farz ile cümle
farz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Farzedelim ki sana 3 nolu perdeyi gösterdiler. ve o 3 numaralı perdede de keçi olsun.И така, нека кажем, че ви покажат завеса номер три, и тази завеса номер три съдържа козата.
Farzedelim ki sana 3 nolu perdeyi gösterdiler. ve o 3 numaralı perdede de keçi olsun.Скажімо ведучий показує вам що за завісою №3, а за цією завісою №3 знаходиться козел.
Farzedelim ki sana 3 nolu perdeyi gösterdiler. ve o 3 numaralı perdede de keçi olsun.אז נגיד שהם הראו לכם את ווילון מס' 3, ומאחוריו הייתה העז.
Farzedelim ki sana 3 nolu perdeyi gösterdiler. ve o 3 numaralı perdede de keçi olsun.開かれたと考えてみよう。 するとドア3はヤギだった。 次にスタッフは尋ねる、
Farz edelim ki...Sẽ ra sao nếu...
Farzedelim ki, +s ve +r olması şartıyla C'nin olasığını hesaplamak istiyoruz.Předpokládejme, že chceme spočítat pravděpodobnost C za předpokladu +s a +r.
Farzedelim ki, +s ve +r olması şartıyla C'nin olasığını hesaplamak istiyoruz.Załóżmy, że chcemy poznać prawdopodobieństwo C pod warunkiem +s i +r
Farzedelim ki, +s ve +r olması şartıyla C'nin olasığını hesaplamak istiyoruz.Скажем, нам нужно расчитать вероятность Облачно ли на улице, при условии s+ и r+.
Farzedelim ki, +s ve +r olması şartıyla C'nin olasığını hesaplamak istiyoruz.スプリンクラーと雨が 常に真であるという制約を与えます
Farz edelim ki tip B'nin 0 arkadaşı var.B נניח שלטיפוס יש 0 חברים
Farz edelim ki tip B'nin 0 arkadaşı var.Nimm an "Typ B"s hätten 0 Freunde.
Farz edelim ki tip B'nin 0 arkadaşı var.Supponiamo che i tipi B abbiano 0 amici.
Farz edelim ki tip B'nin 0 arkadaşı var.Υπέθεσε ότι ο τύπος Β έχουν 0 φίλους
Farz edelim ki tip B'nin 0 arkadaşı var.タイプBと友達になれるはずがありません
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Donc imaginez que vous regardez quelque chose comme un cable portant un feu de circulation.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Dus stel je voor dat je ergens naar kijkt bijvoorbeeld een verkeerslicht aan een kabel.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Hãy tưởng tượng bạn đang nhìn một vật như cáp điện của đèn giao thông chẳng hạn.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Imaginaţi-vă că vă uitaţi la ceva ca un cablu care susţine o lampă de trafic.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Imaginem que estão a olhar para uma coisa como um cabo que suporta um semáforo.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Imaginen que están observando algo como el cable que soporta un semáforo.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Immaginate di guardare qualcosa, come un cavo che sostiene un semaforo.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Képzeljék el hogy megfigyelnek valamit, olyasmit mint egy kábelt mely egy közlekedési lámpát tart.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.맨하탄의 교통 신호등을 지탱하고 있는 줄이 보이지요?
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Predstavte si, že sa dívate na niečo ako kábel držiaci semafor.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Představte si, že se díváte na něco jako lano na semaforu.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Så, forestil jer, I ser på noget, som et kabel, der holder et trafiklys.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Stellen Sie sich vor, sie schauen auf so etwas, wie z.B. ein Kabel, an dem eine Ampel hängt.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Widzimy drut telefoniczny. Widzimy drut telefoniczny.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Φανταστείτε ότι κοιτάζεται κάτι, όπως ένα καλώδιο που στηρίζει ένα φανάρι κυκλοφορίας.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Итак, представьте, что вы смотрите на стальной трос, к которому подвешен светофор.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.Представете си, че гледате към стоманено въже, поддържащо уличен светофар.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.אז דמיינו שאתם מסתכלים על משהו כמו כבל שתומך ברמזור.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.تخيلوا أنكم تنظرون إلى جسم ما كالسلك الذي يدعم إشارة المرور الضوئية.
