farz ile cümle
farz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Ama herkesin tek başına seçim yapma baskısı altında büyüyüp gelişeceğini farzetmek bir hata olur.Проте не можна стверджувати, що кожен досягає успіху, якщо мусить робити вибір самостійно.
Ama herkesin tek başına seçim yapma baskısı altında büyüyüp gelişeceğini farzetmek bir hata olur.אבל זאת טעות להניח שכולם משגשגים תחת הלחץ של בחירה עצמאית.
Ama herkesin tek başına seçim yapma baskısı altında büyüyüp gelişeceğini farzetmek bir hata olur.ولكن من الخطأ ان نفترض ان الجميع قد يصيب او يبدع عند استقلاليته في الاختيار
Ama herkesin tek başına seçim yapma baskısı altında büyüyüp gelişeceğini farzetmek bir hata olur.一人で選択しながら 成長すると思うのは間違いです 米国人が持つ-
Ama oturup da düşününce aslında tesadüfi değişkenimizi bir değişkenin her bir anı farzedebiliriz. -Možná ale náhodná veličina může být nekonečně veliká - pokud uvažujeme každý případ.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.Jednak ten człon tutaj nie zależy od tego, co sobie założymy odnośnie zmiennej A.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.Nicméně tento termín nezávisí na tom, co předpokládáme pro proměnnou A.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.Nun nehmen wir einfach mal an, dass dieser Term hier nicht von Variable A abhängig ist.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.Tento výraz, však nezávisí od predpokladanej premennej A.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.Tuttavia, questo termine qui non dipende da quello che si assume per la variabile A.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.Ugyanakkor ez a kifejezés nem függ attól, amit az "A" változóról feltételezünk.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.В любом случае, он не зависит от переменной А.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.אבל, המרכיב הזה לא תלוי בהנחות שלנו עבור משתנה A.
Ancak buradaki terim A değişkeni için farzettiğimiz değere bağlı değildir.単なるBの関数です
Bakın...Kasabamızın üç "tabak" etrafında odaklandığını farz edin:우리 마을이 3개의 분야에 집중되어 있다는 상상을 해보라고 했죠.
Bakın...Kasabamızın üç "tabak" etrafında odaklandığını farz edin:"Uite, hai să ne imaginăm că orăşelul nostru e axat în jurul a trei platouri.
Bakın...Kasabamızın üç "tabak" etrafında odaklandığını farz edin:תראו, בואו נדמיין שהעיר שלנו ממוקדת סביב שלוש צלחות:
Bakın...Kasabamızın üç "tabak" etrafında odaklandığını farz edin:انظروا ، دعونا نتخيل أن مدينتنا ترتكز حول ثلاث أطباق:
Bakın...Kasabamızın üç "tabak" etrafında odaklandığını farz edin:町作りを考えたらどうか コミュニティという受け皿で 暮らし方を考え
Basit olmak adına, farzedelim ki bunların hepsi garanti.Dla uproszczenia załóżmy, że Jestem pewniakiem (wypłacalnym w 100%)
Basit olmak adına, farzedelim ki bunların hepsi garanti.Und nur zur Vereinfachung lass uns vorstellen dass ich garantiert bin.
Basit olmak adına, farzedelim ki bunların hepsi garanti.Và để đơn giản hóa, giả định rằng Tôi là một người đáng tin cậy
Basit olmak adına, farzedelim ki bunların hepsi garanti.V každém případě zpět k problému. Dost Salových komentářů.
Basit olmak adına, farzedelim ki bunların hepsi garanti.Και χάριν της απλότητας, ας υποθέσουμε ότι είμαι εγγυημένος.
Basit olmak adına, farzedelim ki bunların hepsi garanti.私は保証されています。 私は利用出来る最も安全な人です。
Ben enfekte olduğum zaman--farzedelim ki ben bir virüs ile enfekte oldum, tamam mı?Cuando yo me infectado--digamos que obtener infectado por un virus, ¿correcto? ~Pausa~
Ben enfekte olduğum zaman--farzedelim ki ben bir virüs ile enfekte oldum, tamam mı?-- dochodzi do zakażenia, powiedzmy, że złapałem jakiś wirus. To są komórki mojego ciała.
