Ana içeriğe geç
Sözlük

fatura ile cümle

fatura kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom ve ben faturayı paylaştık.Tom and I split the bill.
Tom su faturasını ödemeyi unuttu.Tom forgot to pay the water bill.
Faturayı ödeyen kişi ben değildim.I wasn't the one who paid the bill.
Faturayı henüz ödemedim.I haven't paid the bill yet.
Faturayı ödemek için Sami'nin otuz günü var.Sami has thirty days to pay the invoice.
Tom'un bu faturayı ödemek için otuz günü var.Tom has thirty days to pay this bill.
Bu fatura bedelini ödemem gerektiğini mi düşünüyorsun?Do you think I need to pay this bill?
Bir fatura ister misin?Would you like a receipt?
Telefon faturanı henüz ödedin mi?Have you paid your phone bill yet?
Su faturasını ödemeyi unuttum.I forgot to pay the water bill.
Mary faturalarını ödemek için üç vardiya çalışmak zorundaydı.Mary had to work three shifts to pay her bills.
Mary faturalarını ödemek için üç vardiya çalışmak zorunda kaldı.Mary had to work three shifts to pay her bills.
Tom faturalarını ödemek için üç vardiya çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work three shifts to pay his bills.
Sami'nin ödenmemiş faturaları biriktiriyordu.Sami's unpaid bills were piling up.
Sami, Leyla'nın faturalarını ödedi.Sami paid Layla's bills.
Sami faturalarını ödeyebilir.Sami can pay the bills.
Telefon faturası bu ay çok yüksekti.The phone bill was very high this month.
Faturayı ödeyen sendin, değil mi?It was you who paid the bill, wasn't it?
Ödenir ödenmez bu faturayı yatıracağım.I'll pay this bill as soon as I get paid.
Ay sonuna kadar bütün bu faturaları ödemek zorundayım.I have to pay all these bills by the end of the month.
Tom elektrik faturasını ödemeyi unuttu.Tom forgot to pay the electric bill.
Onlar faturalarını ödediler.They paid their bills.
Faturalarını ödediler.They paid their bill.
Tom tüm faturalarını ödeyemedi.Tom couldn't pay all his bills.
Bu faturayı yarın ödemeye çalışacağım.I'll try to pay this bill tomorrow.
Tom fatura istedi.I asked for a receipt.
Onun suyunu kestiler çünkü o faturayı ödemedi.They cut off his water because he didn't pay the bill.
Fatura şiddetli bir tartışmanın fitilini ateşledi.The bill triggered a storm of outrage.
Faturamızı ödemeliyiz.We need to pay our bill.
Tom telefon faturasını ödememiş.Tom didn't pay his phone bill.
Bu faturayı kim ödeyecek?Who's going to pay this bill?
Müşteri hizmetleri, 15 Ocak 2014 tarihine kadar teknik olmayan ve faturalandırma sorularına açıktı.Customer service was available for non-technical and billing questions until January 15, 2014.
Stewart altıncı Shorty adında bir muhabiri olarak faturalandırma için gelmiştir.Stewart has sixth billing as a reporter named Shorty.
Faturalarını ödedi ve eve dönüşünü ayarladı.He paid her bills and arranged for her return home.
Bu tür fatura, genellikle Temsilciler Meclisinin özel üyelerinin faturalarıydı.Such bills were usually private members' bills from the House of Representatives.
Bu filmlerde, bireysel ahşap figürler Puppetoons olarak faturalandı.In these films, the individual wooden figures were billed as The Puppetoons.
Birçok İSS, çeşitli hizmetler ve faturalandırma hizmetleri için müşterinin MAC adresini kaydeder.Many ISPs register the client's MAC address for service and billing services.
Uygulama içi faturalandırma sistemi başlangıçta Mart 2011'de kullanıma sunuldu.The in-app billing system was originally introduced in March 2011.
Son fatura, tüketilen suşi tabaklarının sayısına ve türüne dayanmaktadır.The final bill is based on the number and type of plates of the consumed sushi.
Fotoğrafçılıkta "kayıp halka" ve "eksik bağlantı" olarak fatura edildi.It was billed as being the "missing link" in photography.
Yemek bitmiştir ve fatura gelir.The meal is over and it's time to settle up.
Milliyet. ^ "2012 Dolum Faturalarına Göre İlk 50 Yerli Albümleri" (PDF)."2012 Dolum Faturalarına Göre İlk 50 Yerli Albümleri" (PDF).
Satıcı bu faturanın bir kopyasını Faktoring Şirketi’ne gönderir.The Registrar shall transmit a copy of the answer to the appellant.
"Çin Demokrasisi albümünün başarılı olamamasının faturası Rose'un ortadan kaybolmasına kesildi"."Axl Rose absence blamed for failure of Chinese Democracy to hit top spot".
Ayrıca sert bir yüzeye üzerine ters çevrilmiş faturaların üzerindeki seri numaraları okuyabiliyordu.She could also read the serial numbers on bills when they were placed, face down, on a hard surface.
Çünkü, bunu yapacak faturalandırma sistemleri yok -- yoo, durun bekleyin!Because they don't, they haven't -- well, no, wait!
Sonra, e-mailleri kontrol edersin ve faturaları ödersinThen you check e-mails and pay bills.
Faturalarını zamanında ödeyip ödemediğini söyleyebilirim.I can tell if you pay your bills on time.
Ben bu ayin elektrik faturasıni öderim.<br />Çok ucuz olma.I will pay for this month's electricity bill. Don't be so cheap.
İşte otel faturanız.This is the hotel bill.
Saman yaparsa sorun bu indirdi fatura. ""Don't.
"Peşindeyseniz faturanızı mı, efendim?" Dedi."Is it your bill you're wanting, sir?" she said.
Faturaları seviyor--[Nick] She likes receipts--
Çocuğunuzu 10 dakikadan geç alırsanız, faturanuza 10 şekel ekleyeceğiz.If you pick your kid up more than 10 minutes late, we're going to add a 10 shekel fine to your bill.
Öncelikle, iki faturayı aynı bütçe altında birleştirmiyoruz.For starters, we had not budgeted on two daycare bills at once.
Onla ilk tanışmamız, bir faturayı ödemek zorunda olduğumuz bir zamana rastlamıştı.The first time I got in contact was when we had to pay a bill.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.In 2008 I flew to Sweden to pay the bill in cash.
Eve geldim, elektrikler yoktu, çünkü faturayı ödemeyi unuttum.Cheguei em casa e não tinha luz, né... Por que eu esqueci de pagar a conta.
Ben bekleyenlere faturaları yetiştirmeliyim. Tek senin mi acelen var ?Who do you think is really in a hurry?
Ve şimdi o öldü, gitti, bu ay faturaları ödeyemiyorum.And now that he is dead and gone, I'm screwed on bills this month.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod