Sanırım onun hakkında uzun süre düşündüğünde o farklıdır.I suppose it's different when you think about it over the long term.
Teoride, teori ve uygulama arasında farklılık yok. Ama uygulamada var.In theory, there is no difference between theory and practice. But, in practice, there is.
Senin yaşam felsefen benimkinden farklı.Your philosophy of life varies from mine.
Senin fikirlerin benimkinden farklı.Your ideas are different from mine.
Fikriniz benimkinden tamamen farklı.Your idea differs entirely from mine.
Senin fikrin benimkinden çok farklı.Your opinion is far different from mine.
Söylediğin şey ondan duyduğum şeyden oldukça farklı.What you say is quite different from what I heard from him.
Sizin yöntem benimkinden farklı.Your method is different from mine.
Kuvvetli rüzgar farklı yerlerde elektrik tellerini kesti.The strong wind cut the electric wires in several places.
Seyirci onun performansına farklı şekillerde tepki gösterdi.The audience reacted in different ways to her performance.
Şehirde yaşamak kırsalda yaşamaktan oldukça farklıdır.Living in the town is quite different from living in the country.
İnsanlar yurt dışına çıktıklarında farklı davranır mı?Do people behave differently when they go abroad?
Bir şirketin yönetimi bir şirketin mülkiyetinden farklıdır.Management of a company is different from ownership of a company.
Biz zengin ya da fakir olup olmadığımıza göre, olayları farklı görürüz.We see things differently, according to whether we are rich or poor.
Bu soruna farklı açılardan yaklaşmalıyız.We should approach this problem from different angles.
Bir şarkıcı olduğunu düşündüğüm kız farklı bir kişi olduğunu kanıtladı.The girl who I thought was a singer proved to be a different person.
Ne yapılması konusunda benim görüşüm onunkinden farklıydı.My view was different from his as to what should be done.
Ben çok farklı görünüyorum.I look very different.
Bazı konularda onlardan farklıyız.We differ from them in some respects.
Londra Tokyo'dan iklim olarak farklıdır.London is different from Tokyo climatically.
Londra'nın iklimi Tokyo'nunkinden farklıdır.London's climate differs from that of Tokyo.
Aslan ve kaplan kedinin iki farklı türüdür.The lion and the tiger are two different species of cat.
Avrupa'da bir sürü farklı insan var.There are a lot of different people in Europe.
Daha deneyimli bir avukat, dava ile farklı bir şekilde ilgilenirdi.A more experienced lawyer would have dealt with the case in a different way.
Tabii ki yaşam tarzımız Amerika'dan farklı.Of course our lifestyle is different from America.
Amerikalılar Japonlardan farklı bir şekilde cevap verirdi.Americans would have responded differently from Japanese.
Oldukça farklı bir nedenden dolayı ona yazdım.I wrote to him for quite another reason.
Bill kardeşinden tamamen farklıdır.Bill is completely unlike his brother.
Cevaplarının neden benimkilerden farklı olduğunu kontrol edelim.Let's check why your answers differ from mine.
Tüm insanlar arkadaş olabilir, dilleri ve adetleri farklı olsa bile.All people can become friends, even if their languages and customs are different.
Onlar adeta farklılar.They are merely different.
Bu iki farklı şekilde okunur.That reads two different ways.
Bu ve şu iki farklı hikayedir.This and that are two different stories.
İki ülke dinde ve kültürde farklıdır.The two countries differ in religion and culture.
Soruna farklı bir bakış açısından bakalım.Let's look at the problem from a different point of view.
Biz, sorunun çözümüne gelince farklılık gösterdik.We differed as to the solution to the problem.
Eğer problemi çözemezsen, farklı bir metot denemen daha iyi olur.If you cannot work out the problem, you had better try a different method.
Kitabın farklı sayfalarında resimler vardır.There are pictures on alternate pages of the book.
İki erkek kardeş görünümde oldukça farklı.The two brothers are quite unlike in their appearance.
O iki fikir oldukça farklıdır.Those two ideas are quite distinct.
O bakımdan benim görüşüm sizinkinden farklıdır.In that respect, my opinion differs from yours.
Köy artık on yıl önce olduğundan çok farklı.The village is now very different from what it was ten years ago.
Köy şimdi eskisinden farklı.The village is now different from what it used to be.
Ülke sadece savaştan sonra olduğundan çok farklı.The country is very different from what it was just after the war.
Oyun orijinal hikayeden farklılık gösterir.The drama differs from the original story.
Ölçümler bireyden bireye farklıdır.Measurements are different from individual to individual.
Jimmy'nin resimleri diğer insanlarınkinden farklıydılar.Jimmy's pictures were different from other people's.
Şimdi farklı bir soruna dönmeliyiz.We now turn to a different problem.
Bu el yapımı eşyalar kalite olarak farklıdır.These hand-made articles differ in quality.
Bu, istediğimden biraz farklı.This is little different from what I want.
Bu, beklediğimden farklı.This is different from what I expected.
Farklı renkte aynı şeyden var mı?Do you have the same thing in a different color?
Bu soruna farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach this problem from a different aspect.
Bu probleme farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach this problem from a different aspect.
Bu kutu diğerinden farklı bir renktedir.This box is a different colour to that one.
Bu bahçede farklı türlerde bitkiler var.There are plants of different kinds in this garden.
Bu kent 10 yıl öncekinden oldukça farklı.This town is quite different from what it was ten years ago.
Bu masa sipariş ettiğimden farklı.This desk is different from the one I ordered.
Bu çiçek Hokkaido'nun farklı bölgelerinde bulunur.This flower is found in different parts of Hokkaido.
Bu ceketin farklı renkleri var mı?Do you have this jacket in different colors?