farksız ile cümle

farksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Gresset blir tørt, blomsten visner når Herrens ånde blåser på det; ja sannelig, folket er gress.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Het gras verdort en de bloem verwelkt onder de adem van God. En zo gaat het ook met de vergankelijke mens.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Iarba se usucă, floarea cade, cînd suflă vîntul Domnului peste ea.`` -În adevăr, poporul este ca iarba:
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.풀은 마르고 꽃은 시듦은 여호와의 기운이 그 위에 붊이라 이 백성은 실로 풀이로다
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Megszáradt a fû, elhullt a virág, ha az Úrnak szele fuvallt reá; bizony fû a nép.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.ruoho kuivuu, kukkanen lakastuu, kun Herran henkäys puhaltaa siihen. Totisesti, ruohoa on kansa.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Seca-se a erva, e murcha a flor, soprando nelas o hálito do Senhor. Na verdade o povo é erva.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Secca l'erba, il fiore appassisce quando il soffio del Signore spira su di essi
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Trava sahne, cvetica vene, ker veje nanjo dih GOSPODOV. Res, ljudstvo je trava!
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.tráva uschla, kvet uvädol, lebo Duch Hospodinov ho ovanul. Áno, ľud je skutočne trávou.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Trawa usycha, kwiat opada; skoro wiatr Pański powionie nań; zaprawdęć ludzie są tą trawą.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Usychá tráva, květ prší, jakž vítr Hospodinův povane na něj. V pravděť jsou lidé ta tráva.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Ο χορτος εξηρανθη, το ανθος εμαρανθη διοτι πνευμα Κυριου επνευσεν επ' αυτο χορτος τη αληθεια ειναι ο λαος.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Засыхает трава, увядает цвет, когда дунет на него дуновение Господа: так и народ – трава.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.Тревата съхне, цветът вехне; Защото дишането Господно духа върху него; Наистина людете са трева!
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.יבש חציר נבל ציץ כי רוח יהוה נשבה בו אכן חציר העם׃
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.يبس العشب ذبل الزهر لان نفخة الرب هبت عليه. حقا الشعب عشب.
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.草 必 枯 乾 、 花 必 凋 殘 、 因 為 耶 和 華 的 氣 吹 在 其 上 . 百 姓 誠 然 是 草
RABbin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ottan farksızdır.草必枯乾 、 花必 凋殘 、 因為 耶和華 的 氣吹 在 其上 . 百姓 誠然 是 草
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Điều này thực sự là như mò kim đáy bể, vì vậy cô ấy hỏi tất cả thứ mà cô ấy có thể nghĩ ra.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Era căutarea unui ac în carul cu fân așa că a urmărit tot ce i-a trecut prin cap.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Era mesmo como procurar uma agulha num palheiro, por isso perguntou tudo o que se lembrou.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Era una búsqueda tipo aguja en un pajar, así que preguntó todo lo que se le ocurrió.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Es war wirklich eine Suche nach der Nadel im Heuhaufen, daher stellte sie jede Frage, die ihr in den Sinn kam.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Ini benar-benar seperti mencari jarum dalam jerami, jadi dia menanyakan semua hal yang dia pikirkan.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.건초더미에서 바늘찾기와 같았죠. 그래서 떠올릴 수 있는 모든 질문을 해봤습니다.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Si trattava veramente di cercare un ago in un pagliaio, quindi chiese tutto quello che le veniva in mente.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Sökandet var verkligen av typen en nål i en höstack, så hon frågade om allting som hon kunde komma på.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Ten výzkum byl vskutku podobný hledání jehly v kupce sena, takže se vyptávala na všechno, co mohla.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Ze zocht naar een naald in een hooiberg, dus vroeg ze alle mogelijke dingen.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Това беше игла в купа сено и тя изследваше всичко, за което се сетеше.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Це було неначе шукати голку в стозі сіна, отже вона питала про все, що спаде на думку.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Это был как раз случай поиска иголки в стоге сена, так что она спрашивала обо всём, что взбредёт в голову.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.זה היה כמו חיפוש מחט בערימת שחת, לכן היא שאלה כל דבר שיכלה להעלות על דעתה.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.هذا البحث كان بالفعل يماثل البحث عن إبرة في كومة قش. وبالتالي سألت كل شيء يمكنها أن تفكر به.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.そこで彼女は思いつくこと全てを問いました 癌の子供たちは飴を食べていたか?
