Sonuçta, kaç tane farklı okula devam ettin?All in all, how many different schools have you attended?
Tom'un durumu farklıydı.Tom's situation was different.
Kadınlar erkeklerden farklı olarak değerlendirilir.Women are judged differently than men.
Şimdi işler oldukça farklı.Things are quite different now.
Ben başka hiçbir anneden farklı değilim.I'm no different from any other mother.
Bugün işler çok farklı.Things are very different today.
Dünya'da genelindeki yerçekimi farklılıklarına yerçekimi anomalileri denir.The differences in gravity across Earth are called gravity anomalies.
Farklı bir yöntem uygulamak zorunda olabilirim.I may have to change tack.
Biz hayat konusunda farklı görüşlere sahibiz.We have different views on life.
Farklı kültürlerden insanların az çok kişisel alana ihtiyacı vardır.People in different cultures need more or less personal space.
Burada Boston'da koşullar farklıdır.Here in Boston, things are different.
Bazı farklılıklar var.There are some differences.
Bu oyun Avustralya'da farklı oynanır.This game is played differently in Australia.
Ebeveynlerimiz orada değilken küçük erkek kardeşim tamamen farklı bir tavır alır.When our parents aren't there, my younger brother takes on a completely different manner.
Farklı bir tarayıcı kullanmayı deneyin.Try using a different browser.
Tom, Mary'ye farklı biçimde davrandı.Tom treated Mary differently.
Biz farklı insanlarız.We are different people.
Bir şeyi farklı yapacak olsan o ne olurdu?What's the one thing you would have done differently?
Yeni baştan yapman gerekse neyi farklı yapardın?If you had to do it all over again, what would you do differently?
Biz biraz farklıyız.We're a little different.
Benim durumum farklı.My situation is different.
Çocuklar yol boyunca farklı hayaletevlerden dehşet içinde koşarak geldiler.Children came running in terror from the different spookhouses along the street.
Bu kere farklı olacak.This time is going to be different.
Bu defa farklı olacak.This time is going to be different.
Ben bugün farklı bir şey yapma ihtiyacı hissediyorum.I feel the need to do something different today.
Biz farklılıklarımızı bir kenara ve grubumuzu bir arada koymalıyız.We must put our differences aside and band together.
Hayvanları yeme, insan yeme ve yamyamlıktan o kadar farklı değildir.Eating animals is not that different from anthropophagy or cannibalism.
Öpücüğün bir çok farklı türleri var.There are many different types of kisses.
Sen SATA kablosunu farklı bir yuvaya taktın.You plugged the SATA cable to a different slot.
Annem ve ben tamamen farklıyız.My mother and I are completely different.
Boston Şikago'dan çok farklı.Boston is very different from Chicago.
Tom dört farklı üniversitelerden prospektüsleri sipariş verdi.Tom ordered prospectuses from four different universities.
Bizler başka herhangi birinden farklı değiliz.We're no different from anyone else.
Biz başka birinden farklı değiliz.We're no different from anyone else.
Ben çok mu farklıyım?Am I so very different?
Bir blender birlikte farklı gıdaların karışımı sağlar.A blender lets you mix different foods together.
Farklı bir şekilde gittim.I went a different way.
Maaşım bana uymuyor. Farklı bir iş arayacağım.My salary doesn't suit me. I am going to look for a different job.
Hiç kimse farklı hissetmek veya dışarıda bırakılmak istemiyor.No one wants to feel different or left out.
Tom, bunu farklı bir şekilde yapmayı denememizi önerdi.Tom suggested that we try doing this a different way.
O tamamen farklı bir fenomendir.That's a completely different phenomenon.
Kocamın durumu farklı.My husband's situation is different.
Anlamlı farklılıklar bulundu.Significant differences were found.
O belirgin biçimde farklı bir yaklaşım.It's a markedly different approach.
Onun hakkında oldukça farklı düşünüyorum.I think about it quite differently.
Farklı bir şey yapıyor musun?Are you doing anything differently?
Bu projeyi farklı kılan nedir?What makes this project different?
Yarın oldukça farklı olabilir.Tomorrow might be quite different.
Farklı olanlar biziz.We're the ones who're different.
Hepimizin farklı ödevleri vardı.We all had different assignments.
Bu sefer bir şey farklı mıydı?Was anything different this time?
Ben farklı bir şey yapmazdım.I wouldn't do anything different.
Tom'u da seviyorum ama farklı bir şekilde.I love Tom, too, but in a different way.
Tom'un yaklaşımı biraz farklıdır.Tom's approach is somewhat different.
Tom ve ben o kadar da farklı değiliz.Tom and I are not all that different.
Sadece farklı görüşlerimiz var.We just have differing opinions.
Tom farklı bir bakış açısı sundu.Tom offered a different perspective.
Tom farklı bir perspektif önerdi.Tom offered a different perspective.
Bu kezi farklı kılan şey nedir?What makes this time different?
Tom'un yaklaşımı farklı olacak.Tom's approach will be different.