Bunun size hiç faydası olmaz." dedi.Je kan het dus niet slecht doen".
Faysal Abdelhesad'ın da tasarımda emeği geçmiştir.Ook Niels Destadsbader zal een nummer uitbrengen.
İkisi de kötüler listesinden olan bu oyuncular Bette Davis ve Faye Dunaway!dir.De hoofdrollen werden vertolkt door Helen Slater en Faye Dunaway.
Çocukların Zihinsel gelişimine çok faydalıdır.Tegenwoordig houdt men meer rekening met de emotionele ontwikkeling van het kind.
Kurogane için en değerli şeyi kılıcı Ginryū, Fay için de büyüsünün kontrolünü sağlayan sırtındaki dövmedir.Kurogane levert zijn zwaard Ginryu in, Fye zijn tatoeage op zijn rug, wat hem helpt bij zijn magie.
Diğer dini azınlıklara verilmeyen ayrıcalıklardan faydalandılar.De heerlijkheid kende vrijwel geen religieuze minderheden.
Mahallede, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılmamasının yanı sıra taşımalı eğitimden faydalanılmaktadır.Zij hebben een gezamenlijk sportcomplex waarvan de buitenvelden ook buiten schooltijd gebruikt worden.
Değerli, faydalı ya da güzel şeyler vardı.Daar speelt zich alles af, gruwelijke en mooie dingen.
Son yıllarda da hafif yapı malzemesi ve beton agregası olarak faydalanılmaya başlanmıştır.De laatste jaren overheerst het materiaal beton.
Ordinal fayda, ölçülemeyen faydadır.Goede raad is goud waard.
Bu yöntem hastaların yüzde 40’ında fayda sağlamıştır.Het gunstige effect wordt dan gezien bij 50% van deze patiënten.
Buzullaşmanın eridiği dönem boyunca faylar hızlandırılmış bir deprem tetikleme kayması yaşar.Het hele proces versnelt als er plotselinge, seismische activiteit plaatsvindt.
Steroidler de faydalı olup (vizköz lidokain gibi).Steroïden kunnen ook van nut zijn, evenals lidocaïne.
Siyasî nedenlerin yanında ekonomik ortaklık da ilişkilerin olumlu yönde gelişmesine fayda sağlamıştır.Omgekeerd kunnen goede politieke relaties ook in het voordeel werken van de bedrijven.
Bu amaçla Mehmetli beldesinde kurulan barajdan sulama amaçlı faydalanılmaktadır.Dit geeft haar de gelegenheid om buiten het benauwende kringetje van Maassluis te komen.
Aegyptopithecus, Mısır'da Çöl bölgesi Fayyum'da bulunmuş fosil maymun cinsi.Fossielen van Apidium worden vaak gevonden in El-Fajoem, Egypte.
İnanmadığın şeylere inandığım için, beni inandırma numarası yapmanın faydası yok!Het heeft geen zin te doen alsof om mij te laten geloven dat ik dingen geloof die jij niet gelooft!
Bunlar faydasız ve sonuçsuz toplantılardır.Het zijn maar nutteloze en resultaatloze vergaderingen.
En faydalı olan nedir: gümüş mü yoksa demir mi? - Demir gümüşten daha faydalıdır.Wat is het nuttigst: zilver of ijzer? - IJzer is nuttiger dan zilver.
Almanya'da bir yıl kalman çok faydalı olmuş.Uw eenjarig verblijf in Duitsland was heel nuttig.
Hepsini en güzel ve en faydalı biçimde terbiye eden Rabbimizin rahmetini, keremini okuruz.Lecz wspomniawszy na miłosierdzie swego Pana, który przebaczył jawnogrzesznicy, opanował swój gniew.
Yetişkinlerde hastaneye yatış ihtiyacının belirlenmesinde CURB-65 puanı faydalıdır.Przy określaniu konieczności hospitalizacji dorosłych pacjentów zastosowanie znajduje skala CURB-65.
1896 yılında şirket, La Fayett 1. Sokağı'ndaki binayı satın aldı.W 1896 obaj kuzyni wykupili dom przy ulicy La Fayette pod numerem 1.