Farz edelim ki, trafik ışığı kablosu gibi bir şeye bakıyorsunuz.見ていると想像してください マンハッタンの、セントラル パークにいます-あまり関係ありませんが-
Farz edelim ki...Was wenn...
Farz edelim ki yapay yer fıstıkları yerine... ...bu küçük, tatlı çikolataları... ...alalım.Kini anggaplah ini bukan kacang dari gabus namun cokelat kecil yang cantik ini dan kita memilikinya.
Farz edelim ki yapay yer fıstıkları yerine... ...bu küçük, tatlı çikolataları... ...alalım.자 이제 스티로폼 조각 대신에 다음의 상황을 가정해 봅시다 우리는 사랑스러운 작은 초콜릿을 받았습니다. 스티로폼 대신에 말입니다.
Farz edelim ki yapay yer fıstıkları yerine... ...bu küçük, tatlı çikolataları... ...alalım.Stel nu dat we in plaats van piepschuimballetjes deze mooie kleine chocoladen cadeautjes zouden nemen .
Farz edelim ki yapay yer fıstıkları yerine... ...bu küçük, tatlı çikolataları... ...alalım.Teraz przypuśćmy, że zamiast styropianu dostajemy smakowite czekoladki. dostajemy smakowite czekoladki.
Farz edelim ki yapay yer fıstıkları yerine... ...bu küçük, tatlı çikolataları... ...alalım.Теперь предположим, что вместо пенопласта у нас вкусные маленькие шоколадки, которые мы получаем и отдаем.
Farz edelim ki yapay yer fıstıkları yerine... ...bu küçük, tatlı çikolataları... ...alalım.כעת, נניח שבמקום בוטני קלקר, ניקח את השוקולדים הנחמדים שקיבלנו ונשתמש בהם.
Farz edelim ki yapay yer fıstıkları yerine... ...bu küçük, tatlı çikolataları... ...alalım.و الآن افترضوا أنه بدل القطع الصغيرة للستايروفوم، أخذنا قطع شوكلاته صغيرة و جميلة و كانت بحوزتنا بديلاً.
Farz edelim ki yapay yer fıstıkları yerine... ...bu küçük, tatlı çikolataları... ...alalım.この美味しそうなチョコを 持っているとしましょう 何人かは 渡す代わりに
Farz edelim ki...Αν...
Farz edelim ki...Ами ако...
Farz edelim ki...Що, якби...
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Asumamos, por ejemplo, que el primer caso ocurra en Asia del Sur.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.자, 남아시아에서 질병이 처음 발생했다고 가정해 봅시다.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Laten we bijvoorbeeld aannemen dat het eerste geval in Zuid-Azië voorkomt.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Nehmen wir zum Beispiel an, dass der erste Fall in Südasien auftritt.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Să presupunem, de exemplu, că primul caz apare în Asia de sud.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Suponhamos, por exemplo, que o primeiro caso ocorre no sul da Ásia.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Supponiamo, per esempio, che il primo caso si verifichi in Asia meridionale
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Supposons, par exemple, que le premier cas se déclare en Asie du Sud.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Załóżmy, na przykład, że pierwszy przypadek ma miejsce na południu Azji.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Нека да предположим, например, че първия случай ще се появи в южна Азия.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Предположим, что первый случай заболевания фиксируется, к примеру, в Южной Африке.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.נניח, לדוגמה, שהמקרה הראשון מתרחש בדרום מזרח אסיה.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.لنفرض، على سبيل المثال، أن أول حالة ظهرت في جنوب آسيا.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.最初はゆっくりと広がります