Siz engereklerden ve hırsızlardan farksızsınız. Ebedi tanrının izniyle sizi defedeceğim."Te semmit, de a tolvajok, esküszöm, hogy elűz ki innen"
Siz engereklerden ve hırsızlardan farksızsınız. Ebedi tanrının izniyle sizi defedeceğim."Vous n'êtes rien d'autre que des voleurs, je jure de vous bouter hors d'ici"
Siz engereklerden ve hırsızlardan farksızsınız.I er ikke andet en slanger og tyve.
Siz engereklerden ve hırsızlardan farksızsınız.Jesteście legowiskiem żmij i złodziei.
Siz engereklerden ve hırsızlardan farksızsınız.Είστε οχιές και κλέφτες.
Siz engereklerden ve hırsızlardan farksızsınız.Вие сте свърталище змии и крадци.
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Digo, además, que entre tanto que el heredero es niño, en nada difiere del esclavo, aunque es señor de todo
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.내가 또 말하노니 유업을 이을 자가 모든 것의 주인이나 어렸을 동안에는 종과 다름이 없어서
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Mondom pedig, hogy a meddig az örökös kiskorú, semmiben sem különbözik a szolgától, jóllehet ura mindennek;
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Mówię tedy: (bracia!) Pokąd dziedzic jest dziecięciem, nic nie jest różny od sługi, panem będąc wszystkiego;
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Pravim pa, dokler je dedič nedoleten, se nič ne razločuje od sužnja, čeprav je vsega gospodar;
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Pravímť pak, že pokudž dědic maličký jest, nic není rozdílný od služebníka, jsa pánem všeho,
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Vả , tôi nói rằng người kế_tự dầu là chủ của mọi vật , mà đương còn thơ_ấu , thì chẳng khác chi kẻ tôi_mọi ;
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Vả, tôi nói rằng người kế tự dầu là chủ của mọi vật, mà đương còn thơ ấu, thì chẳng khác chi kẻ tôi mọi;
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Λεγω δε, εφ ' οσον χρονον ο κληρονομος ειναι νηπιος, δεν διαφερει δουλου, αν και ηναι κυριος παντων,
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Глаголю ж: доки наслїдник малолїток, доти не відрізняеть ся від слуги, хоч він і пан усього,
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.Еще скажу: наследник, доколе в детстве, ничем не отличается от раба, хотя и господин всего:
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.ואני אמר היורש כל עת היותו קטן אין הבדל בינו ובין העבד אף אם הוא אדון הכל׃
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.وانما اقول ما دام الوارث قاصرا لا يفرق شيئا عن العبد مع كونه صاحب الجميع.
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.我 說 那 承 受 產 業 的 、 雖 然 是 全 業 的 主 人 、 但 為 孩 童 的 時 候 、 卻 與 奴 僕 毫 無 分 別
Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.我 說 那 承受 產業 的 、 雖然 是 全業 的 主人 、 但 為 孩童 的 時候 、 卻與 奴僕 毫無 分別
Ve aslında dönüştürmekten kastettiğim, bir elipsi daireye dönüştürmekten farksız.En dat is niet anders dan het verschuiven van een parabool of een cirkel.
Ve aslında dönüştürmekten kastettiğim, bir elipsi daireye dönüştürmekten farksız.E spostarla in realtà non è diverso dallo spostare un'ellisse o un cerchio.
Ve aslında dönüştürmekten kastettiğim, bir elipsi daireye dönüştürmekten farksız.Przesuwanie wygląda w zasadzie tak samo jak przesuwanie elips i okręgów.
İlgili Sayfalar