Ben enfekte olduğum zaman--farzedelim ki ben bir virüs ile enfekte oldum, tamam mı?예를 들어서 제가 바이러스에 감엽이 되었다고 합시다 .
Ben enfekte olduğum zaman--farzedelim ki ben bir virüs ile enfekte oldum, tamam mı?látkovou a buněčnou odpovědí je: když budu infikován, řekněme... řekněme infikován virem, dobře?
Ben enfekte olduğum zaman--farzedelim ki ben bir virüs ile enfekte oldum, tamam mı?Wir werden also infiziert, sagen wir, von einem Virus, ok ? Hier sind also zwei Körperzellen.
Ben enfekte olduğum zaman--farzedelim ki ben bir virüs ile enfekte oldum, tamam mı?היא: כאשר מדביקים, או נגיד שנדבקנו בנגיף כל שהוא. בתחילה כשהנגיף רק חדר לגופנו
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Am avea dreptate să presupunem că eul chiar e o fiinţă care trăieşte.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Avremmo ragione nel presumere che l'Io sia qualcosa di vivente.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Bylo by logické předpokládat, že já je skutečná žijící věc.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Chúng ta đã chính xác với giả thuyết rằng bản ngã của mỗi người là một thực thể sống.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Egész jogosan hihetnénk azt, hogy az én egy valódi létező valami!
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Estamos certos em assumir que o Eu é algo vivo.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Estaríamos en lo cierto si supusiéramos que el sí mismo es un auténtico ser vivo.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Kita mungkin benar dalam anggapan bahwa diri adalah sesuatu yang benar-benar hidup.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.자신이 실제로 살아있는 것이라고 짐작하는것에서는 맞을 수 있겠지요.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Mielibyśmy rację, zakładając, że własne 'ja' to żywa materia.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Nous aurions raison de supposer que le moi est une chose vivante réelle.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Vi skulle med rätt kunna anta att självet är ett levande ting.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.We zouden bijna gaan geloven dat het zelf een levend iets is.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Wir hätten Recht, wenn wir annehmen, dass das Selbst eine lebendes Etwas ist.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Θα ήταν σωστό να υποθέτουμε πως ο εαυτός είναι ένας ζωντανός οργανισμός.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Бихме били прави да предположим, че Аз-ът е живо същество.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Ми були б праві, вважаючи, що самосвідомість - це щось живе, реально існуюче.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Мы были бы правы, полагая, что это самосознание и есть наше существо.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.תהיה אמת בהנחה שהעצמי הוא יישות חיה וממשית.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.كنا لنكون صائبين في الاعتقاد أن الذات هي شيء موجود وحي.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.我地仲好去認為 黎個自我系個真實存在的東西。
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.推測しても間違いないでしょう でも それは投影されたもので
Bir yakın dönem çalışmasında, insanlara bir köpek sahibi olacaklarını farzetmelerini söyledik.Dalam sebuah penelitian mutakhir, kami meminta orang berandai-andai akan mendapatkan anjing.
Bir yakın dönem çalışmasında, insanlara bir köpek sahibi olacaklarını farzetmelerini söyledik.Dans une étude récente, nous avons demandé aux gens de supposer que vous alliez avoir un chien.
Bir yakın dönem çalışmasında, insanlara bir köpek sahibi olacaklarını farzetmelerini söyledik.Dejme tomu, že si například pořizujete psa.
Bir yakın dönem çalışmasında, insanlara bir köpek sahibi olacaklarını farzetmelerini söyledik.Egy felmérésben nem rég arra kértük az embereket, képzeljék el, hogy egy kutyát készülnek venni.
Bir yakın dönem çalışmasında, insanlara bir köpek sahibi olacaklarını farzetmelerini söyledik.En un estudio reciente, preguntamos a la gente, supongan que están a punto de adquirir un perro.
Bir yakın dönem çalışmasında, insanlara bir köpek sahibi olacaklarını farzetmelerini söyledik.I et studie fornyeligt, bad vi folk om at forestille sig at de skulle til at anskaffe sig en hund.
Bir yakın dönem çalışmasında, insanlara bir köpek sahibi olacaklarını farzetmelerini söyledik.In een recente studie vroegen we mensen: stel dat je een hond gaat halen.