Babası her zaman ona Faydasız der.Mój tata zawsze mówił, że coś jest z nim nie w porządku.
Renji, Rukia’nın hızlı olduğu için faydalı olduğunu söyler.Renji uważa, że jest ona pożyteczna ze względu na swoją szybkość.
Baba Faya Martaneşi ^ Law nr.Baba Faja Martaneshi właśc.
Alice Faye (5 Mayıs 1915 – 9 Mayıs 1998), Amerikalı ünlü şarkıcı ve aktristir.Alice Faye (ur. 5 maja 1915, zm. 9 maja 1998) – amerykańska aktorka filmowa i piosenkarka.
Sosyal farklılıklar ancak ortak faydaya dayanabilir.Dystynkcje społeczne mogą bazować tylko na użyteczności publicznej.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Pomysł zarzucono bo nie były przydatne.
Komplike vakalarda veya tedavinin başarısız olduğu durumlarda bir idrar kültürü faydalı olabilir.W skomplikowanych przypadkach lub w razie nieskutecznej terapii pożyteczny może być posiew moczu.
En büyük şehirleri, Charlotte, Raleigh (başkent), Greensboro, Winston-Salem, Durham ve Fayetteville’ dir.5 największych miast to Charlotte, Raleigh, Greensboro, Winston-Salem i Durham.
25 Mart - Suudi Arabistan Kralı Faysal, yeğeni tarafından vurularak öldürüldü.25 marca – król Arabii Saudyjskiej Fajsal ibn Abd al-Aziz Al Su’ud został zastrzelony przez swego bratanka.
Bu rekabet benim için de faydalı olacak.Ten wyścig by mnie zniszczył.
Bunun faydasını uzun vadede görürsünüz.Zapamiętam go na długo!
Karşılığında terhis edilmiş askerlerin faydalandığı haklara sahip olurlar.Ma tu więc miejsce pełne podporządkowanie podwładnych w zamian za uzyskiwane przywileje.
Bu kapsamda çıkartılan af yasasından 792 bin kişi faydalanmıştır.29 tys. ludzi nie podporządkowało się tej decyzji.
Bu ilimlerin hepsi de halk için faydalıdır.Swe zobowiązania będę pełnić w interesie wszystkich obywateli.
Faydacılığın kurucusu olarak da bilinir.Znany również jako Stregoni Benefici.
Suudi Arabistan Kralı Faysal hariç tüm Arap liderler cenazeye katıldı.Uczestniczył bowiem w pogrzebie króla Arabii Saudyjskiej Fahda.
Ayrıca öğrencilerimiz kiralık evlerden de faydalanabilmektedirler.Seniorzy mogą również czerpać korzyści w wynajmu dotychczasowego mieszkania.
Rastgele üretilen sayılardan faydalanılarak istatistiksel simülasyonlar Monte Carlo metoduyla yapılır.Losowanie konkretnych parametrów dla pojedynczej symulacji odbywa się z użyciem metody Monte Carlo.
1987'de Guillaume Faye aktif siyasi kariyerini bitirdi.W 1987 Lucien Van Impe zakończył swoją błyskotliwą karierę.
İsteyen hızlı internet (ADSL) hizmetinden faydalanabilir.Urządzenia w niej zamontowane pozwalają na korzystanie z internetu (ADSL).
İstihsal madde değil fayda yaratmaktadır.Czy cierpienie jest twórcze?
Pnömonide göğüs fizyoterapisinin faydası henüz belirlenmemiştir.Skuteczność fizjoterapii klatki piersiowej w leczeniu zapalenia płuc jak dotąd nie została określona.
TKC'ye göre faydalı köpekler kategorisindedir.Zgodnie z klasyfikacją amerykańską, psy w typie doga należą do grupy psów pracujących.
Hibrit modellerde bu indirimden faydalanamamaktadırlar.Hybrydowe - mody nie spełniające powyższych warunków.
Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı.Szybko zebrał swoje pierwsze doświadczenia wojenne.
Prens Abdullah Al-Faysal Stadyumu (al-Faysal diye de yazılır.)Stadion Księcia Abdullaha al-Fajsala (arab.